1. bu nedenledir ki içinden en sıyrılması zor dogmalara sahip olan din islamdır. insanlara seçme şansı bırakmayan "annesi babası müslümse çocuk da müslümdür" gibi faşist bir anlayışa sahip bir dinde insanlar nasıl özgür olabilirler? (bkz: islam'da özgür irade vardır yalanı)

    sonra da musevilere laf edilir, sadece annesi museviyse musevi oluyor diye. bakın ne güzel işte, kendi içlerinde geçinip gidiyorlar. size zararları yokken onlara nasıl bok atıyorsunuz? sonra da gelip "en güzel din islam" diyorsunuz. niye? çünkü başka din görmediniz ki. işte tüm aileniz, tüm toplum yapınız buna uygun.

    aileden ve yaşadığı çevreden hiçbir dini baskı ya da beyin yıkama eylemi görmeyen şahsım gibiler diyecektir ki, insanlar boş bir beyinle gelirler dünyaya. - aslında tam boş denemez sonuçta genetik hafıza gibi bir olgu var, ama tabii bu hayvani tabanlı içgüdüler ve benzer bir çevre etkileşimi ile gelen bir gen aktarımı. - "din" ve "inanç" gibi absürd seçimler babadan oğula geçmez, geçemez.

    yine dini bir baskı görmeden kendi seçimine bırakılan bir din ve inanç seçimine sahip bireyler görecek ki her şeyin altında çıkar çatışması yatıyor. aksini düşünmek mümkün mü? yani muhammed diyebilir mi ki, "ben tüm dinimin altyapısını tevrattan ve incilden yaptım, sonra da adına aynı tanrı geldi ama kitap değiştirdi dedim. bakın o dinleri de allah gönderdi ama ne hikmetse arapları daha çok seviyormuş bize gelen dine bir şey olmayacak. aslında her çocuk hristiyan da, çaktırmayın vaftiz falan edilmeleri yalandı. elbette ki son gelen din olarak ben onların yanlışlarını gördüm ve onlara düşmeyeceğim." yani muhammed ne derse kendi dini yayılsın diyeydi. elbette ki diyebilir hala herkes "insanların hayrına" diye.

    bu hadis de benden gelsin o halde: "her çocuk; dünyaya aklı hür, vicdanı hür bir birey olarak gelir. beyin yıkama işi çocuğun çevresine kalmıştır."

    hem zaten "eğer anne babası müslüman ise çocuk da müslüman olur." gibi anlamsız bir sözde mantık nerededir? benim annem babam müslüman, ama ben değilim, ne olacak şimdi? o nasıl oluyor bu durumda? yoksa? olamaz! ebeveynlerimde gizli sabetayistlik mi var? yazık.

    bu nedenledir ki, mümkünse ergenlik yaşına gelene dek çocuklara dinden bahsedilmemelidir. çocuklar bu gibi işlerden olabildiğince soyutlanmalıdırlar. bırakın seçimi birey yapsın, çevresi değil.
  2. islamın kendi içinde çeliştiğinin başka bir kanıtıdır.hem herkes dinini özgür iradeyle seçer, herkesin dini kendinedir diyosun; hem de gidip yeni doğmuş, daha irade sahibi olmayan bi çocuğu müslüman diye damgalıyosun.

    eğer o çocuk doğumundan beri bir müslüman olarak yetiştirilirse nası oluşacak o özgür irade?
  3. çok doğru laftır. kim söylediyse cennete gitsin işallah.

    aslında ailesi müslüman da olsa mecusi de olsa çocuk default olarak amortisöre tapıncak şekilde gelir dünyaya. ayrıca insanın kendi çocuğuna inandığı dini aşılamak istemesi yavşaklıktır. hatta 18 yaşına kadar kendi dilini de öğretmemesi gerekir. birey kendi dilini kendi seçmelidir.

    en basitinden açıklamaya çalışalım. ben bir babayım mesela. ona inançlarımı, prensiplerimi, hayat anlayışımı aktarmaya çalışmayacağım da kime aktarmaya çalışacağım. pazarcıya mı, tuhafiyeciye mi? tuhaf tuhaf konuşmayın. benim inandığım dine göre her çocuk müslüman doğmaktadır. (evet biz krem peynire tapanlar da buna inanırız) çünkü ruhlar çoktan yaratılmıştır. çünkü ruhlar çoktan tanrı'ya inanmıştır.

    dinde zorlama yoktur derken bu lafı da yanlış anlamayalım. burada bahsedilen din her hangi bir dindir. istediğin dini veya dinsizliği seçersin. buna da zulular özgür irade diyor. yani mağazalarda verilen bir hediye değiştirme fişi gibi düşün. adam sana güzellik yapmış, düşünmüş, gitmiş hediye almış. sen beğenmiyorsun veya sana küçük geliyor. değiştiriyorsun. gayet doğal. beğenmeyebilirsin. ondan veriyorlar o fişi sana.

