hayata ayak uydurmak.
monotonluğa sıradanlığa bünyeyi alıştırmak.
her sabah gözler açılınca bugunun farklı olması dilenir ama kader maalesef aynı suratları aynı nefret ettiği patronla çalışmak zorunda olduğunu anımsatır ve 'gözlerimi açtığım gibi kapatsam sonsuza kadar' der bi kaç sövmeyle işe hazırlanır.
tatilde depolanan uyku stoğu bitti zaman insana daha fazla koyan hadise.sabahları insan kendini yataktan kazır en kötüsü öğrencilikteki 'salla ya ilk derse girmiyim' muhabbetinin yapılamamasıdır.
çok alışılmış bir durumdur ki pazar sabahları kalkar ve işe gitmen gerektiğine inanırsın bir an ama o gün işe gitmeyeceğini hatırlayıp başını yastığa koydunğun andır tatil. bazen hafta içi bir gün dahi olsa kahvaltı masasında gazete okuyup, sabah programları seyretmek istersin ama bilirsin ki öğlene doğru canın sıkılacak ve işe gitmek isteyeceksin. "sürekli işe niye gidiyorum", "evde kalırsamda canım sıkılıyo" sorularıyla dolu senelerce geçip gitmiş iş hayatının içinde bir sürü insanla uğraşmak yani pazar hariç her sabah kalkıp işe gitmekten ibaret bir hayat...
türkiye'nin büyük bir kısmının arzuladığı, uğrunda yanıp tutuştuğu şey.
(venom, 30.03.2007 12:02)
hayatı rutine bağlamaktır..her sabah kalkılır aynı hazırlıklar yapılır, aynı yoldan aynı araçlarla aynı yere gidilir, aynı iş, aynı insanlar herşey aynı..
her sabah,"
ben olmadan olmuyor dimi lan " dediğim durum. giderken ne kadar sıkılsa da insan, güzel bir durumdur işe gitmek. seviyorum ben.
günden güne değişir. pazartesi işkencedir,salı işkenceyle karışık alışmaya çalışma durumudur,çarşamba işkencenin içselleştirildiği rutine binme halidir, perşembe işkencenin yerini umuda bırakmaya başlaması durumdur ve cuma bambaşka birşeydir.(bkz:
friday ı'm in love)
işe gitmek güzeldir, sevilir.sevilmeyen tarafı sabah kalkmaktır. ne var yani çalışma saatleri 12:00' de başlasa şöyle doya doya uyku çeksek.bir pazarımız var o da yetmiyor kardeşim, haftanın altı günü erken kalkmaya alışınca insan doğal olarak pazar günü erkenden uyanıyor.
pazar günü öğlene kadar uyu, bir pazartesi günü 9:00 'a kadar uyumanın tadını vermez nedense.pazartesi alarm çalarken sürekli " lan bu gün gitmesem de şöyle 13:00'e kadar uyusam dersiniz." bir mecburiyet vardır işe gitmede, o mecburiyeti bilmek uykuyu daha tatlı kılıyor kannımca.
ben böyle organizasyonun ta a.q. dedirten şeydir.
sayısal loto, şans topu, altılı oynama sebebidir.
piyango bileti aldırandır. istemediğin yerde bulundurandır.
ne bileyim, küfür ettirendir...
ooffff... daraldım yine...
ne kadar şanslı olunduğunun bir göstergesi. kendi geçimini sağlayabilmek, ayaklarının üstünde tek başına durabilmenin kanıtı.
her sabah kalkıp okula gitmenin ödülüdür.
ekmek parası kazanmak için kendimizi ve sorumlu olduğumuz insanları geçindirebilmemiz için yapılması gereken çalışmak ve hayatta tutunmaya çalışmaktır.
her sabah kalkıp okula gitmekten bin kat daha iyi olduğu kesindir.
işe gitmek kısmı mesleğini seven biri için sıkıntı yaratmaz ama şu yataktan çıkma-yüzünü yıkama-giyinme kısmı bezdiriyor insanı. kıyafetini giyince tamam gün bitmeye başladı bile..
37 yıl her sabah kalkacağını düşünmek yine de korkutuyor insanı..
ölmektir. akşamdan deli gibi uykunuz gelse de uyuyamazsınız, sonra da sabahları kalmak istemezsiniz. kahvaltı edemezsiniz, esnersiniz esnersiniz. uyandık ama uykuyu alamadık anasını satayım!
(idiot, 15.03.2009 00:21 ~ 26.08.2009 00:52)
okula gitmekten daha uzun süren süreç.
geceleri çalışan bir insanı hiçbir zaman hissedemeyeceği duygulara sahip olan insanların yaptığı davranış.
(kemoş, 15.03.2009 00:26)
bir de bunun şöyle tek harf eklemeli bir versyonu vardır ki gayet doğaldır;
(bkz:
her sabah kalkıp çişe gitmek)
(supo, 15.03.2009 00:27 ~ 00:49)
para verip okula gitmektense, para kazanıp işe gitmek daha iyidir kanımca.
(bkz:
başkent üniversitesi mağdurları)