insanın elinde olmadan yaptığı, kurtulmanın zor olduğu rahatsız durum. kendini sürekli huzursuz hissetme ve ağlamaya eğilim gibi yan etkilere sahiptir.
illallah dedirten eylemlerin başında gelir.
insanın kendinden nefret etmesine yol açar.
herşey geçer merak etme diye kendi kendine teselli verirken bile başkaları ne de çabuk unutuyor, ne kadar umarsız, keşke öyle rahat ve mantıklı olsam, duygusal olmasam diye düşündüren düşünürken bile hay ben senin.. dedirten olay.
(bkz:
hay ben senin)
erken ölüm sebebidir.
(bkz:
don t worry be happy)
hayatı rölantiye almadan önceki insan modelinin yaptığı eylemdir. kendi sorunları yetmezmiş gibi birçok sorunu da kendi sorunu olarak görüp çözüm arayışına girmek bu modeldeki insanın yapısıdır.
genelde çok küçük çocukların ya da fazlasıyla rüküş insanların gerçekleştirdiği eylemdir.hoş bir görüntü oluşturmaz ellerine geçen bütün tokaları filan kafaya takmak.gerek yoktur.sadelik daha güzeldir.hatta kafaya hiç bir şey takmamak en güzelidir.
delirtir, ama elinde değildir. kafana takmamaya çalışırsın, başka şeylerle oylanıp uzaklaşmaya çalışırsın ama unutmaya çalıştıkça daha çok yer eder zihninde. hiç ummadığın bir anda en bastırılmış düşüncelerin su yüzüne çıkar ve kendini kaçmaya çalıştığın şeyi düşünürken bulursun. midene kramplar girer ama kendini alamazsın düşünmekten. insanın kendine yaptığı bir işkencedir. tek kelimeyle berbat bişeydir.
o kadar ince düşünceler geçer ki beyinden beyin kafayı sıyırabilir bir müddet sonra. kimi zaman insan elini nereye koyacağını bilemez, böyle anlarda kişinin özgüveninin yitirip gitmesi müthiş derecede rezil bir durumdur. bu durumu benzetmek gerekirse, bir uçağın havada tutunmasının en önemli ve fakat en kararsız olduğu bir yaklaşma
* anında uçağın bütün avionik sisteminin iflas ettiğini ve uçağa herhangi bi şekilde kumanda edemediğinizi düşünün. heh, bu da onun gibi birşey işte.
ne diyorduk? kafaya takıyorduk birşeyleri, evet. insanların gözlerinde görülenleri doğru değerlendirmeye çalışırken raminiz ve işlemciniz yeteri kadar iyi değilse
kernel panic kaçınılmazdır.
(kl7mu, 05.01.2009 05:28)
günlerce aynı konuyu düşünüp hiçbir çözüme varamadığını gördükçe kendine acıma acizliğine geldiğin olaydır. uzaklaşılması, zamana bırakılması ve üzerinde durulmaması gereken konulardır. kişinin içinden gelmediği halde sevdiği şeyleri bu dönemde zorla meşgale edinmesi gerekir ki daha az ruhsal hasarla kurtulabilmeler mümkün olsun.
travma sonrası stres bozukluğu
ptsd
saç dökülür, saç beyazlar, ... sebebi bellidir, kafa gereksiz detaylarla yorulmamalıdır;
mutlu olmakta elimde mutsuz olmakta. tamamdır o zaman "kontrol" yani güç bende... düşüncem bu, hemen mutlu olmalıyım...
oha!.. o da ne; mutlu olamıyorum, beynim mutluluğu simüle edemiyor... tabi, nasıl da unuturum; ben insanım...
her şeyi boşvermiş insanlara imrenerek hatta hasetle bakan insanların yapmış olduğu eylemdir. tek emelleri onlar gibi olmaktır fakat bilmezler ki o insanlar da zamanında her şeyi kafaya taka taka sonunda isyan etmiş, koyver gitsin demişlerdir. zira diğer türlü ne uykusu, ne huzuru, ne sevinci, ne mutluluğu -e haliyle bütün bunların sonucunda- ne de akıl sağlığı kalır insanın.
