her yerde karşıma çıkan, mütemadiyen laf sokan,sevip sevmemekte kararsız kaldığım insan. aynı fakülte çatısı altında bulunmamız gerekirken, ikimizin de hala o fakültede bir türlü yerleşik düzene geçememiş olması kaderin bir cilvesi olsa gerek.
ayrıca mat1 i ondan önce geçersem döveceğini iddia etmekteydi bir zamanlar.
her türlü ortamda "makam mevki önemli değil", "girinin uzunluğu değil işlevi", "ben statüye önem vermem düşüncelerim konusur" "magazin izlemem jazz konserlerine bayılırım" tarzı beyanatlarıyla bizi bizden alan elit kişilik; en olmadık yerde girdiği ironik başlıklarla ironi sanatını baştan yazmış usta bir kalem; hıncal uluç etkili yazılarıyla eksilendiğinde küplere binen karşındakinin adalet anlayışını kendi mantık süzgecinden geçirmeye çalışırken gideri tıkayan, kendisi hakkındaki giriler yazılırken bile karışmadan duramayan, övdüğü mü yerdiği mi belli olmayan bol maydanozlu laf salatası yazar.
garip bir bağ kurduğum adam. tam olarak çözemediğim ne olduğunu ama ne zaman yanyana gelsem bir dil atma ihtiyacı duyuyorum. umarsızca savuruyorum dilimin kıvrımlarını. karşılıksız bırakmıyor o da. bir gün gaza gelip french kiss yapacağız diye korkuyorum.
not: aklıma gelmişken ekleyeyim, asansöre yalnız binilmemesi gereken biri ayrıca.
bıyıkları var. güzel. şapkası da var o da güzel.
zamanında yerinden etmişim, bilsin ki o benim yerimdi zaten. yanında oturdum bugün, affetti.
bir de ben anlamadan fotoğrafımı mı çekti ne? istiyorum çektiyse.
yoğun adam sırf bana ayıramaz ki zaman.
ya nasıl tanıştık anımsayamasam da sohbeti cici mi cici, lafları tatlı mı tatlı, yeni ev hazırlığıyla uğraşan şirin yazar. hoşgelmiş iyi ki de gelmiş. kendinin de ifade ettiği gibi : çok sempatik ifade...
bugün gözlerimin önünde 2.5 lt, yeni açılmış, nerdeyse soğuk kolayı içmiş bir yazardır kendileri. ebem de içer demeyin, ebeniz 23 dakikada bardağa ancak doldurur o kadar kolayı ama bu adam hepsini içti. gerçi bardağa ben doldurdum lan, saymıyorum bunu, bi daha bana ne.
kendisinin bana olan 106 liralık borcunu, aylardır kraker ve süte yatırarak, bilgisayar başında sözlükte hoş vakit geçirip, beni zor durumda bırakan yazar.
yeni yaşı için nickaltına güzel bir doğum günü girisi yazmak istediğim yazar. ama düşün düşün bir şey yazamıyorum. girilerini okudum da şimdi pek bi cool. beğenmez falan eleştirir, korkuyorum.
ankaranın taşına bak gözlerimin yaşına bak...
öyle çok seviyormuş ki anlatamam.. o da anlatamadı zaten neyini sevdiğini ankaranın..
şaka lan.. *
bir gün izmir'e gelirse gezdirmekten zevk duyarım.. güzel yerlere götürürüm.. bak herzevekil bu deniz içinde garip canlılar var, biz de yüzüyoruz burada derim.. yunanlar derim deniz derim..
kızar bana bilirim..
ama kızdırmak değil derdim..
ankaraya düşer ise bir gün yolum gösterir misin bana taşı toprağı.. *
bazı girilerini gereksiz yere kişisel gördü. değersiz etkileşimlerini elinden geldiğince buraya yazacak.
- hiç arı maya silgisi olmadı. olduysa da bilmiyor. arı maya silgisi diye bir şey olduğunu öğreneli bir sene olmadı daha.
- opel corsa toyota corona lafındaki espriyi geçenlerde bir honda ilanı görünce anladı. mal sanki.
- murathan mungan şiir kitabını birkaç sayfa okuduğundan beri şair kimliğiyle gündemine gelmedi. birisi murathan mungan derse aklına cinsel kimliği gelir sadece.
- şu aralar şizofreniden çekiniyor. bir de basurdan. çok oturuyor.
- kendisine fabrikasyon hatası bir buz parmak denk geldiğini söylüyordu zamanında. acaba hareket çekeni var mıdır diye düşünüp uydurmuş ve kendi uydurduğuna inanmış olabilir. hatırlamıyor.
- itilmekle, kakılmakla, seri eksilenmekle ıslah olacak adam değil. allah ıslah etsin.
- daha demin kardeşini korkutmak için yatakla duvarın arasına pısıp yarım saat bekledi. ilgisiz diyenler utansın.
- bayram ziyaretine gelen beş misafir bebesi hasta yattığı odada kafasını sikiyor ama o ses etmiyor. peygamber gibi adam.
- lisedeyken "piyer..." diyerek gerilen arkadaşının önündeki topa "luici kollina" diye tamamlayıp vurmuş futbolla iç içe bir insan. o derece sistem adamı.
benim memelerimi benden daha iyi tanıyor. hayır , sakın yanlış anlaşılmasın, şimdiye kadar sütyenimin kupuyla, bedenini karıştırmışım. hatta kup denilen şeyden bile haberim yoktu. o bana bunların varlığını gösterip, doğruyu bulmamı sağladı. meme sevgisi inanılmaz. *
not: aseksüelim.
eğlenilecek erkek var, evlenilecek erkek var diye boşa dememişler. ya da öyle bir şey demişler ama kadın için mi erkek için mi tam bilmiyorum. ama bu adam evlenilecek bir erkek. bildiğin kek yapıyo lan bu, bi de soruyo "neyli yapsam acaba, ayy kurabiye mi yapsam çikolatalı" diyo. sus lan ayıp, yapan var yapamayan var. hey allah' ım güzel ama becereksiz kızların dikkatine, göze ve mideye hitap ediyor bu adam.
kendisini hiç tanımam etmem. sözlükte dolanırken en fazla beş ya da altı girisini falan okumuşumdur farkında olmadan. hakkındaya da bir kere olsun bakmışlığım yok ki kaçıncı nesil olduğunu an itibariyle ilk giride öğrendim. ama bu yazarın adı rüyama girmiş yahu. bu sabah kalktığımda "herzevekil hayır" cümlesi dolandı kafamda. hani bir şarkı takılır ya içinizden dilinize, sözlerini de bilmez sinir olursunuz, işte öyle. işe gelene kadar söylendim durdum. ne anlama geldiğini de bilmiyorum. her zevke kıl gibi bir anlamı olduğunu varsaydım. şimdi hem anlamını hem de bir yazar olduğunu öğrendim. arkadaşım iyi misin yavv? malum mu oldu nedir?
kesinlikle ve kesinlikle tabu denilen lanet oyunda rakip takımda olunmayası insan evladı. bu adamla kazara 3 kere rakip oldum ve sonum hüsran oldu. çamuru bile öyle zamanlamalı yapıyor ki matteo ferrari'nin rakibi ceza sahası içinde hafiften çekip doğru zamanda bırakması gibi, hiç penaltı olmuyor. * işin özüne bakarsan tabi; bu adam biliyor abi. her boku bilmiyor ama her insanın yetişemeyeceği şeyleri biliyor. ha bir de meme cidden mühim. *