belki ilginizi çeker
  1. · çekip gitmek
gündem
  1. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  2. · dünyanın en seksi şarkısı
  3. · 2012
  4. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  5. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  6. · babaların garip huyları
  7. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  8. · yanlış finale çalışmak
  9. · pembe tezkere

her şeyi geride bırakmak  

  1. geçmişte yaşanılan her ne varsa hepsini elinin tersi ile bir kristal masa edasıyla önümüzde duran gelecek pencerisinin kenarından aşağıya sürükleyip parçalamak gibi ciddi ve iddialı bir vazgeçişin ilk basamağıdır. bütün pişmanlıkların, ayıpların, günahların; başarıların, tebriklerin veya sevinmelerin üstüne simsiyah ve kalınca karalamalar yapmak; belki bir anlamda kendine kaçmak veya unutmak için insanüstü mücadeleler verip de unutulamayanları ansızın öksüzlüğe terk etmek gibi bir şey olsa gerek.
    geçmişin perdesi inerken usul usul, ayak izlerini ve sesini alıp yeni bir boşluk veya kovuk yaratma çabası...
    yahut en azından, ayakta kalabilmek için girişilecek en onurlu savaşım demek daha mı doğru olurdu? nereye baksan, neye dokunsan, neyi sahiplenmek istesen; bir türlü memnun edemediğin geçmiş canavarının boynunu ince ve keskin bir kılıçla vurabilme cesareti veya hamlesi yerinde bir tanımlama olabilir mi?
    her şeyi geride bırakmak isteği, hemen her insanda tüm yaşam çizgisi boyunca bir kereliğine de olsa ansızın doğuveren bir saplantı gibidir. ve sırtından indirme gayreti onca ağırlığıyla üzerine abanan anıları. "her ölüm kesindir!" diyordu, cennetin krallığı filminde karakterlerden biri; evet her ölüm bir gidiştir, bir kayboluş yaşayanlara göre ve her gidiş kesindir. ve her gidiş-ister gönüllü ister gönülsüz yapılsın-, tıpkı ölüm gibi aslında, kendi dışında yaşayanları yok sayma veya öldürme eylemidir.
    inandığım şeylerden birisi de şudur ki; her şeyi geride bırakma arzusu ile hareket eden; temelde öne doğru atılmaktadır. onun dışındaki her şeydir tam olmayan veyahut eksik kalan! üzerinde hiç bir şekilde tasarruf selahiyetine sahip olmadığı onca şeyi, adı ne olursa olsun veya ne surette belirirse belirsin, yüreklilik göstererek bir çuvala koyup ağzını sıkıca kapatarak tarih denen ummana açılan bir ırmağa olanca gücüyle fırlatmanın her türlü sonucuna göğüs gerebilmek apayrı bir yenilenmişliğe açılan kapı değil midir?
    bazen, gerçekten her şeye küserken aslında kendine doğru bir yöneliş gerçekleştirmişsen de ötekiler için bu bir kaçış, kopuş veya başlı başına bir yabancılaşmadır. oysa sen, kendini aramaktasındır. seni sen yapan onca değerin, inançların, şimdiye kadar -zecri veya iradi- ezberlediğin bütün yaşanmışlıkların tortularını temizlemek, zihnindeki bütün tanımlamaları unutmak veya silmek arzusu; yeni seni ortaya koyabilmenin ön ve gerek şartı olduğuna göre; ayaklarını bastığın bütün kaypak, oynak karaları bırakıp yeni sulara yelken açmak hamlesini gerçekleştirmenin neresi korkaklık olabilir? ve yenilenme doğumunun sancılarını çeken seni, hangi kalıplara göre yabancılaşmış olarak nitelendirebilir zaten hiç olmayan veya en azından çok kısa zaman içerisinde hiç olmayacak olan ötekiler?
    zaman, her şeyi geride bırakmak isteyenin, en korunaklı, en süratli, en uygun ve en önemli aracıdır. bütün bütün zamana sığınır, bir yılan gibi kabuğundan sıyrılmaya çalışan. ve sanki zaman olmasa, yaptığı yahut yapmaya çalıştığı hiç bir şey, gerçekleşmek bir tarafa var bile olmayacak.
    ....
    b.j. reagon diyor ki; "yaşamın güçlükleri, insanı felce uğratmak için değil ona kim olduğunu göstermek için vardır!" ne kadar oturaklı ve ne kadar yerinde bir ikazdır bu. her şeyi geride bırakmak sorunu, işte böyle bir anlayışın ürünüdür. zira, kendini aramak yarışını her insan, bütün ömrü boyunca şu veya bu şekilde, nitelikli veya niteliksiz, başarılı yahut başarısız hamlelerle gerçekleştirmeye çalışır. her şeyi geride bırakma cesaretine, samimiyetine, umuduna sahip olmayan insanlar aslında değişim korkusuna sahip olanlardır. onlar hep istikrarlı pozisyonların arayışındadır. dalgasız sular, güvenli limanlar, uçurumsuz karalar... ömrü boyunca düşüp bir kereliğine bile başını kanatmayan, üstüne takındığı şemsiye ile nereye kadar yol alabilir?
    her şeyi geride bırakmak, kasvetli fırtınalarına rağmen denizlere aşık olmaya devam etmektir. yürümektir yorulmadan, geçtiği yollardan bir daha geçmeyeceğini bilmektir. her şeyi geride bırakmak hüngür hüngür ağlayabilme korkaklığına isyanla dudaklarını alaycı bir gülümsemeye dikişlemektir.
    (fempusay, 16.06.2005 11:34 ~ 13:07)
  2. bir nevi kaçıştır.

