bitmiş bir ilişkiden sonra oturup düşündüğünüzde, şöyle bir geriye baktığınızda yaşanılan her şeyin tek taraflı olduğunu, bütün mutlulukları ve hüzünleri kendinizin yarattığını ve yaşadığını anladıktan sonra aklınıza gelen cümle. aslında ilişki sadece sizin istediğiniz sınırlar içinde yürümüş, sizin istediğiniz kadar gitmiş, zaten siz istediğiniz için başlamış ve yine siz istediğiniz için bitmiştir. karşı taraf burda etkisiz eleman görevi görmüştür çoğu zaman. elinizde kalan ise kocaman bir her şeyin yalan olduğunu anlamak tır.
hep peşinizden gelen şüphe fısıltılarının, o güne kadar görmediğiniz, göremediğiniz, görmek istemediğinizin karşınıza pat diye çıkıvermesidir. sırta saplanan hain bir bıçaktır artık anılar. var oluş, hissedilenler, yaşananlar bir bir sorgulanır. sorgulamalar insanı önce cehennem ateşinde kavurur, sonra arafa çıkarsın yanıtlarla ve yanıtsız sorularla. cennet hiç görünmez ama çünkü kayıplar bir zincir olur insanın ayağına.
bireyin 'kendini kandırma' evresini bitirip, 'gözlerini açma' evresine girdiğinin göstergesi. bundan sonra sırasıyla 'arayış', 'boşluk', 'bunalım', 'başarısız intihar girişimi', 'yeni başlangıç' evreleri gelir. ardından yine 'kendini kandırma' evresine geçerek kısır döngü oluşturulur. bu döngü yaş ilerledikçe koşuşturmanın arasında kaybolur. ya da yaş ilerleyemeden 'başarısız intihar girişimi' evresinin adı değiştirilerek bu evrede son bulur.
hayatın anlamını uzun süre arayan,sonunda bulamayan kişinin hissettiği duygular.özellikle doğuda askerlik yapanlar ve askerdeyken sevgili tarafından terkedilenler ya da terkedenler bunu çok kolay hissedebilirler.
çıldırmak insanın bireysel adaleti oluyor böyle zamanlarda, bir de nietzsche'nin bir sözü vardı; "elinizdeki tek araç çekiçse bütün sorunları onunla çözmeye çalışırsınız" diye, başka araç çözebilecekmiş gibi sanki.
(bkz: çekiçle kafa kırmak)
hayatın kendisiyle tanışmaktır aslında. büyümek gerçekleri daha iyi görmektir. kimseye güvenmemen gerektiğini, koca dünyada bir aynaya baktığında gördüğünle birde yukarıya baktığında göremediğinle bir başına olduğunu anlarsın. sırtını dayayabileceğin güvenle elini tutabileceğin birilerinin olmadığını görürsün ve bu senin için büyük bir hayal kırıklığıdır. yaşadığın en büyük tecrübedir. ne kadar inandırmaya çalışsanda kendini yaşadıkların nihayetinde koca bir yalandır.
özellikle onkoloji servisindeki hastaları dolaşırken; herbirinin yüzündeki ifadeyi gördükten sonra kafama balyoz gibi vuran düşünce.
lakin o ne gaflettir ki işim bitipte sağlıklı insanların yanına döndüğümde yine boş işler, boş sıkıntılar, boş hevesler...
(bkz: insanoğlu nankördür)