her talihsiz ve tembel türk insanının doğumla birlikte bünyesinde barındırdığı hastalıktır. çok ilginç olmakla birlikte son gün yapılan işlerin kalitesi zaman zaman insanın kendisini bile şaşırtır.
tembellikle falan alakası olmayan bir şey. kesinlikle hastalık. yoksa şu an önümdeki ekranda açık duran ve sadece "kaydet" e tıklamamla hallolabilecek ders kayıt işlemini "daha iki gün var" gerekçesiyle yapmamam başka nasıl açıklanabilir ki?
bu dönemlerde kimi insan yeteğinin zirve noktasına çıkıyodur. pratik düşünme yeteneği gelişiyodur. heyecan seviyodur. yada tüm bunları bahane etcek kadar bile umursamıyodur. tembeldir hastadır yani bir bakıma. kurtulmak için özel gayret gerekir.
sakın ola ben yapmam ben etmem demeyin; hepimiz yapıyoruz bu lanet şeyi. ilkokulda pazar geceleri ödev geceleridir. final haftası desen tam bir kabustur. örnekler çoğaltılabilir. her neyse. tüm bunların üzerine turkiye a milli futbol takimimız geçtiğimiz yaz müthiş bir türklük davranışı göstererek maçlarını hep son saniye golleriyle kazanmıştır. 90 dakika (yeri gelir 120 dakika) beklenir, sonra birden "lan hoca geliyo çabuk! ödevi ver de geçireyim!" telaşıyla golü atıverir.
otoriteler tarafından bu maçlar mucize olarak nitelendirilmiştir. ne mucizesi kardeşim? eğer bunlar mucize ise benim hayatım efsane olmuş be! aynı heyecanı yaşamasam da aynı vurdumduymazlıkla yumurtayı kapıya kadar beklerim; bekleyeceğim; bekleyeceğiz. kaçınılmazdır.