    hiç bir insan geçmişini inkar etme lüksüne sahip değildir. geçmişinle bağını kopardığın an sen sen olmassın artık. sen kendini bilmeyen, başka hayatların hayaliyle yaşayan ruh olursun sadece. diğerlerine özenerek yaşadığın her an senin için kaybetme noktası olur.

    geride bıraktıkların elbet bir gün karşına çıkar. tanımamazlıktan gelebilirsin, selam vermeden yolun karşısına geçebilirsin. seçim senindir. kimse seni zorlamaz. ama bir vakit sonra selam verecek insanları göremessin etrafında.
    (gülümsün, 16.06.2005 11:46 ~ 11:47)
  3. (bkz: ölüm)
    (easy company, 16.06.2005 11:50)
  4. (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 16.06.2005 13:42)
  5. çoğu zaman sadece kendini kandırmaktır..
    (traşköpüğü, 27.06.2005 21:59)
  6. sadece geride bıraktığını sanmaktır.içinde seninle gelenleri farketmek çok uzun sürmez.
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 27.06.2005 23:43)
  7. büyük bir darbeyle biten aşkın ardından yapılması en zor işlerden biridir.ama hayat devam etmektedir.kör olasıya ağladığın için şişmiş gözlerine çay pansumanı yapan annene , onunla konuşmadığın, oynamadığın için küsüp yemini yemiyen muhabbet kuşuna karşı sorumlulukların vardır.en önemli adım aynaya bakabilmektir. acınası yüzünü görebilmektir. için de bulunduğun durumu kabullenmektir.herşey kabullenmekle başlar daha sonra nasıl yaparım da yeniden başlarım diye düşünürsün... tabi zaman faktörünü de unutmamak lazım en büyük yaralar bile zamanla kabuk bağlar zamana düşman kesilmeden yaşamak lazım ilaç niyetine yararlanmak lazım...
    (billy, 18.10.2007 18:04)
  8. her şeyi geride bırakmak ama aslında her şeyi kendiyle beraber gittiği yere taşımaktır. olduğun yerden kaçarsın ama ya kendinden.. imkansızdır sadece avuntudur bu.
    (dedim ve noktayı koydum, 16.05.2008 02:23)
  9. konstantin kavafis den geliyor...

    şehir

    "bir baska ülkeye, bir baska denize giderim" dedin,
    "bundan daha iyi bir baska sehir bulunur elbet.
    -bir ceset gibi- gömülü kalbim.
    aklim daha ne kadar kalacak bu corak ülkede?
    yüzümü nereye cevirsem, nereye baksam,
    kara yikintilarini görüyorum ömrümün,
    bosuna bunca yil tükettigim bu ülkede."
    yeni bir ülke bulamazsın, baska bir deniz bulamazsin.
    bu sehir arkandan gelecektir.
    sen gene ayni sokaklarda dolasacaksin. ayni mahallede yaslanacaksin; ayni evlerde kir düsecek saclarina.
    dönüp dolasip bu sehre geleceksin sonunda. baska bir sey umma-
    ömrünü nasil tükettiysen burada, bu kösecikte,
    öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde.

    ve ezginin günlüğü cilalıyor;

    ...
    yeni bir ülke bulamazsın
    başka bir deniz bulamazsın
    bu şehir ardından gelecektir
    sen yine aynı sokakta dolaşacaksın
    aynı mahallede kocayacaksın
    yeni bir ülke bulamazsın
    başka bir deniz bulamazsın
    bu şehir arkandan gelecektir
    aynı evde kır düşecek saçlarına
    dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin
    geleceksin bu şehre sonunda
    başka birşey umma
    başka şey umma...
    (kirlikirpi, 16.05.2008 02:54)
  10. (cavidan singer, 16.05.2008 16:12)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil