gündem
  1. · günün tek kelimelik özeti
  2. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  3. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  4. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  5. · zongul ducks
  6. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  7. · yeşim salkım
  8. · sözlük hakkında sık sorulan sorular
  9. · mermi 1 ytl olacak

her yaz tatilinin hüsranla sona ermesi  

  1. bütün bir yıl boyunca yaz için planlar üreten, amsterdam tatilleri, sanatsal projeler, fanzin dergi çıkarma, sahaf açma hayalleri kuran genç kişilerin yazın gelmesiyle kafalarının üzerindeki güneşle mayışıp her şeyi boşlamaları, kafalarının üzerinde uğul uğul uğul parıldayan güneşle durulmaları ve tatil bitiminde de "gene aynı boku yedik" bakışmalarıdır.

    bütün planlar ertesi yaza ertelenenip, hiçbir şey olmamış gibi davranılır, ama bu yaz farklı olcak bak gerçekten, eheh.
    (geber marla singer, 23.05.2008 09:57)
  2. (ayvalık'tan dönen hypno babasıyla birlikte aşti'den eve doğru yola çıkar, olaylar gelişir...)

    -kızım sen okulu ne yaptın?

    +(hay aq 2.5 ay sonra gelecek soru muydu bu?) ehmm..3 dersten kaldım... (dönem tekrarıyine aq! ne olcak)

    ("bak kızım çalış çabala" konulu nasihat sempozyumuna başlar peder bey,hypno zaten 10 saatlik yolun üzerine bir de onu çeker, tam olur...)

    (bkz: eve hoşgeldin)
    (hypnotica girl, 23.05.2008 10:33)
  3. tatil; sabırsızlıkla beklenir, pürtelaş geçirilir, özlemle anılır.

    özlemle anılmayanları da vardır tabi.
    (ulysses i anlamadım, 23.05.2008 10:37)
  4. beklentinin yüksek tutulmasından kaynaklanır.
    (arapbebek, 23.05.2008 10:43)
  5. "bazı şeyler başladığında, aslında çoktan bitmiştir"* yazıdır o.

    *b.a.
    (geber marla singer, 20.06.2008 02:28)
  6. lümpen kültürün temsilcilerinin başına sıklıkla gelen bir olaydır.yaza girmeden önce hazırlıklar yapılmaya başlanır,kıllar epile edilir,güneş gözlüğü modeli googledan belirlenip çıkması aranmaya başlar ve sokak başındaki dövmeciden muhtemelen örümcek dövmesi yaptırılır.parfümler ve dolce gabbanalar kıştan hazırlanmıştır.tüm bunlar tamamlandıktan sonra büyük bir hevesle alanya'daki plajlara akın edilir,rus teyzeler de ilgi alanları içerisindedir.amaç yurtdışına kapak atmaktır ama nafile,malı götüren belde esnafı olan dönerci ve kasaptır.

    bir sezon yine hüsranla bitmiştir ama bunlarda pes etmek,yılmak kavramı yoktur,özellikle de musa ile sarah'ı gördükten sonra tam gaz yollarına devam etmektedirler.
    (psikomedi, 20.06.2008 02:43)
  7. bir annenin gözünden, planları yapan çocuğunun ne kadar tırt bir insan olduğunu anlamasıyla sonuçlanan, mevsimlik arkası yarın kuşağı.

    mayıs gibi/boyunca:
    - anne, haziran geliyor, sınavlar mınavlar bitiyor; ve oğlun hop gökada'da, kamp kurucaz, çadırlar madırlar... ööyle bi akdeniz turu yapmayı bile düşünüyoruz aslında. ordan olimpos molimpos... nasıl ?
    - yavrum, çadırda nasıl kalacaksınız ? ayılar yemesin sizi ?
    - olur mu anne. haluk tüfek alacak zaten. kuş falan da vururuz. hehe.
    - hadi bakalım...

    hüsran (haziran sonu, bir sabah -genç kişi için sabah-):
    - anne, çay yok mu ya, kahvaltı ve benzeri ?
    - ne kahvaltısı olum, saat altı oldu. haluk aradı seni.
    - ne zaman ?
    - yarım saat önce. yeni kalkmış o da.
    - hee. "bugün çıkalım, deniz şortu falan bakalım" diyordu dün msnde.
    - akşam yatmak bilmiyorsunuz sabah kalmak bilmiyorsunuz. * haluk napıyo sahi ?
    - evdekilerle köye gidecekmiş.
    - noldu siz çadır madır diyodunuz ?
    - madır fakır !
    - ne ?
    - yalan oldu o.


