olayın vahametini kavrayamayan ya da duyarsız kişiler değildirler. paniğin en az felaket kadar öldürücü olduğunu, faydasızlığını ve çözüm olmadığını bilen kişilerdir. akıllarını kaybetmeden düşünerek hareket edebilme erdemine sahiptirler. genellikle diğerlerinden daha uzun yaşarlar ve söz dinleyenleri de yaşatırlar.
acil bir durumda panik halindeki insanlar arasında sakin görünen kişi ve de insanları yönlendiren kişi bir anda lider olur. ve herkes bu kişiyi dinler.
bu durumla ilgili bir hikaye vardı paylaşayım istedim.
bundan yıllar önce zengin mi zengin bir iş adamı bir gün yolda yürürken bir bokböceği görür. tam da üstüne basmaya ramak kalmışken, bokböceğini görür: "allah'ım hadi her şeyi anladım da şu bokböceğini niye yarattın? az kalsın ayağımın altında ezilecekti." der. alır ve kenara koyar.
günler günleri kovalar. adam iş temposu ve yoğun stresten dolayı yorgun düşmeye başlar. kendini bitkin ve halsiz hissetmektedir. sonra adam amansız bir hastalığa yakalanır. süresinin az olduğunu ve bu hastalığın onu ölüme götürebileceğini bilmektedir. ne kadar doktor hastane varsa tüm servetini heba eder fakat çaresini bulamaz. artık tıp herhangi bir çözüm bulamadığı için kocakarı ilaçlarına başvurmaya karar verir. dünyaca ünlü afrikalı yaşlı bir adamın yanına gider. derdini anlatır. adam tercümanın söylediklerini dikkatlice dinledikten sonra tek kelime söylemeyip ayağa kalkar ve içerideki raftan bir kavanoz getirir. içinde irili ufaklı bir sürü bokböceği vardır. hasta adam şaşkınlıkla tercümana döner. tercüman gayet sakin: "yemen gerekiyormuş" der.
aynı adam sağlığına kavuştuktan yıllar sonra bu sefer bir deniz yolculuğuna çıkar. ilk başlarda herşey normal olmasına karşın birden hava bozar ve büyük bir fırtına başlar. herkes panik halindeyken sakinliğini korumakta olan adam bir direğe tutunmuş etrafına bakmaktadır. bağırıp çağıranlar, olduğu yere kusanlar, can yeleği giymeğe çalışan kişiler, korkudan ağlayan çocuklarla dolu bir hengame içerisinde sessizce köşesinde oturmaktadır. dakikalar sonra fırtına diner. deniz çarşaf gibi olmuştur. panik ortadan kalkmış, herkes kendini toparlamaya çalışıyordur. panik içerisindekilerden biri panik sırasında sakinliğini koruyan adamın yanına gelir. şaşırmıştır çünkü fırtına da dahil olmak üzere adamımız hiç bir tepki vermemiştir.
adam sorar: "abicim, demin az kalsın ölüyorduk. bu ne sakinlik. hiç mi korkmadın?"
cevap hemen gelir: "bu deniz de allahın. gemi de allahın. ister bu fırtınada gemiyi ters yüz eder, isterse hepimizi toptan karaya çıkartır. sonuçta allahın işine karışılmaz. ben hayatımda bir kere işine karıştım. o da bana bokböceği yedirdi."
ortama abilik yapmak, çıkacak herhangi bir sorunda "durun lan oturun alayınıza başlarım" diyebilmektir. bir nevi kadir inanırlıktır. her ne kadar içeriden yusuflar atılsada bu dışarıya farkettirilmez. bir felaket durumunda en zor görevi üstlenebilmektir ayrıca. zira en sondan gidilmeli ortamdaki herkesi kurtarabilmelisinizdir (bkz: cüneyt arkın).
-abi sıçtım sıçıcam altıma..
*sakin olll..
-yaaa çokk..
*sakin hüsamcıım.. sakin ol canım..
-korkarım daha fazla tutamayaca.. aa? snıff.. abi bu koku ne?
*çoktan sıçtım hüsaaam!
-abi naaptın?
*panik yok lan! sakin ol bulucam bir şeyler.