    yazarın anlatmak istediği: aslanım be, artık ateistlik üzerinden prim eskide kaldı. eskidendi o ben inançsızım ayağı filan. kızlar veriyordu bi dönem. cidden vardı öyle birşey. ama yeter artık müslümanlık üstünden de prim yapılmasın, ateistlik üstünden de. zaten harbiden inançsız olan insan bunu zorda kalmadıkça söylemez. çünkü inanç dediğin şey onun için listenin en sonudur. inanç bahsetmeye bile değmez. ha o yüzden inanmadığınız bir şeyin olguları üzerinde kafa yormak çok gereksiz birşey olsa gerek.

    hadi yapmayın, gülümseyin biraz. kimseden birşeylere biraz olsun inanıyor diye nefret edilmez ki.
  4. ’her çocuk islam fıtratı üzerine doğar. sonra ebeveyni onu hıristiyan yahudi veya mecusi yapar. eğer anne babası müslüman ise çocuk da müslüman olur.’

    ilk cümlede anlatlan şey yeni doğan bebeğin dini olduğu değildir. bunu anlamak için fıtrat sözcüğünün anlamına bakmak yeterli. fıtrat arapça "huy, içgüdü, kişilik" anlamına gelir. yani her çocuk islam fıtratı üzerine doğar demek, her çocuk müslülman olarak doğar demek değil, her çocuk müslüman olmaya müsait olarak doğar demektir. bu yüzdendir ki bu husus "allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar" ayeti ile birlikte incelenir. eğer insanoğlu islam fıtratı üzerine doğmasaydı, islamı kabul etmesini beklemek, gücünün yettiğinin dışında bir şey beklemek olurdu.

    hadisin ikinci kısmını anlamak için önce anlamak istemek, sonra da iman kavramı hakkında az biraz bilgi sahibi olmak gerek. kalkıp da "annesi babası müslüman ise çocuk da müslüman olur" cümlesinden müslüman olmak için ebeveynlerin müslüman olmasının yeterli olduğunu çıkarıp sonra da "benim ebeveynlerim müslüman, ben değilim, nasıl olauyor?" diye sormak en başta kendini salak yerine koymaktır. insanın ailesi ve çevresinin elbette ki yadsınamaz bir etkisi vardır. aksini isteyen çocuğunu ergenlik yaşına gelene kadar bir fanusun içinde büyütüp daha sonra dünyaya salabilir. ancak doğumundan itibaren müslüman olarak yetiştirilmek özgür iradeyi nasıl ve neden engeller anlayabilmiş değilim. çünkü düşünen, veya düşünmek isteyen, bir bireyin iradesi her zaman özgürdür. nasıl yetiştirilmiş olursa olsun. zira müslüman olarak yetiştirilmek, gerçek, makbul bir müslüman olmak için yeterli değildir. çünkü iman konusu dinin belki de allah ile kul arasında olan tek kısmıdır.

    allah katında iki tür iman vardır. taklidi iman ve tahkiki iman. taklidi iman, ebeveynlerden veya çevresindekilerden görerek, taklid ederek oluşan imandır. her ne kadar allah katında kabul görse de tahkiki iman kadar kuvvetli ve muteber değildir. çünkü deyim yerindeyse hazıra konmuş bir imandır. tahkiki iman ise soru sorarak, araştırarak, kafa patlatılarak elde edilen imandır. zaten tahkik sözcüğü arapçada araştırma, soruşturma anlamına gelir. allah katındaki en makbul iman budur. çünkü kişinin kendi emeği ile kazanılmış bir imandır. ayrıca ebeveynlerin müslüman olması, tahkiki imana sahip olmaya engel değildir, tek yapmak gereken sorgulamaktır.
  5. hz. muhammet demiştir ki: aha bu noktadan sonra dünyanın fabrika ayarlarını* bu şekilde set ediyorum. eğer isterseniz daha canlı tecrübeler için başka dinleri seçebilir veya daha renkli görüntüler için satanist ya da ateist falan olabilirsiniz. yine de böyle durumlarda garanti kapsamı dışına çıktığınızı unutmayınız. olur da kendiniz cehennemde falan bulursanız karışmayız.
    (bkz: yerse)
  6. fıtratta müslüman olarak doğmak batı teolojisi eksenli din felsefesindeki sensus divinitatis kavramıyla kısmi benzerlik gösterir.