(umay, 30.04.2009 21:54 ~ 21:54)
o kafa pek yakında dağılır, bi yerden sonra da patlar.
bir dost üzerine gelen edit: erken yaşlanma sebebidir.
obsesif bir bozukluktur.
sağlığını düşünen bünye, alt dudağının iki köşesinden birinin seyirmeye başlamasıyla beraber bu huyu terk etmelidir. yoksa daha ciddi ve kalıcı tikler, sinirsel bozukluklar meydana gelebilir diyor ilim irfan sahibi insanlar.
gerçekleştirme konusunda çok başarılı (!) olduğuma inandığım eylem.aslında farkındasınızdır hatta rahatsızsınızdır da durumdan ama çoğu zaman elinizden birşey gelmez.gene de çok abartmamakta yarar var.
gamsız insanın ters modelidir. gamsız bir insana aşık olduğunda sonuç ölüme varabilir.
dertleri sıkıntıları hep içe atmaktır.
yapılması sakıncalı ama anlatacak biri olmayınca mecbur kalıyorsunuz işte.
kendine yazık eden kişi.
(bkz:
erken yaşlanmak)
takan kişi sizden küçükse o kişinin sizden daha büyük göstermesinin önünü açan hadise, elbetteki yaşam kolay değil özellikte türkiye şartlarında, fakat ben insanım kardeşim eğlenmeliyim, coşmalıyım, sevmeliyim, öpmeliyim, koklamalıyım, hissetmeliyim, sevinç çığlıkları atmalıyım. şimdi tüm bunlar dururken olurmu bişeyleri kafaya takmak?
(bkz:
bırak ya allasen)
(bkz:
sibel nerdesin sen allasen)
(hacktor, 30.04.2009 23:01 ~ 23:01)
(bkz:
bütün hayatı içindeki duvarlarla geçirmek)
kötü bir huy. sonra saçların vaktinden evvel beyazladığında bir de bunu kafana takarsın. yapma çocuğum. dediğimi yap yaptığımı yapma.
bombok bir alışkanlık. işin kötü yanı bir anda bırakılamıyor da. sigara, alkol gibi de değil. bir başlıyorsun takmaya, ooo, kimse tutamıyor sonra seni. sürekli üzgün, somurtuk bir ifadeyle, hayatı
emosal yaklaşımlarla yaşıyorsun. ileri derecede kafaya takma eğilimi olduğunda muhtemelen doktorunuz size düzenli kullanmanız şartıyla bir şişe
passiflora verecektir. bir boka yaramıyor, emin olabilirsiniz.
uyuyamıyorsun ve iç sesinle sürekli kavga ediyorsun. tüm bunların sebebidir. kalbi kementler bir süre sonra ve olamamasına rağmen sürekli uyuma isteği uyandırır insanda.
kişilsel etkilerine bakalım; yüzdeki bilimum sivilceler yolunur, kaş bölgesi mıncıklanır, tırnak kenarlarındaki deriler kopartılır.
vesselam işe yaramasa da elde olmadan vazgeçilemeyen eylem. herkesin derdi. aşmış olanları da kutlarım belki bir gün biz de
*
her gün düzenli spor yapan, fazla kilosu olmayan hatta zayıf olan, sigara içmeyen, alkol kullanmayan,ailesinde kalp hastası olmayan bir insanın by-pass ameliyatı olmasının tek sebebidir.
dertlerini anlatıcıların ortak özelliği.
onlar her şeyi kafaya takar, ince düşünür, hep bundan olur zaten. bir de yetmez onlara kendi kafalarına taktıkları, dert dinleyicilerin de kafalarına takmasını beklerler.
bu sözlükteki çoğu insanın bu konu hakkında benden daha acı tecrübeleri vardır belki ama her tecrübe sanırım bu yolda aynı kapıya çıkıyor, yapmamaya çalışın abi. tamam saçmaladım, çünkü bu obsesyon insanın elinden karar mekanizmasını dahi alıyor. yapıp yapmamaya dahi karar veremeyecek duruma gelebiliyorsunuz, gelmeyin. kafanıza taktığınız sorunla çokça vakit geçirin, kişiyle de öyle. kısaca üstüne gidin, ya unutuyor ya patlıyorsunuz, rahatlamaya her patlamada bi adım daha yaklaşıyorsunuz.
yazdığımı okudum da, klişenin dik alası olmuş gibi. ama bunları yapmadığınız takdirde başka bir klişe daha oluşacak ki o da
ruh hastası bir birey olmanın dayanılmaz ağırlığı. üzgünüm.