önce hiç beklemediğiniz üstelik görece yakın birinin vefat haberini alırsınız, sonra teyzeniz hastaneye kaldırılır(bu arada sizin sağlığınızda da sorunlar vardır.), sonra bir de bakarsınız babanız(canınız) pnömöni olmuş, bu da yetmemiş ailece gripten falan kırılmaktasınız. bu upuzun ve berbar süreçte, finallerinizi vermek zorunda kalmışsınız, dışarıya "ben iyiyim." gülücükleri atmış ve hayata devam etmeye zorlanmışsınızdır(kendiniz tarafından). eh, arada erkek arkadaşınızla da nedenli nedensiz zilyon tane kavga etmişsinizdir. hep uyumak ve her şeyin geçmesini istersiniz, ne var ki uyumak sanıldığı kolay değildir.
biz buna murphy kanunları da deriz halk arasında. aslında gerçek şudur ki kötü şeyler her zaman üstüste gelir ya da biz kötü olduklarından bu durumu farkederiz.. can sıkıcıdır, yıpratıcıdır, isyan ettiricidir. artık daha güçlüyüm der, daha beteri de olabilirdi der, avuturuz kendimizi.. oluyor işte böyle şeyler, yapacak birşey yok, yola devam...
tahminimce kırılma noktamızın test edildiği zamanlardır. ya birbirinden beter birkaç tane, ya da ufak tefek ama çok sayıda olay gerçekleşir: sürekli yüksek notlar alan birisinizdir, fakat o dönem yaşadığınız sıkıntılar bu durumu ortadan kaldırır. yine çok rezil bir durumda değilsinizdir, hatta diğerlerine göre iyisinizdir bile… dönemin son günü alacağınız kâğıt parçası ile sıkıntılardan bir süre uzaklaşacağınızı düşünürsünüz. o gece, aylardır hastanede olan bir yakınınızın vefat haberini alırsınız, apar topar memlekete gidersiniz. oradaki sıkıntılar “sizin” aileniz içindeki huzuru, beraberliği bozar ve anlaşmazlıklar doğmaya başlar. dönünce en yakın arkadaşınız, hiçbir olayı bilmeden, üzerinize gelir. neticesinde patlarsınız. sonra oturup müzik eşliğinde hayata saygılarınızı sunarsınız. üst üste gelen her olay girmiştir; girip, geçmiştir.
genelde başa gelen şeylerin kötü olması durumunda lafa gelen söz öbeği.
yunanların "başına kötü bir şey geldiğinde ikinci ve üçüncüsünü de bekle" atasözü de durumu destekler niteliktedir.
okula gitmenin, işe gitmenin dayanılmaz bir hal alması, duygusal açıdan koskocaman bir boşluk içinde olmanız, sevildiğinizi hissetmemek, midenizin bozulması, grip olmak, gripten 2 ay boyunca kurtulamamak, kafaca, zihnen ve bedenen yorgun hissetmek, hiçbir şeyden mutlu olamamak, eğlenememek, genel mutsuzluk hali, absürd birşeye ağlamak gibi olayların tümünün bir anda gerçekleşmesidir. bir ilerki aşaması depresyondur.
karşınıza çıkan bir problemin çözümünü ararken,benzerinin ya da beterinin sonra onun da beterinin arka arkaya sıralanması durumudur ki;hiç birine çözüm bulamaz benim gibi 05.12.2007 tarihinde saat 16:00'da psikologla randevuda bulursunuz kendinizi...umarım normale dönersiniz,ki çok zordur...
çoğu zaman suçlanan kader yada hayattır. (bkz: sikerim böyle aşkın ızdırabını) bir laf vardır ki: "`herşey üstüne geliyorsa belki sen ters gidiyorsundur`" diye insan suçu yaşadıklarında aramaz. kaldı ki bir anlık öfke ile bilmeden kırılan kalpler bile çoğu zaman insanın aklına gelmez. psikolojik çöküntü durumunda çıkış yolunu isyan etmekde yada bir içki şişesinin dibinde aramak, geçmişe üzülmek yerine geleceği düşünmez insan. sürekli arkasına bakıp yürür ve önüne çıkan taşı görmez, takılır düşer. suçlanan kim? yine kader. herşeyin kendine gümüş bir tepside sunulmasını bekleyen acizlerin kendinden kaçmak için uydurdukları bahanenin adı her şeyin üst üste gelmesi olmuştur. elbette insanın elinde olmadan başa gelecek felâketler vardır. ancak bunlara bakıp derinlere dalmak ne yaşananları ömür karelerinden silecektir, ne de zamanı geri getirecektir.
önce hayatının aşkını bulursun aynı gün çok önemli ve yıllardır süren dava biter ve aklanırsın ertesinde sayısal loto dan parayı vurursun peşine de diplomanı sağ salim alırsın.işte böyle zamanlarda herşeyin üst üste gelmesi güzel gelir insana.
olay şundan ibarettir ki; iyi şeyler yaşıyorsan devamında iyi olan şeyleri görmeye devam edersin. yok eğer tam tersine kötü şeyler yaşıyorsan kötüleri görmeye devam edersin. yalnızca basit bi' tercih meselesidir her şeyi üst üste getirmek ya da getirmemek.
annelerin konuşurken "bir başladı mı zaten çorap söküğü gibi geliyor." falan demesine yol açan olay. tamamen tercih meselesi olmayabilir iyi ya da kötü şekilde yorumlamak, önemli olan duruşunuzu koruyabilmek ve en az hasarla atlatabilmektir.
insanın moralini çok bozan durum. akbilini kaybedersin, boynun tutulur acılar içinde kıvranırsın, minik ama oldukça sinir bozucu irili ufaklı bir çok şey daha olur gün içinde, akşam eve gelirsin, senin suçun olmayan bir sebepten dolayı baban anlamadan dinlemeden bağırır, çağırır. kendini bile savunmaya mecalin kalmaz odana kapanır salak gibi ağlayıp zırlarsın hayatına.
yaz olup da eve dönmekten nefret ediyorum ya, bu evin havasından mı suyundan mı bilmiyorum ama ergenlik yıllarıma geri dönüyorum her geldiğimde sanki.
bir murphy yasasını kulaklara küpe eder;
"ters gidecek her şey ters gider."
benim kulağımdaki küpe ise şudur;
"rast giderse işin memere geçer dişin ters giderse işin muhallebi yerken kırılır dişin"