ardından da
depresyon gelir.
benim içinde bulunduğum ruh hali.
insanlardan sıkılırsın, işten sıkılırsın, okuldan sıkılırsın, ödevlerden sıkılırsın, sunum hazırlamaktan sıkılırsın, evden sıkılırsın, sokaklardan sıkılırsın, konuşmaktan sıkılırsın, dinlemekten sıkılırsın, susumaktan sıkılırsın, gidenin ardından bakmaktan sıkılırsın...
aslında kendinden sıkılmaktır işin özü....
ve ne acı ki şu an içinde bulunduğum durum...
aslında kendinden sıkılır insan..oyuzden de hiçbirşey ona tat vermez,herşeyden sıkılmış olur..
çekip gitmek istemenin en önemli nedenidir. her şeyi bırakıp gitmek, sıkıntıyı yok etmek.. tabii mümkünse.
zaman-mekan kavramı çok da önemli değildir bu durumda..evet güzel bir mekan anlık rahatlamalar sağlar belki,belki sıkıntınızı hafifletmeye çalışan arkadaşlarınızla bir yerlere oturursunuz..sağolsunlardır..ama kişi yalnız kalmak ister,ondan da sıkılacağını bilse de en azından kimseyi kırmamış olmak için..
keçeli kalemi alıp insanların üstünü boyamak, olayların gelişimini gösteren tabloyu mahvetmek, en önemlisi de mutlu olduğunuz anları da sahte
bıyık yapmaktır bu her şeyden sıkılma külfeti. nitekim keçeli kalem olduğu için eliniz, oranız, buranız da boyanır. uçucudur bu zaten. kesin döneceksinizdir. her şeyden sıkılınca elektrik gider gelir kendinize gelirsiniz fakat her şey sizi sıkmak için uğraşınca, trafo patlasa işe yaramaz, hep duvarlara çarptırırsınız...
öss sonrası yaz tatilidir. hiçbir şeyden sorumlu olmama hissinin verdiği sıkkınlıkla yaptığınız hiçbir atraksiyondan zevk almazsınız.
depresyon başlangıcıdır.
canınız bişeyler yapmak ister.
ama aynı zamanda hiçbişey yapmak istemez de.
kendinizden, çevrenizden, hayatınızdan sıkıldığınızı hissedersiniz.
hatta bir süre sonra bu, nefrete bile dönüşebilir.
çaresi var mıdır?
elbette.
ama yapılması gerekeni siz değil, çevrenizdekiler yapmak zorundadır.
eğer ki size değer veriyorlarsa.
hayatın monotonlaşmaya başlamasıyla içine girilen ruh hali. eğer titrenip kendine gelinmezse gidişat kötüdür. monotonluk başlangıç aşamasında bertaraf edilmezse bu sıkıntı hali gitgide derinleşir ve artık insan sıkıldığını farketmez. bu onun yaşam tarzı olmuştur. ve bu gidişata dur denilip hareketli yaşama dönülmezse sonuçta depresyon, duygusal ve ruhsal bozukluklar olarak kendini göstermeye başlar.
benim de dahil olduğum bir kısım bünyeler bu ruh hali ile beslenmektedir. sıkılmak kural keyif almak istisna olmuştur. her zaman her şeyden şikayet eder bu kimseler ve de bu ruh halinin sonu sermek olarak adlandırılabilir. sıkılır sıkılır ama değiştirmek için bir şey yapmak çok zor gelir. ve bu serme neticesinde hayat büsübütün zorlaşır ve düzeltmek daha da zorlaşır ve tamamen serilir. işte bu anda gidişat kötüdür.
(fclef, 03.07.2007 22:31 ~ 22:32)
dinlediğin müzikten tut,yediğin yemeğe kadar hiçbir şey zevk vermez.kendi kendine ne oturuyorsun evde,çık dolaş dersin ama onu da yapmak istemediğini farkedersin.sıkılmaktan sıkılırsın bir süre sonra.bunun adı depresyon olsa gerek.
belirli bir müddet ardı kurtuluşu olmayan, kendimi içinde bulduğum duygu durum...
anlamlar kaymaya çok müsait...
olası durumda dinlenebilecek
şarkı için;
''gidelim buralardan dayanamıyorum,
gidelim buralardan
unutamıyorum....''