    haziran gibi/boyunca:
    - anne, biz temmuz gibi bi karadeniz turu yapalım diyoruz. karavan kiralayıp. bolu, sinop, rize, sümela manastırı falan. temiz hava hem. nasıl ?
    - aa, ne güzelmiş. beni de alsanıza.
    - hehe. alırım tabi annem.

    hüsran (temmuz sonu):
    - anne ben kpss'ye gireyim diyorum bir ara.
    - aa, o da nerden çıktı ?
    - ya, okullar açılınca çalışırım. özel sektörde sürüneceğime, paramı alıp alamayacağım belli değil zaten, gireyim diyorum, memur olayım. devlet kapısı sonuçta. hem memurlar ne yapıyor ki bütün gün. geçen telefon faturasını yatırırken ptt'de örgü ören kadın gördüm yemin ediyorum.
    - oğlum, ne alaka, sen kim memurluk kim ? akşam altıda kalkan adamsın !?
    - her şey değişir annem. bob dylan abimiz ne demiş ? "for the times they are a changin !
    - hiç inanasım yok.
    - göreceksin bak.

    temmuz gibi/boyunca:
    - anne, ağustosta bi yerlere kaçsak ya. ayvalık mayvalık ? yok mu öyle bir plan sizin ? babam ne diyor ?
    - babanın işleri oturmadı olum bu sene, çıkmayacağız ya, biliyorsun. sen git bir yerlere ?
    - tek başına nereye gidiyorsun anne. avşa'ya mı gideyim tek başıma ?
    - e hiç yoktan iyidir be oğlum ?
    - aslında, okuldan bir arkadaşla mardin'e gitme planımız var. şimdi ayrı bir tatil masrafı olmasın. mardin'e kesin gidiyoruz çünkü. haber bekliyorum erol'dan.
    - mardin nerden çıktı be yavrum ?
    - anne, öyle deme. ne kadar güzel tarihi yapılar var orda biliyor musun. hep uzak kalıyoruz böyle şeylere.
    - ...

    hüsran (ağustos sonu):
    - anne, okul açılacak ya. bir bok yapmadan geçti koca yaz. sen de hiç destek olmadın. hep mev mev. o kadar yere gidecektik. yalan oldu hep.
    - aa, kabahat benim mi oldu. gitseydin oğlum. ben mi dedim kal benle bütün gün çay iç evde diye. sığır gibi yattın yaz boyunca. noldu, memur olacaktın sen ?
    - ne memuru anne ya. ne memurluğu ya.
    - ... (hüsran)

    ve ağustos gibi/boyunca (saat 19.00 suları):
    - anne, soğuk su niye yok ya dolapta ?
    - gece hepsini içmişsin oğlum. sabah 8'de ayaktaydın hala. baban giderken uyuyor numarası yapıyordun. naaptın bütün gece allah aşkına ?
    - ya, tamam anne. oof.
    - okul ne zaman açılıyor ?
    - ne bileyim. daha var ya, dur. ağustostayız daha. koca bir ay var. daha mardin'e gidicez.
    - he oğlum he.
    - kitap da okumak lazım ya.
    - 5 tane kitap aldın, 2.5 aydır tozlandılar artık. yüzlerine bile bakmadın.
    - annee ! biliyorum, tamam !
    - ...
    - aa, erol mesaj çekmiş. mır mır mır.. mır mıııır.... ?.... hay amına koyiyim ben senin be !
    - hişt, ağzını topla bakiyim !
    - mardin de yalan oldu.
    - ne oldu ?
    - erol, kanada'ya çalışmaya gidicekmiş. okulu bırakıyormuş.
    - ...
    - yatarım ben ya !
    - oğlum ne yatması, saat sekiz, baban gelecek şimdi !?
    - para versene dışarı çıkayım.
    - ...

    yaz mevsimi, afiyet olsun.
    (alik, 20.06.2008 03:15 ~ 04:44)
  8. öğrenciliği ev hanımı tadında yaşamakla alakası olan durum.

    2006: ümitler:
    össden çıkmışım hayata alışamadım daha.her sabah 9'da ben test çözecem diye kalkıp gerçeği fark ediyorum.şu puanlar gelene kadar sınavı düşünmeyeceğim.

    hüsran:
    puanların açıklanmasına 5 gün kaldı.ooff var ya kesin çok pis bişey gelicek.annem üzülme özele veririz diyodu.çok mutsuzum allahım.

    ümitler:
    puan süper geldi var ya!her yer olur yemin ederim.şu burslu yazdıklarım da gelse var ya altın gününe bile girerim.eh artık sonuçlar gelene kadar gezerim bol bol.

    hüsran:(gazi hastanesi acil servis, gazi hastanesi dermatoloji bölümü)
    bir süre evden çıkmamaya gayret edin.çıkacaksanız da akşam üstü.deriniz aşırı hassaslaşmış güneşte kalmayın.şehir dışına çıkmasanız iyi olur.bu da diyet listen, yeniden toparlanmak için bu listeye harfiyen uy.

    2007:ümitler: (öğrenciyken ev hanımlığıyla tanıştıktan sonra)

    bütün sene okula gitmedim ya gezmeye gittim ya da evde oturdum.valla bu yaz kimse evde tutamaz beni.anneme de söyleyeyim o dandirik yazlığa gitmeyelim bu sene.gerekirse teyzemlerde kalırım.arkadaşlarımdan ayrılmam ben.

    hüsran:
    amaan bugün de pek sıcakmış.en iyisi arayayım da ben bunları yarın çıkalım diyeyim.lostuma döneyim ben.

    anne: yavaş yavaş hazırlan haftaya yazlığa gidiyoruz.

    ben:ama hani gitmiycektik yaa ben gitmem o orda bir köy var uzaktaya.12 saat yol gidiyoruz sonra deli tavuk gibi evde oturuyorum.

    anne:bütün bir sene okula gitmedin be.sus itiraz yok, bütün kuzenlerin geliyor.ablamlarla konuştum.teyzenler dayınlar falan 4 aile gidicez bu sene.

    ben:(fırat'ın komik film başlamış yüz ifadesiyle) eneee gelirim ki ben o zaman.

    2008:ümitler (ev hanımlığı öğrenciliğin önüne geçmiş artık)

    bu sene öyle sabahtan akşama kadar yatmıycam.ne yaptım sanki geçen sene her gün tunalı, kızılay.bu sene yaz okuluna gidicem tüm d2 lerimi a1 yapıcam.

    hüsran:
    ne gerek var ki o kadar paraya.ben seneye alttan alırım onları.hem ben duydum yaz okulunda hocalar hiç bol not vermiyormuş.bizimkilere de bi mesaj atayım nerede buluşucaz.evden çıkmadan da bir komposto yapayım.kilo kilo şeftali aldım bir allah'ın kulu yemiyo.soyup dilimleyip önlerine koyucam illa.

    ümitler:
    ben var ya yavaştan ingilizce kursuna gideyim.şimdiden çalışırım.nisan'da da ales'e girerim.

    hüsran:
    ne gerek var ya tonla para.ben liseden upper ingilizceyle mezun olmuş kızım.evde kendim çalışırım.püüü mutfağın haline bak.karpuz çekirdekleriyle resim yapmışlar resmen.bi kere sileyim de öyle çıkayım dışarı.
    "aloo bugün de tunus'a inelim be?"

    ümitler:
    asalak gibiyim be.para yemekten başka bi işe yaramıyorum.en iyisi biraz evde oturayım da farsça çalışayım.bu sene de kalırsam bilmiyorum nolucak....

    hüsran:
    ne çalışıcam be.eylül'de kursa giderim.how i met your mothera döneyim.
    (hürrem, 08.07.2008 12:59)
  9. adım adım adeta yeniden yazmakta olduğum. günün birinde, "3 ayda nasıl bir şey yapılmaz?" adlı bir kitapla karşılaşırsanız o benim kitabımdır. varlığa girip hiçlik çıkarırım, aylaklığın destanını yazarım sonra da oturup büyük düşlerden bahsederim.

    hiç kurcalamamak gerekiyor aslında. açık camdan içeriye simitçi çocuğun sesi doluyorken, evdeki kedi sokakta dolaşan kedilerden gaza gelip bininci defa balkondan aşağı atlamak için hamle yapıyorken ve "bu kez görmezlikten mi gelsem kaçıp gidişini?" diye düşünüyorken, 10 sayfalık mizah dergileri odada dağ gibi yığılmış ve durdukları yerden üzerime devrilme tehlikesiyle altlarında boğulma riski yaşıyorken ve şimdi hiçbir kitap eskisi olduğu kadar heyecan verici değilken, bir sürü proje üretip "evet.. yapsaydık güzel olurdu ama, amaaan işte.." derken ve gün öyle sıcakken ve bütün yaşam enerjisini sömüren sıcaklığın pelerini altında kurulabilecek bütün büyük sözler daha başından eriyip gidiyorken ve her gün 1 ay öncesinin de aynısıyken... yaz, hüsranla sonuçlanmaya mahkum gibi duruyor.

    o huzursuz mendeburlar nasıl oldu da bu aylaklığa düşmeden kitleleri peşlerinde sürüklemeyi başardı ve onca delirtici, ilham verici işleri uygulamaya geçirdi.. bu kısım hepten daha da karışık işte.

    mallığa övgüler yazmak istiyorum.
    (geber marla singer, 06.08.2008 18:24)
  10. (you don t goff me, 29.06.2009 20:52)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil