sanılanın aksine a kadar da iyi bir yapım değil. çok klişe, çok yapay ve çok sıradan. aynı zamanda oyuncular berbat. özellikle japon karakter ve ponpon kız olmamış. lost ta karşımıza çıkan şeyi tekrarlamışlar. japon eleman ve arkadaşları kendi dillerinde konuşurken hindu eleman ve hindistan halkı ingilizce konuşmakta. lost ta hatırlarsanız jin ve sun kore ce konuşuyordu sayid ise ingilizce. bu ne şimdi acaba salak amerikan halkı fazla altyazı okumayı sevmediğinden mi yoksa diller arasında ayrım yaptıklarından mıdır bilinmez. ama saçma bi olay.
ilk iki bölümü arka arkaya izlediğim baya güzel bir dizi.
çoğu daha yeteneklerini anlama aşamasında ama olsun, çok tuttum bu diziyi. karakterlerin sahip olduğu güçler çok güzel.
mesela düşünce okuyabilen adamın yerinde hangimiz olmak istemezdik ki? sonuçta insanlar diğer insanların kendileri hakkında falan ne düşündüğünü hep öğrenmek istemiştir.
bunu da her hafta indirileceklere ekledim.
piyasa olan lost dizisinden sonra yakında çok piyasa olacağını düşündüğüm nbc dizisi.
bu hafta itibari ile sekizinci bölüm yayınlanmış bulunmakta. lost'un herkesin diline düşmesinden sonra daha sıcak bakılan, sevilen bir dizi. özellikle x-men gibi serilere hayransanız seyretmesi pek bir keyifli.
10 bölümü arka arkaya bir gecede izleyince insanı fena etkileyen dizi. 4400 ve x-men kırması gibi geldi önce ama hikaye bayağı ilginç hepsinin birbiriyle olan bağlantısı vs... yalnız x-mene çok benziyor örneğin rogueun heroes versiyonu peter. bu kadar da benzetilmemeliydi bence. 10. bölümünde geçmişi de göstererek olayı bayağı bir toparladı. bakalım şimdi ne olacak...
her ne hikmetse 10. bölümü ile beni 9'dan daha çok etkilemiş apıştırmış dizidir. (bkz: apıştırmak)
herşey iyi güzel de tek bir lafım var burdan yapımcılara:
"anladık arkadaşım kız kendini yenileyebiliyor. her bölümde kolunu bacağını döndürmenize orasını burasını yarıp atmanıza gerek yok. içimi kaldırınız yeter be"
----- az buçuk spoiler -----
lost'da olduğu gibi yine hastası olduğum bayanın öldüğü dizidir bu. sanıyorum bende de bir süper yetenek var bu konuda.
----- az buçuk spoiler -----
lostla neden karşılaştırıldığını anlayamadığım dizidir. ikisi de sürükleyici ve ekrana bağlayan diziler olabilir ancak birinde insanlarda ortaya çıkan tamamen genetik değişimler ve bunların sonucunda elde ettikleri bir takım 'yetenek'ler diğerinde ise kim bilir kaç sezon daha bize göstermeyecekleri ve uzatacakları tamamen başka bir kurgu. denildiği gibi olsa olsa 4400'le benzetilebilir ki orada da dünyanın bir çok yerinden alınan ve tamamen farklı yeteneklerle geri dönen kişiler anlatılıyor.bir de tabiki mutasyonlarla ilgili kaçınılmaz olarak x-men'e.
bunun dışında hakikaten ilk bölümden itibaren acayip kaptırtıyor dizi kendine. ilk bölümü izledikten sonra bir seferde birkaç bölüm indirdiğime sevindim çünkü hiç bir zaman bir bölüm kesmeyecek gibi duruyor. bana göre losttan güzel çok önemli bir tarafı var o da bizi kanser etmeden her bölümde kafanıza yeni soru işaretleri sokmak yerine varolanları yok etmesi.son 2 bölümüyle daha fazla şey açıklığa kavuşturmakla beraber 11. bölümüyle de beni hasss... şeklinde bırakmıştır. diğer dizilerde olduğu gibi bunu da ocak sonuna kadar beklememiz gerekiyor ne yazıkki.
prison break ve lost un baslamasını beklerken, ilac niyetine basladığım diziydi ilk birkac bölüm. 11 bölümünü hatmettikten sonra, simdi yine lost u bekliyorum, cünkü heroes un yeni bölümünün yayınlanmasını beklerken, hic olmazsa lost ile avunabilicem kısmen. o derece.
lost'un yokluğunda sarıldığım ve beni oldukça tatmin eden aşmış dizi. ne yazık ki o da araya girmiştir ve bizi hasrete sürüklemiştir. olsun lan şunun şurasında 3 hafta kaldı.
sadece 2 bölüm izlediğim, inmesini beklediğim dizi. japon karakter inanılmaz tatlı sevimli ve hakikaten ponpon kız inanılmaz sıkıcı hayır hep tahmin ediyoz ne olacak. bütün kemiklerini yamultacak ve düzeltecek. ponpon kız bana smallvillie de ki süpermeni hatırlattı sanki ikisinde de aynı şapşallık var. diğer elemanlar ise harika. benim gördüklerim
japon eleman: zamanda ileri geri sağa sola oynayabiliyo(sağ sol da o anda cart diye başka bir yerde olabilmesi)
ponpon kız: kemikli ama kemiksiz gibi bişi, bütün kemikleri ve dokusu yenileniyo
ressam: geleceği görüyor
polis: zihin okuyabiliyor
hasta bakıcının abisi: uçabiliyor
sarışın hatun: (çocuğu olan) tam hüküm vermeyeyim ama sanrım yansıması katil
hala görmediğim bir psikopat katil var o da gelecek bölümlerde açığa çıkar herhal.
lost ile karşılaştırılmasına gelince, hakikaten bariz x-man havası var o sebeple bizden daha uzak (yuh sanki lost çok yakın). nasıl söylesem lost kadar sarmadı. lostta her bitin indiriliş anını biliyorum resmen (bkz: download azmi)
tim kring'in drama dizilerinden sıkılıp daha oyunlu diziler çekmek istemesi sonucu, eski arkadaşı olan; süperman,batman,süperman gibi çizgiromanların senaryolarını ve lost dizisinin ilk sezonunun hatta belki ikinci sezonunun da senaryo ekibinde bulunan jeph loeb'e hikayesini anlatması sonucu ortaya çımış bir dizidir.
greg breeman'ın, smallville dizisinin ilk 100 bölümünün yönetmenliğini yapıp ayrıldıktan sonra yine bir süper kahraman dizisi çekmek isteyip (bkz: aquaman) aynı işi ikinci kez pazarlayamaması sonucu "tek süper kahramanla olmayacak" diyerek bir sürü süper kahramanın olduğu heroes dizisini keşfetmesi ile de voltran oluşturulmuş ve dizi hayata geçmiştir.
spoiler olacağını düşünmediğim için-olabileceğini düşünenler okumasın-
konusunu şöyle özetleyebilirm: new york'ta patlayacak olan bir nükleer bomba söz konusudur ve kahramanlarımız da nedense(güneş tutulmasına bağlayacak olabilirler, dolunayda kurtadam, güneş tutulmasında çizgi roman karekteri yani "hero" çıkıyor.) bu olayın 5 hafta öncesinde mantar gibi ortaya çıkmaya başlarlar. olaylar gelişir. geri kısmı tavşan tut, tazı kaç oyunundan daha az eğlenceli bence.( kahramanların yoğunlukla amerika kökenli olması, amerikan halkının ne kadar "gifted" olduğunun bir göstergesidir kanımca. )
ayrıca, bir gelecekten geliyorum sahneleri vardır ki hiç becerememişlerdir, senaryoya uymamıştır, madem gelecekten gelebiliyorsun git bombayı etkisiz hale getir ne geyik yapıyorsun denilesicedir.
belkide en manalı, en hoş diyaloğu birinci sezon, dördüncü bölümünde geçer, şöyledir :
ön bilgi olarak : niki'ye bazen hükmeden, çılgın atan bir kişiliği vardır ve o zamanlar jesica yoktur. niki'nin aklı o kadar karışık değildir.-ben bunu bir yerden hatırlayacağım sanki, neyse- niki bu durumu daha önce de arkadaşı tina'ya anlatmaya çalışmış, ve aynaya baktığımda kendimden başka birisini görüyorum ara sıra, falan demiştir. tina bu durumun ciddiyetini anlayamamıştır.
gelelim bahsi geçen diyaloga.
niki aynanın karşısında makyaj yapmaktadır.
tina: so, you still looking in the mirror seeing a you that ain't you?
niki: yep.
t: hell, i can relate. ıt's called getting old. a little botox would do us both some good.
22 ocak 2007 de 12. bölümüyle tekrar ekranlara dönecek dizi.
bölümün ismi godsend.
aşağıdaki linkte hiro nun küçük bir röportajını bulabilirsiniz.
http://www.heroestheseries.com/...
cnbc-e'nin bu sezon için yayına koymayı planladığı dizidir. dergisinde reklamı çıkmıştır. 11.bölüme kadar izleyen biri bile olsam heyecanla beklemekteyim. lost'un pabucunun bu diziyle dama atılması beklenmektedir.
12. bölümüyle takdire şayan, fevkaladenin fevkinde bir dizi olduğunu kanıtlamış, lostla kıyaslama cibiliyetsizliğine düşen encük beyinlilerden olduğum için kafamı taşlara vurmama sebebiyet vermiş dizi.
--spoiler--
hiromuz nakamuramız kılıcına kavuştu, katanasıyla ortalıklarda salınacak derken hevesim kursağımda kaldı, üzüldüm, buruldum lakin yeni kahramanların katılmasının heyecanıyla hemen unutuverdim.görünmez abi de hoş olmuş, merak ve heyecanla bekliyorum 13. bölümü.
--spoiler--