"bütünleme" dediğimiz olgunun eyleme dönüşmüş halidir.
bir abim vardı, şöyle derdi;
"olm, şimdi biz zamanında finali geçemeyip büte kasıyoz ya, illa verilen bütün sınav haklarını kullanıyoz ya.. eğer 500 tane sınav hakkımız olsa 499'undan kalır, 500.'de geçerdik.."
okuldan atıldı sonra bu abim.
zamanında yapmaktan daha zevkli olan eylem. ertesi gün için yetişmesi gereken çok önemli bir ödev son günün son saatlerine kadar itinayla bekletilir. yumurta deliğe gelince aceleyle yapımına başlanır ve tüm gece bu ödevle uğraşılır. yarım yamalak bitirilebilen ödev yarın hocaya takdim edilir. not alınır.
üşengeçliğin son noktası olmakla beraber yumurtanın göte dayanma mevzusudur.
nasılsa çok var,oho daha kaç hafta var,daha günler var,ya yarın ödev teslimi var yetiştiririz akşama ve en son napçam ben?!?!?!?! sözcük içerikleriyle dolu zaman dilimidir.genelde pek çok kişinin uyguladığı yoldur.ödevlerini daha önceden yapan ve son gece erkenden yatan kişiye,uyumadan gelmiş kişi tarafından nefret duyulur.
(bkz:
ben)
bi tür alışkanlık keyf çatmayı seven insanların "sora yaparım ya nolcak a.q" diye erteleyip son günde yapamaması üzerine "bida son güne bırakırsan top oliym" diyerek kendine cvp verdiği durum.
iyice yaşlanıp ölüm korkusu sarınca en kral dinciden daha dinci olmak da biz türklerin bir tür sona bırakma tembelliğidir.madem içinde böyle bir inancın kıvılcımları vardı,niye ateşi yakmak için 60-70 yaşını beklersin.son güne bırakılan projenin nasıl çoğu copy paste se,bu da öyledir..
"şemsiye" hastalığına yol açar. devamında ilgili bölge hassasiyetini ve elastikiyetini kaybedeceğinden şemsiye boyutunda büyümeler görülür. genelde vize ve final dönemi gibi zamanlarda çokca rastlanır. bu kimselere, hastalık dönemlerinde "şemsiye modunda" denir. bazı deneklerde zevk verdiğine rastlansa da genel sonuç ağrılı nöbetler şeklindedir.
(smg, 11.01.2007 19:33 ~ 19:34)
dünyadaki açılmayan şemsiyeler kümesinin eleman sayısını artırması yolunda atılan önemli bir adım.
diğer bir deyişle, yumurta kapıya dayandığı zamandır.
eğer mimarlık öğrencisiyseniz o dayanan yumurta yeni haşlanmış bir yumurta etkisi yapar.
pistonun maksimum sıkıştırma noktasına gelmesini bekleyip kıvılcımı çakmaktır. eğer tutukluk yapar da kıvılcım çıkmazsa o piston 'açılmaz'.
(bkz:
anladın sen onu)
düzensiz yaşayan, plan ve program yapmayan yada yapamayan insanlar için geçerli olan durumdur.
eğitim seviyesi arttıkça son an tanımı değişen modeldir bu. lisedeyken son geceye bırakır, lisanstayken son sabaha, yüksek lisanstayken son saatlere
*.
makine ile insan arasındaki farkı gözler önüne seren psikolojik etkileşimli adet. makinelerde
earliest deadline first en kralıyken insanlarda
earliest deadline last'ın en verimli işlemesi ibret vericidir.
şu an içinde bulunduğum durumdur...
(bkz:
vize öncesi sözlükte sabahlayan ünlüler)
son 6 ayda kırdığım uykusuz kalma, sıfır uykuyla yeni bir güne başlama, gözünde beyaz nokta kalmayacak kadar kızarma rekorlarımın tek sebebidir.
annenin sabrını zorlayıp,delirtmenin güzel bir yöntemi.
uykusuz geçen gecelere yol açar.
mazoşist bünyenin kendisine attığı kazıklardan sadece bir tanesi.
her zaman yaptığım ve uyuz olduğum şeydir. bir tane de şimdi yapıyorum ve bitirme tezime başlıyorum. giriş, konunun tanıtılması ve önemi...
neredeyse tüm egelilerin yaptığı şey:her şeyi son ana bırakmak.içlerinde vardır.sıcak havayı görüp,büyüdüklerinden mayışmakta üstlerine yoktur ve "amaann dünyaya bir defa gelicez yaa" diye yetiştirildiklerinden kıçlarını devirip yatarlar.
bunu ben de yapıyorum.özellikle sınav akşamı ders çalışmaya başlayınca bütün bilgiler çorbaya dönüyor ve hüsran...
kişinin yetiştirilme tarzına da bağlı olan, plansızlığın, amaçsızlığın ve bunların acı sonucu olarak sadece o an'ı (günü bile değil!!) kurtarmanın getirdiği ardışık olayların tetikçisi durum.
aslında yazar kişi bu konu ile ilgili olarak kişisel serzenişlerini ve düşüncelerini fazlasıyla dışa vurmak istemektedir, fakat aynı zamanda üzülerek düşünmektedir ki: "dile getirdiği takdirde ne değişecek?" ve sırf bu nedenledir ki enerjisini değiştirebileceği şeylere odaklamaktadır, kendisi dışında kimseyi değiştirmeye çalışmamaktadır.
bu, "benden sonrası tufan!" düşüncesi asla değildir, olsa olsa değiştirebileceği ve değiştiremeyeceği şeylerin farkına varmışlıktır.
yazarın istirhamı: bu bir düşünce paylaşımıdır, "bunun da götü kalkmış!", "her boku bildiğini sanan yazar modeli" veya "nirvanaya ulaşmış kıçı kırık sümsük yazar" şeklindeki yakıştırmalar gerçek dışı ve yazarı fazlasıyla yaralayıcı olacaktır. yazar kendi hacminin
sınırlarının farkında olduğu gibi başkalarının da bu düşüncede ve yapıda olmasını dilemektedir.