hz musa: "her şey tanrıdır"
hz isa: "her şey sevgidir"
marx: "her şey paradır"
freud:"her şey sekstir" demiştir , ama
einstein: "her şey görecelidir" diyerek hepsini g*t etmiştir.
mehmet toker adlı çok sevdiğim bir türkçe hocam vardı ortaokuldayken, kendisi bana üç sene; toplam altı dönem hep dört -sayıyla 4- vermiştir. ondan aklımda kaldığı kadarıyla ben bu ikiliyi "herşey" şeklinde yazıyordum yakın zamana kadar efendim...
ancak tdk' nın sitesindeki yazım kılavuzunda "herşey" gibi bir kelime bulunmamaktadır. doğal olarak ayrı yazacağımdır...
iktidar partisinin her gövde gösterisinde konuşmacının arkasında yanlış şekilde yazan kelimedir. bu yanlış yazım olayı gövde gösterileriyle de sınırlı kalmamış, reklam afişlerinde de baş göstererek lanet olası bir hâl almıştır.
her şey, biter, eskir; tortusu kalır ama her şeyin.
zengin kalkışı yapan en sevdiğim misafirler gibi hayat; ya da onlardan biraz daha insaflı: ağırdan alıyor, ama gidecek; belli.
sabahlara yorgun uyanıyorum, gözlerim kanlanmış. ince bir sızı alnımda; sanki gece bir an aklıma geldiği gibi duvarlara filan vurmuşum başımı. hüzün bazen akışkanlıktan uzak, yapış yapış bir şey... yavaşlatıyor her şeyi. artık kimselere alışamıyorum, kimse fark etmiyor tedirginliğimi.
abimin okuldan eve dönüşüne gebe akşam üstlerini özlüyor içimdeki sarışın velet. anne ve babamın elele geçtiği bir sahil kenarı yolu gibiyim, herkes huzuruma hayran, manzaramı kıskanarak ezip geçiyor beni...
küçükken, bahsi geçen çok sevilen misafirlerin ayakkabılarını saklardım, gitmesinler diye... biraz gecikirdi gidişleri, ama gidecekler yine giderdi. -bak bir bu değişmedi yıllar boyunca; gidecek olan hep giderdi hiç gelmemiş gibi-
her şey garip geliyor, herkesi ilk kez görüyorum sanki... bazen dayanamıyorum dünyanın dönerken çıkardığı seslere.
" 'an'ı mahvediyorum böyle" dedi kadın. "üzgünüm, kendimi tanıyamıyorum bugünlerde."
"pooohhhhhh!" dedi adam. "iyi olduğun, kıymetini bildiğin anlar için mi seviyorum seni ben?" "sana ait ne varsa, hepsi bende olmalı, sen her şeyinle benimsin, ben seni her şeye rağmen değil,her şeyinle seviyorum."
"seninle varım ben." dedi kadın. "sadece seninle."
"sadece seninle varım" dedi adam.
onlara ayrılmış sürenin sonuydu yine her günkü gibi, ayrıldılar.
şehri kuş bakışı gösteren tepeye gitti kadın. bir taşın üstüne oturup seyretmeye başladı en uzak kalabileceği noktadan kenti. "seninle konuşma vaktimiz geldi" dedi sigarasını yakarken. "her şeyine boyun eğdim senin, her şeyini onayladım, herkes istediği zaman giderken senden, ben seni bekledim. ben seni bekledikçe, sen kendini her şey sandın, görünmez çiviler çaktın uzuvlarıma senden gitmeyeyim diye. istemedim tek şey şimdiye dek, artık sökme vaktin geldi çivilerini. sana ait değilim ben, sana 'hiç'im, 'her şey'i olduğum toprağıma gitmek istiyorum."
saatine baktı, hala sesini duyabilirdi. aradı, her şeyiyle seven adam açarken telefonu, sırtını döndü kadın hiç olduğu şehre. "canım!" dedi........