iki adam kolkala girmiş hem yürüyorlar hemde sohbet ediyorlar. bazen sohbet o kadar koyulaşıyor ki, yürümeyi unutup dikiliyorlar.biri konuda geçen şeye çok sinirleniyor ve başlıyor ana avrat ayırmadan küfür etmeye. işte o an ikisinin de ağzına acılısından kırmızı biber sürmek geliyor içimden. demekki küçükken tadına bakmamışlar bunun. bakmış olsalardı her ettikleri küfürde ağızlarındaki acı tat akıllarına gelir belki kendi dillerini tutmasını öğrenirlerdi.
böcek fetişistidir. kendisiyle yaptığınız ya da yapacağınız kısa bir diyalogda; böcek yemenin vermesi muhtemel haz, hayalinizde canlanmaya yüz tutar. *
editlerle büdütlerle başlığındaki 7 numaralı [üsttekiler akıllı olsun akıllı] giride kendine ait tanımlar yapacak olan yazar..
[bisssmi] -kablo gördüm mü keserim, oturup da kırmızıydı yok maviydi gibi renk ayrımı yapmam.. hepsi bir benim için..
-sınava girmemek için rapor aldığım gün o rapora öyle bir inanırım ki mutlaka o hastalığa yakalanırım.. misal 1 haftadır ishalim, paçalarımdan akıyor.. [kesmedi mi? içinizde 2 kez kızamık geçiren var mı? susun o zaman]
-yolda yürürken önümde bir bayan olduğunu fark edersem, hele ki tenha bir sokağa döner ve benim de işim aynı sokakta ise inanılmaz derece rahatsız olurum.. yani o an dönüp "ne takip ediyosun be" dese apışıp kalırım da, korkarım üstüne.. ama bunun haricinde hiçbir ortamda ayar vermekten imtina etmem.. [çok fazla örnek var, hangi birini yazayım]
-zekiyim ama çalışmam.. allah belamı versin, buyum ama ben.. bir de son dönem sınava gece 1'den sabah 7'ye kadar çalışmak çıktı, hayırlısı..
-boxer giymeyip don giydiğim günlerden utanıyorum.. umarım 5 yıl sonra boxer bile giymediğim için mutlu
olurum.. oohh, şahin k gibi.. [allah belamı versin demiş miydim?]
-telesekretere konuşamayanlardanım.. belki de konuşabilirim, bilmiyorum; 22 yıldır ya 3 ya 5 sefer böyle bir ortam oldu, kesin konuşup sizi yanıltmiyim..
-8.5 aylığım lan.. var mı daha ötesi! kafadan 0-1 başlamış mnkym
-hügo'ya katılsam, finale kadar çıkıp hügolina'yı kurtarma şansını elde ederim gibi geliyor.. 2'ye basardım.. fütursuzca, tolga abi'nin "bak 3 olmasın!" uyarılarını kulak ardı ederek hem de.. 2 ulan! [ha kurtaramazsam da tolga abi'ye 2 çift laf ederdim.. "önemli olan yarışmaktı" kesmez beni]
-bir insana edilebilecek en ağır küfür "senin ağzını yüzünü sikerim orospu çocuğu"dur herhalde.. geçen gün mahallede çocuklardan duydum, ağzım açık kaldı.. nasıl tonlaya tonlaya söylüyor bi duysanız.. sonra baktım burada da varmış bu başlık.. kerkindim [ne yapacağıma, ne tepki koyacağıma karar veremeyince ne idüğü belirsiz bir eylemde bulunayım dedim..]
-aşırı romantizme tilt olurum arkadaş.. bu ne amına koyim.. bak misal "el ele değerken el olmak nedir, bilir misin sen?" al.. bilmem.. bilmiyorum eşşoğlueşşek nolucak! [buarada bu el ele değerkenli cümleyi ortaokul döneminde bi kompozisyonda kullandıydım hocanın bi tane daha yaziym diye bi domalmadığı kaldıydı.. senee 98]
-"nescafe bile üçü birarada ben yalnızım" cümlesinden bir bok anlamıyorum.. siktir sokağa çık o zaman, bunca saat evde bilgisayar başında oturursan olacağı o sonunda!
-gider de oyumu genç parti'ye veririm diye korkuyorum.. belli olmaz, perde çekili, bir sen bir oy pusulası.. olur mu olur!
-ne alaka bilmem, ara ara tebrik mesajı geliyor.. ne cevap versem diye kıvranıyorum o zaman; sade bir "eyvallah:)" olmaz, "vay amına koduğum, o kadar okudum, üşenmedim mesaj attım herifin reaksiyonuna bak.. götüne koyim senin" derler diye çekiniyorum; ucuna bir espri eklemeye çalışıyorum! bir boka benziyor mu, nezaketen mi "ehheee" diyorlar; sonra "cibiliyetsiz" ilan ediliyor muyum; bilmiyorum.. geri bildirim formu göndericem amına koyim
-geri bildirim formu demişken, ne gereksiz bir şeydir o geri bildirim formu! ulan dersini geçip geçemeyeceğim belli değil, bana "hocadan memnun musun" diyor.. hele bi not açıklansın ona göre doldururum o formu ben, atarım size sonra..
