onu
ilk kez görmüşsün. kalbin çarpmış, çarpıntı başını döndürmüş. "
kim bu?" diye düşünmüşsün, tanışmak için çabalamışsın. bir şekilde tanışmışsın da,
ellerin titremiş konuşurken, kendini ifade edememişsin. o günün gecesinde "hay kafamı skym, konuşamadım resmen" demişsin. ama ertesi gün o yine gelmiş, sanki önceki gün saçmalamamışsın gibi seninle konuşmuş. gülümsemiş sana.
onunla karşılaşabilmek ve bunun tesadüfen gerçekleştiği izlenimini bırakabilmek için yırtınmışsın. onunla aynı sınıfta bulunan arkadaşını her öğlen ziyaret etmişsin mesela, onunla aynı dersi seçmişsin ya da ders çıkışlarını takip edip çıkış kapısında karşısına çıkmışsın. bir şekilde hep karşılaşmış, hep konuşmuşsun.
gün gelmiş, seni ayrı tuttuğunu fark etmişsin. seninle
başbaşa kalabilmek için, sırf
otobüs durağına beraber yürüyebilmek için mesela, arkadaşlarına "ben biraz daha kalacağım, siz beklemeyin" demiş. o küçücük
jestten dünyalar senin olmuş. beraber yürümüşsünüz sokakta. birbirinize hiç dokunmamışsınız, yürürken göz göze bile gelmemişsiniz belki ama yüreğin çarpmış, sesin heyecandan
çatallaşmış. o akşam eve gelip
anneni öpmüşsün,
babanla sohbet etmişsin.
aynı hikayeleri uzun uzun anlatmasını önemsememiş, dinlemişsin.
yorum yapmışsın hakkında hatta. kardeşine fazladan
harçlık vermişsin. hepsine "
ne oldu bu çocuğa?" dedirtmişsin.
geceler geçmemiş. tekrar gün doğsun, gidip onu göreyim istemişsin. sabah yanına gittiğinde, onun da saatlerdir o anı bekliyormuşçasına mutlu olduğunu fark etmişsin. aranızdaki mesafenin her gün biraz daha aşıldığına şahit olmuşsun.
belki
kazara, belki de istemeyerek olduğuna inandırmak ister gibi
dokunmaya başlamıştır sana. sen de yürürken ona yol verirken elini hafifçe beline dokundurmuşsun. ne rahatsız edecek kadar çok, ne de hissettirmeyecek kadar az...
"
abi seviyorsan git konuş bence" diyordur arkadaşların. sen de, her şey açıkça ortada olduğu halde "ya kabul etmezse", "ya o büyü bozulursa" diye düşünerek anlatamıyorsundur. sahip olduğun o şey o kadar değerlidir ki, yitirme, kaybetme korkusu seni mahvediyordur.
bir gün çekinmeden elini tuttuğunu fark edersin. o da bekliyordur artık. hissedersin, açılırsın ona. kendinden, hayatından ve onunla tanıştığından beri her geçen gün o hep olmak istediğin kişiye dönüştüğünden bahsedersin. seni dinler... sen konuşmuyorsundur o an, sesin bir şiirin en güzel tınısıdır. seni görüyordur, bir kuşun kalbi gibi atan kalbini görüyordur. sana gülümsüyordur. yüzüne melekler konuyordur...
el ele yürüyorsunuzdur artık. insanlara anlatıyorsunuzdur hikayenizi. arkadaşlarla bir yere gidileceğinde hep beraber gidiyorsunuzdur. o sizin arkadaşlarınızı tanıyordur, siz onunkileri. arkadaşlarınız da onu çok sevsin istiyorsunuzdur garip bir şekilde. artık "
sen ve ben" olmaktan çıkıp "
biz" oluyorsunuzdur
yavaş yavaş.
ilk sinema filmi, ilk öpüşme, birbirinize aldığınız ilk hediyeler, ilk ay dönümü... karşınızda ilk kez ağlaması belki, ilk kez "seni çok seviyorum" demesi. isimlerin yerini alan
zamirler...
hiç bitmeyecek sanmışsınız. o gözlerinize bakıp sizi ne çok sevdiğini söylemiş, siz onun hayatının aşkı olduğunu tekrarlayıp durmuşsunuz.
birbirinizi daha iyi tanımışsınızdır artık. karşılaştığınız durumlar karşısında onun ne tepki vereceğini biliyorsunuzdur. neye kızacağını, neye sevineceği, neyin onuu şaşırtacağını... gizem kaybolmuştur. siz de, herkes gibi sıradanlaşıyorsunuzdur.
sizi diğerlerinden farklılaştıran şeyler sıradanlaştıkça, kusurlarınız daha görünür hale geliyordur. ufak tefek şeyler bile rahatsızlık vermeye başlamıştır. aşk için öldürdüğünüz
egonuz, su yüzüne çıkıyordur.
gurur,
aşka galip geliyordur.
iki yabancı gibi kalıyorsunuzdur gitgide. tartışmalar başlamıştır. birbirinizi, bir zamanlar üzerine titrediğinizi unutup, incitiyorsunuzdur. ardından da "hak etmişti" diyerek bir balta daha vuruyorsunuzdur ilişkinize. artık kimin haklı olduğu, ilişkinizin iyi olmasından önemli hale gelmiştir.
ve gün gelmiş, her şey bitmiştir. artık, hiçbir zaman eskisinin yerini tutmayacak heyecanlar arayan iki ayrı insan olmuşsunuzdur. bir zamanlar emek vererek oluşturduğunuz "biz" gitmiştir, yeniden "sen" ve "ben" gelmiştir yerine.
dünya
adiymiş, dünya
kötüymüş. kızların/erkeklerin
hepsi aynıymış. kimse için kendini adamaya değmezmiş. insanın en iyi dostu, yine kendisiymiş. yalnızlık, biriyle birlikte olsan bile, senin kaderinmiş. aşk bir aldatmaca, bir yalanmış. ve nasıl başlamış olursa olsun, her aşk ölümü mutlaka tadarmış...
edit:
yaşanmamıştır.