6.nesil yazar.
böyle yazıp geçemeyeceğim biri.üzgünüm bi tanımı yok bu girinin.tasviri yok.eksik kalsın istemem hiçbir şey.tadsız tutsuz yavan kelimeler mi sıkıştırıyım adet yerini bulsun diye? kesinlikle olmaz,bu adam için sıfat beklemeyin benden.
"dil yetenek işi,zeka da gerektirir,bi tutku." kendi laflarından alıntı bunlar.bu kadar yakınıma gelmişken bana seni anlatıcak dilin tutkusunu da ver.
..gibisinden bir giriyle artistliğini tavan ettirmenin verdiği gurur içindeyim.
doğum günü bugün olan yazardır.
uzaklarda olduğu için biraz içim burulsa da döndüğünde davullu zurnalı bir parti yapmamı engelleyecek bi sebep bulamıyorum.seviyoruz,bitiyoruz kendisine.
kimbilir belki uslu bir çocuk olursa şirinleri bile görebilir kutlamalarda başına konfeti yağarken.
amiyane tabirle bildiğiniz ipne yazar. geçenlerde o naif görüntüsünün altında, ne kadar harikulade bir ipnelik potansiyelinin saklı olduğunu gördüm.
bildindiği gibi bu arkadaş apertura 2009 kapsamında bayan münih'in bünyesine dahil oldu. kardeşim hep mi bizi psikopatlar buluyor anlamıyorum? hani bünyesinde ıssız*, karga* ve beni bulunduran takımdaki cenabetlik mefhumunun ne derecede malum olduğu tartışılmaz bir gerçek herhalde. halbuki bu negatif etkiyi azaltacak (dikkat edilirse azaltacak diyorum, hani bitirecek demiyorum, çünkü aşikar bir ıssız kavramı var, ne yapalım biz onu böyle kabul ettik artık) bir oyuncu arıyorduk. nitekim bizim herut geldi, adam güya takımdaki ıssız faktörünü minimize edip, limitini sıfıra götürecekti, en azından öyle umuyorduk nerden bilelim ki takımın uğursuzluk katsayısına hatırı sayılır bir miktarda destek vereceğini. geldiği gibi takıma uyum sağladı mübarek.
hani ibnelik potansiyelinden bahsetmiştim. yine bir maç çıkışında ıssız adlı yazar, arabayla eve döneceği için bilimum herkese hava atıyordu. ben ve seroo durumun adaletsizliğine karşı gerekli küfürleri saydırıyorduk ıssıza. lakin az bir süre sonra metroya giden yolun ayaklardan geçeceği gerçeğini kabullenmiştik ki arkadan bir ses ''hadi gençler bugün sizi metroya ben bırakıyım'' cümlesini haykırdı. işte o an, sanki 5 yaşında boklu derede ilk oynadığım günkü mutluluğa sahip olmuştum. saniyeler sonra seroo ile birlikte 10-12 arası zeka yaşında bireyler olarak ön koltuğa oturma tartışmasına girişmiştik bile. hatta o anki kavgayı bırakıp, ıssız'a ''biz de arabayla gidicez lan it'' tarzında seviyesiz münakaşalarla gereken cevabı vermiştik, bindiği arabayı bile kötülemiştik lan. neyse ön koltuğa binme hevesiyle kapıyı zorlarken(araba da hala kilitli ama, tabi o sevinçle işkillenmiyoruz), bu arkadaşın yüzündeki sinsi gülüşü farkettiğimiz an , ıssız'ın arabayla yanımızdan geçtiği andı. arabası falan yoktu ortada, sokaktaki arabayı benim diye yutturdu yarım saat. çocukluğama inmem gerekti bıraktığı yaraları düzeltmek için. adam bizi yerin dibine sokmakla kalmadı, işin kötüsü tükürdüğümüzü de yalattı. velhasıl severim lan bunu valla bak.*
kaliteli çirkef tasvirini lügatıma sokan adam. kaliteli çirkef nasıl oluyor derseniz böyle maç esnasında abartmayarak sürekli konuşan, tekme atan, dalga geçen, korner öncesi rakibini kündeye getirip yere atan ama samimi, güler yüzlü, muhabbeti güzel ve iyi futbol oynayan adam derim, artık ne kadar açıklayıcı olur bilemem.
özel not : oğlum bir gün çok para kazanıp kırmızı bir golf alırsan ön koltuk benim haa haberin olsun. rüyalarıma giriyor arkadaş... herif mecidiyeköy'de inşa edilen ilk apartmanda kirada otursun sonra da arabam ver desin sen de gel buna inan, müstehak bize lan bu.