|
|
- bazen insanı ayakta tutan tek şeydir yarınlarda bir günün çok güzel olacağına inanmak,bugün değil yarın da değil belki ama bir gün her şey çok güzel olacak,çünkü ne kadar dibe vurursan o kadar yükselirsin.ne kadar acı çekersen o kadar mutlu olma hakkına sahip olursun.ve ne kadar ağlarsan o kadar gülersin..
- (bkz: her şey çok güzel olacak)
- sonucunda büyük hayal kırıklıkları yaşanması kaçınılmaz olan durumdur. ne kadar iyisini düşünürsen o kadar kötüsü başa gelir, tecrübeyle sabittir.
- adı üstünde inanmaktır. mantıklı bir dayanağı olmasına gerek yoktur. zira insan o zamanki yaşına kadar, hayatın tam anlamıyla mükemmel olamayacağını öğrenmiştir. mutlaka aksayan bir yan olur nedense.
- (bkz: polyanna sedat)
- sonucunda güzel şeyler olur. (bkz: yüzde yüz düşünce gücü)
- her şey çok güzel olcaksa güzel kavramı var olmaz ozaman
- arthur schopenhauer yada emil michel cioran'a havale etmeyi isteyebileceğimiz kişi.
- polyanna ile geçirilen ateşli bir tek gecelik ilişki sonrasında söylenecek önerme. bu cümlede tercihe göre polyanna değişebilir ama cümlenin anlamı bozulmaz. inanmış bünye bir kere, bu başka şeye benzemez.
- aslında mantıkla pek alakası olmayan bir düşünce olduğundan ve "ulan etrafa bak her bok kötüye gidiyor. polyanna mısın nesin başımıza! hede hödö..." şeklinde mantık kuralları çerçevesinde birtakım dayanaklara sahip açıklamalar getirilse dahi, "arkadaş bu benim inancım...bıdı bıdı..." şeklinde bir kaçışla karşılaşılabilir bu durum karşısında.
bana sorarsanız her şeyin berbat olacağına dair bir öngörü var zihnimde. küresel ısınma gibi "klişe" bir sebep göstermekle aslında dünyanın geleceğinin ne kadar boka sarmış olduğu konusu üzerine en büyük argümanlardan birini ortaya atmış olacağım.
evet, bilimsel olarak iş ele alındığı vakit artık tükenmeye başlayan dünya kaynakları iklimi ve kısır bir döngü olarak kendi bulunurluğunu etkilediği gibi bu birbirini tetikleyen birtakım etkenler de insanları ve insanların halet-i ruhiyelerini etkiliyor efenim. hal böyle olunca insanlar arasındaki mücadele daha da alevleniyor. dünyanın dengesi boka sardıkça insanların dengesi de boka sarıyor, insanların dengesi boka sardıkça insan ilişkileri de boka sarıyor, insan ilişkileri boka sardıkça bu kısır döngü en başa dönüyor...
akıllı ve mantıklı bir insan meseleye bakıp: "ulan nereye gidiyor bu dünya ve insanları..." diye kendine sorduğunda vereceği cevap bundan pek farklı olmuyor. ha içimizdeki polyanna'lara da ayıp etmek istemem lakin durum bu merkezde söyleyebileceklerim bu kadar.
(bkz: olsun arkayı kurtardık)
|