    öte yandan ve daha önemlisi:
    anlakları engele takılmış olanlar için "irade"yi katleden bir söylemdir. fakat bazı geri zekalılar bilmelidir ki irade, ancak hürken çalışır. ahlaki sorumluluk dahi ancak hürken kişiye ilişikken, hür olmayan bireyin iradesinden bahsetmek de söz konusu olamaz. çocuk, tanımı ve neliği gereği zihnen hür değildir. zira kendi başına makul karar verme yeteneği/mekanizması yoktur. bu nedenle bir çocuk ancak makul karar verecek evreye geldiğinde tıpkı işini, sevgilisini, dostlarını, yiyeceği yemeği seçebildiği gibi biat edeceği dini yahut dinsizliği de seçebilir. bu "makuliyet" özgür irade gereği özneldir.

    ancak yahudi anneden doğan çocuğun yahudi olması durumuyla islamdaki bu hadisi eş düzlemde tartışmak da başka bir "mala bağlayan teyze videosu" örneğidir. zira yahudiliğin bu algısında bir kısıtlama varken islamın vaazında bir kapsama söz konusudur. şöyle ki:
    i. eğer anneniz yahudi değilse, evvelden başka bir dine hatta buduna dahil olsanız bile, yahudiliğe sempati beslemeniz ve hür aklınızla bu dini tercih etmek istemeniz halinde dahi yahudi olamazsınız. yehova sizi dışlar. çünkü söz konusu din ancak "seçilmiş" insanlara geldiğini vaz eder.
    ii. kişinin islam fıtratıyla doğması, 4. giride de gayet sarih beyan edildiği gibi, her çocuğun müslüman doğması anlamıan gelmez. her çocuğun islamın vaz ettiği özellikle ahlaki erdemlere yatkınlığıyla doğması manasındadır.

    kaldı ki sevgili gerizekalılar, islama göre zihnen hür olmayan biri teknik olarak müslüman da olamaz. zihnen hür olmayan iki tip insan olabilir: biri çocuktur, henüz akli melekeleri yerine gelmediği için düşünemez ve karar veremez. ikincisi de fiziksel olarak akli baliğ hale geldiği halde "delilik" gibi bir zihin engeline takıldığı için makul düzlemde düşünemeyen yahut kendi "iradesini" kullanamayan kişilerdir. islam, bu iki kişiye dini sorumuluk yüklemez. dinde bu kişilere fetret ehli denir. hatta fetret ehlini kapsayan çok daha farklı insan tipolojileri de vardır. (fetret ehli başlığının konusudur, uzatmıyorum. sadece geri zekalı akıl yürütmelerini kusacağına biraz da sen oku amınakoim)

    hasılı, evet her çocuk doğduğunda islam dinini seçmeye yatkındır ki bunun en büyük sebebi de masumiyetidir (günahsızlığı anlamında). neye yatkın olaydı yeni doğan çocuk ya? bush olmaya mı? ama aklı erdikten sonra yani özgür kaldıktan sonra yani yani ahlaki sorumluluğa hazi olduktan sonra, yapacağı hür seçimlerinde bu çocuk ateist de olur, benim gibi dinci gerici yobaz da olur. e hal böyleyken nasıl oluyor da islam özgr iradeyi yok sayıyor?

    dikkat buyur: benim mevzum "islam özgür iradeyi tanıyor" demek değil. zira schopenhauer'e olan sempatimden dolayı halen özgür irade'nin var olup olmadığı hakkında dahi akıl yürütüyorum. nerede kaldı bunu islam'ın sınırında kabul etmek. benim mevzum tamamen az düşünülmüş, çok öğretilmiş akıl yürütmelerle bir kavrama karşı çıkışın anlamsızlığını reddedişte.
  7. irade ile hiçbir alakası olmayan, sadece hristiyanlıktaki vaftiz anlayışına karşıt olarak oluşturulmuş inançtır. annesinin babasının hristiyan müslüman ateist vs. olması bu nedenle bu dinleri seçecek/seçmeyecek olmasının lafla bildiğin alakası yoktur.

    "çocuk günahsızdır, büyüdükçe günahkar olabilir. " demiş adam sadece. burdan "doğar doğmaz zekat vermesi gerekir." anlamı çıkartan kusura bakmasın ama biraz fazla zorlamaktadır.
  8. ömrü boyunca da aranıp durur bu fıtrat nerdeydi diye. la üstüne doğdun kalksan göreceksin denilesidir.
  9. fıtratlar sikse sizi de hep beraber kurtulsak nasıl olur?!

    arkadaş sen inanıyorsun öyle diyorsun,sor bakalım bebeye o olmak istiyor mu müslüman?
    bu nasıl bir tatmin yöntemidir cidden anlamıyorum.bütün dünya müslüman olsa sana artısı ne olacak ki?bu nasıl bir gözü dönmüşlüktür?!
    el kadar bebeye bile bir etiket yapıştırmaya amma meraklısınız.