bu ne biçim hikayeee bööylee
hasta mısın nesin bana sööylee
gel gidelim güneylere..
eylenip dinlenmeyee..
gibi hoş melodili bi şarkısı olan, komik ama boş bi film. mazhar bodrum'da capona aşık olur, öbür fırlama bunun ecza deposundan patronunun sakladığı uyuşturucuları satmaya kalkar, başlarına iş açar filan. cihangir geceleri atmosferi iyi verilmiş, gerisi boş.
çok ender filmlerde rastlanabilecek tattaki doğallığı yakalayabilmiş yapım. cem yılmaz'ın ilk filmi olmasına ve aradan yıllar geçmesine rağmen zaman zaman kendini özleten ve tadı bozulmadan seyredilebilen bir filmdir.
türkçemize (emin değilim lakin)tahminimce tanzimat döneminde girmiş ifade.ingilizcede ve de anglo-sakson dillerinde çokça zikredilir , "tomorrow will be better" ifadesinin çevirisidir.türkçemize , evvel zaman içinde giren ama tahminimce yurdum topraklarında 200 sene önce zikredilmeyen bir ifadedir.
ayrıca süper bir cem yılmaz, mazhar alanson filmi.
sadece ve sadece mazhar alanson için bile izlenebilecek bir film. filmin daha en başların mazhar alonson ve saçları dikkatinizi çekiyor. özellikle deri eldivenleriyle direksiyona geçip araba kullandığı sahnelerin başında tıpki bir psikopat. naşit özcan da ölmeden kısa bir süre önce, küçük bir rolde de oynasa süper bir karakter çizmiş,
"-niye pişmaniye getirdin, bana göt kılların pişmaniye gibi mi demek istiyorsun?" gibi bir çok lafla hafızalara kazınmıştır.
her şey çok güzel olacak... sen, sen olmaktan vazgeçeceksin önce... sonra ben kendimden... hayaller, umutlar, beklentiler, inançlar yok olacak birer birer... alışacağız ; yenilmeyi,örselenmeyi, paramparça olmayı kanıksayacağız... istemekten vazgeçeceğiz, beklemekten, ümit etmekten... kabulleneceğiz.. her mihnete razı gelecek yüreğimiz, yorgunluk kolumuzu bacağımızı prangalayacak...
işte o zaman acıtmayacak hiçbir şey : işte o zaman ne sen kendini hatırlayacaksın, ne ben, beni... ne de umutları, düşleri, rüyaları anımsayacağız... bütün hayal kırıklıkları geride kalacak o gün... o gün her şey çok güzel olacak...
diğer cem yılmaz filmlerinden ayrı bir yerde tutulması gereken, hikayeyi abuk subuk şeylerle dolandırıp durmadan güzel güzel anlatan sıcak, samimi 10 numara bir film. selim naşit ile oğulları arasındaki diyaloglar yardırır.
cem yılmaz mazhar alanson naşit özcan üçlüsünün kırdığı bir filmdir.filmde insanı en çok kopartan cem yılmaz'ın (altan) mazhar alansona (nuri) birşey için ısrar etmesi etmesi nurinin bunu yok olmaz derken kabul etmez derken film karesinin bir anda değişip altanın onu kafaladığını görmektir.
requiem for a dream'de zırt bırt artislik olsun diye söylenmiş,fakat herşeyin boka sarmasıyla geçerliliğini yitirmiş sözdür.
genelde sevgililer,babalar ve idealist öğretmenler kullanır.
bak yine içsesim konuşuyor benimle, yine "herşey çok güzel olacak" diyor. yalan be yalan!! şunca zaman bunun olmasının umudunu katık ettim her derdimin yanına. her hıçkırığımın arasına bu lafı ekledim de hiçbirşey güzel olamadı.
yolda yürüyorum, hava güzel; tek bir bulut yok gökyüzünde... yürüyorum yürüdükçe güzelleşiyorum, içsesim davetsiz misafir gibi geliyor yine zınlıyor beynimde... herşey güzel olacak! tamam herşey güzel olsun, bak bu derdimi salla, şunu da at çöpe amaaan ölmeyecekmiyiz ne de olsa! hem bak hava ne güzel...ama..güzeldi hava....nerden geldi bu bulutlar...hay allah yağmur mu atıştırıyor ne? neyse hafif yağmurda ıslanmak güzeldir hem ne dedik herşey çok güzel olacak...lan baya da arttı yağmur... hay lanet olsun ne lan bu bardaktan boşanırcasına yağıyor!! arabaaa gelme!!! hay şansımın içine tüküreyim!!!!
içses hala bişeyler zırvalıyor da ben duymuyorum artık...hem ne diyordum en son ben...herşey güzel olacak....evet herşey olmasa da birşey güzel oldu!! pantolonum ıslak daha güzel görünüyor!!! hırrrr!!!