(bkz:
nazan öncel)
+ her şeyden sıkıldım sündüzcüğüm anlıyor musun beni.. her şeyden, kendimden bile...
- valla ben de sıkıldım senden ensar abi ama diyemiyodum çekiniyodum böyle.. iyi oldu bak açtın beni de...
"rahatça hissizleşmek" durumudur.
(bkz:
comfortably numb)
elde edilebilecek olan her şeyden sıkılmak; belki sıkılınmayacak bir aktivite vardır ama ne olduğu bilinemiyordur. hastalıkların nekahet döneminde, sıkıntılı yükseliş devirlerinden sonra düze çıkınca, ekmek derdi ile uğraşırken birden refaha erişince bir süre sonra bir anlam sorunu başgösterir, işte bunu kendi kendine her şeyden sıkılmak olarak tarif eder insan. enerjini sarfedeceğin ve sarfettiğine değecek bir şey bulamamak. hayatı ve içindekileri değersiz görecek kadar tüketmiş olmak. dünyanın veya gidilebilen her yerin insana basit bir kasaba gibi gelmesi.
sağlıklıysan, sevdiklerin annen baban kardeşin sağ ise ve yanındaysa,güzel bir havada dışarı çıktığında denizin rengini görebilip martıların sesini duyabiliyorsan, içecek bi kase çorban, başını sokacağın bi damın varsa.. bunlara sahip olmayanları düşün haline şükret ve sıkılma artık!
jack london'ın martin eden adlı otobiyografik romanının sonunda m.eden sırf bu nedenle her şeyden sıkılmaya başladığı için intihar etmiştir. artık sıkılmadan yapacak bir şey ve tırmanacak bir tepe kalmadığı için.
herşeyden zevk alan haletiruhiyeden farklı olmayan durumdur. iki uç ruh hali üzerinden örnek vermek gerekirse -ki veriyorum şimdi; biri yanındaki osurunca veya benzer durumlarda deli gibi gülmeye başlar diğeri eşek sikine bakıp hüzünlenir şiir yazar. hüzünlüde yazar. diğer durumda bünye içten kahkahalar atar. her iki durumda da köşeye sıkışmanın verdiği kontrol dışı taşkın bir samimiyet vardır. nedenleri kıçına sokar gülene katılırsın .ağlarsın veya..oda senin haletiruhiyene bağlıdır. sonrasında oluşan durum eşek sikiyle osuruk arasında seçim yapmak değildir aslına bakılırsa. aslına bakarsan oda değişir tabi..aslınada bakmamak lazım.
(leak, 22.12.2007 01:45 ~ 18:17)
açık havada hiç bir şey düşünmeden hızlı adımlarla dolaşmanın iyi geldiği geçici durum.
bana bir şey oldu yoruldum
bir şey oldu hiçbir şeyi sevmez oldum
bir şey oluyor heyecanlanıyorum
neden diyorum sonra vazgeçiyorum
hissiz mi oldum yoksa başka bir olgunluk mu buldum
artık soru sormuyorum olduğum gibi mutluyum.
(bkz:
pamela spence)
ardı ardına gelen olumsuzluklardan sonra insanı içine çekiverecek olan durum.
her şey daha güzel gitseydi, daha huzurlu ve pozitif olsaydı, kimse benimle uğraşmasaydı, kimsenin canı yanmasaydı ne bu şehir bana dar gelirdi ne de sürekli kaçma isteğim olurdu her şeyden, yine kaçtım ben babamın evine tüm o şehrin boğucu havasından, burada hala babamın altı yaşındaki kızıyım hala onlar koruyor beni sokağın karanlıklarından, yoruldum insanların kıskançlıklarından hepimizin sonunun bir avuç toprak olacağını unutuşlardan.