-lig tv'nin "coşuyor coşturuyor, koşuyor koşturuyor" şeklinde kalıplaşmış haftanın götü çıkmış defansif ortasahası tabirine karşıyım.. niye yani, ne çıkar "çok koştu, deliler gibi mücadele etti" deseniz? süsleyince daha mı fazla koşmuş oluyor, yook! eee..
-toplumsal sorunlara en duyarsız insan kimdir deseler hiç düşünmeden "passaparola kızları"dır derim.. siz metin uca ön tarafta hükümete ayar verirken, "eminim şu haliyle bile türkiye'de neler döndüğünü görmeyenlerden daha iyi görüyordur" tarzı cümlelerini kurarken fonda 32 dişini göstermeyen bir passaparola kızı gördünüz mü? ben görmedim.. bu ne duyarsızlıktır ya hu!
-ulusözlük'ten bir türlü kopamadım mnkym! ilk gözağrısı unutulmaz dedikleri şey bu olsa gerek.. hala oraya da entry girdiğimi farkediyorum zaman zaman! [yine çaylak olmuşum..]
-papatya falına alternatifler eklensin.. 2 seçenek oldu mu insanın tahmin edesi geliyor, e o zaman da papatya koparıp tek tek "seviyor sevmiyor" üzerinden gitmektense "seviyodur amına koyim ya ne olacağıdı" diyor.. heyecanı yok yani..
-2 seçenek demişken, ömrüm boyunca ne zaman 2 seçenek arasında kaldıysam hep yanlış olanı seçtim.. hep.. ne zaman 5 seçenek sundularsa yanlış olan 4 tanesini de elemişimdir ama.. böyle de ilginç bir yönüm vardır.. [seviyor-sevmiyor durumunda da demet sağıroğlu şarkısı gibiyimdir.. bazen sayacak olurum; "sapını da sayarsan seviyor çıkıyor" derim en son.. ekseriyetle göt olurdum tabii]
-günün birinde esra ceyhan mimik felci yaşayacak diye ödüm kopuyor, uykularım kaçıyor! düşünmek bile istemiyorum gerisini [allah'ım aklıma mukayyet ol]
-kablo seçiminde göstermediğim hassasiyeti hap konusunda gösteririm mutlaka! mavi hapı tercih ederim her daim [majezic favorim] hem matrix'i görmeden ölmek olmaz [umutluyum; günün birinde seçilmiş olduğumu anlayacaklar!]
-internette şifre olarak "laylalaylalaysengüneşbenayannemdeseviniyor" u tercih ediyorum.. lakin "-de" bağlacını bitişik yazdığım için kendimden tiksiniyorum bazen.. "ahmetmehmetahmetmehmetgol"ü kullanır oldum son bikaç gündür..
-malım evet, akıllı bakınız vermeyi öğrenemiyorum.. okudum aslında, anladım ne menem bir şey olduğunu az-çok; velakin veremiyorum.. du bak *
-oldu amına koyim.. sonunda oldu!
-aslında pekala yapabiliyordum akıllı bakınızı ilk günden beri; lakin bahsetmek istediğim bambaşka bir şey var: "amına koyim".. neyin, niçin? bu kadar mutlu olmam gerektiği bir anda, ben ki sonunda akıllı bakınız vermeyi öğrenmişim, sevinmeli, dağ bayır çılgın ata ata koşmalı, coşmalı , koşmalı dedikten sonra, sırf uyak diye, sırf çağrışım yaptı diye coşmalı dememeli, kimi şeylere kayıtsız kalarak bir çocuk saflığına erişmeliyim; hala ona buna koyma peşindeyim.. koyma lan! adabınla sevin it!
-"adabınla sevin" deyince geldi aklıma; "adab-ı muaşeret" kelimesini duydum mu ürperirim hep.. korkuntu verici.. [korkuntu vermek.. bak sen]
-"adab-ı muaşeret" yazarken "adab" ile "ı" arasına gelen "-"'den pek haz etmem.. olmasa daha mı iyi olurdu ne?
-ayrıca da "adab-ı muaşeret" yazarken kullanılan "-" kadar tiksindiğim ikinci bi husus varsa o da "bir şey" yazarken "bir" ile "şey" arasına gelen " "'tur.. yarebbim ne gam!
-"genel izleyici" işaretinin baba olanını kendime benzetiyorum.. kulak da koysalar aynı ben
-"halamın bıyıkları olsa amcam olurdu" cümlesi benim için geçerli değil.. amcam 10 numara bi insandır, halamı günahım kadar sevmem.. ayrıca da amcam köse, üstüne ben bıyık da sevmem.. üzgünüm hala, oluru yok!
-benimkine de torojet doldur!
-korkarım beren saat hatırla sevgili'de gözünü kırparken ölüp gidecek günün birinde.. muhtemelen özellikle yakın yüz çekimlerinde ekranda güzel göründüğünün o da farkında, alımını, albenisini tümüyle kullanıyor.. bbg'de bi çocuk vardı bi de onu hatırlarım.. o, sinir bozmak için yavaş hareket eder, yavaş konuşurdu; beren düpedüz korku salıyor bana.. allah muhafaza..
-her şeyi anlarım da "ya" ile "hu"yu ayırmalarını anlamam.. anlayamam.. bugünden sonra da anlayacağımı pek sanmıyorum..
-"tekzip nedir" deseler, ki niye böyle bir şey desinler, demezler, sanmam hiç, fakat farz-ı mahal dediler diyelim, öyle olduğunu varsayalım; "sayın başbakanın 'bindirilmiş kıta' benzetmesinin üzerinden 10 gün geçtikten sonra başbakan yardımcısı mehmet ali şahin bey'in çıkıp da 'başbakan bindirilmiş kıtalar derken aslında türkiye'nin dört bir yanından gelen insanlar demek istedi' beyanıdır" derim.. niye böyle bir gaflete düşüyorsunuz sayın başbakan.. siz değil miydiniz kasımpaşalılığıyla övünen, delikanlıyım diye gezen.. dursanıza gafınızın arkasında delikanlı gibi..
-bugün farkettim, herhangi bir anketör, seyyar satıcı, "bizimle çalışmak ister misiniz?"ci sokakta bana ilişmeyi tercih etmiyolar.. neye yorsam bilemedim, heybetime yordum.. [1.70 boyla ne heybeti mnkym]
-gülben ergen fan club üyesi bir insanla ortak paydada buluşabileceğimi düşünmüyorum..
-1999 yılında hilal cebeci'ye verilen kral tv video müzik ödülleri'nin "en iyi çıkış yapan bayan sanatçı" dalındaki ödül üzerine tartışmalar gırla giderken derhal bi ucundan, ya tutarsa mantığıyla mevzuya dahil oluyorum ve "ne hatice, ne başkası.. ödül benim hakkımdı mnkym" diyorum.. acıbadem'e gönderirsiniz artık..
-burak kut 7 yıl "komple tikkyiz" demek için gizlenmiş olamaz.. olmamalı! severdik zamanında..
-"sarışınlar boktur" diye bir şarkı var ya hani; işte o şarkıya karşı tutunduğum tavrı, gösterdiğim önyargıyı bu yaşıma kadar hiçbir şeye göstermiş değilim.. bir sefer dahi dinlemedim, dinlemem de.. günün birinde şahsıma işkence yaparak bir bilgi almaya çalışacağınız olursa aranızda tavsiyem mevzu bahis olan parçayı dinletmekle tehdit edin, bülbül gibi şakırım mnykm..
-"var ya" ifadesi dile öyle bir yerleşiyor ki.. öfff, ne yerleşme hem de.. [uzatırsam 1 hafta dilimden düşmeyecek, kesiyorum derhal]
-"var ya" diye bir şarkı vardı zamanında, sözlerini altay yazmış, alişan seslendirmişti.. aynı altay hiç unutmam "yok ya" diye de bir şarkı yazmıştı, bu sefer kendisi söylemişti.. tezat üzerinden giderek prim haa? vay tilki vaay..
-yumurta tavuktan çıkar! konu kapanmıştır, uzatmayın
-ineceğim müsait yere yaklaşırken çok heyecanlanıyorum mnkym! kalbim güp güp atıyor, boğazıma doğru sıcak bir şeyler yükseliyor.. aşk böyle bir şey olsa gerek! [evimi seviyorum, nolmuş]
-berberde de korkuyorum.. o koltuğa her oturuşumda, istisnasız her seferinde "ya kulağımı keserse bu pezemek" diye içten geçiriyorum.. tedirgin oluyorum çok, velakin belli etmiyorum.. asla! korktuğumu anlarsa üstüme gider çünkü, bilirim o tipleri ben..
-"küresel ısınmadan ötürü su kalmayacak" sözüne inanmıyorum.. inanmak istemediğim için inanmıyorum, yoksa kalmayacak, orası öyle.. onu tartışacak değiliz burada herhalde.. neyse, yine de dişimi fırçalarken aralarda musluğu kapatıyorsam bilin ki bu küresel ısınmasın diye değil, su faturası götüme girmesin diye.. kol gibi geliyo lan..
-"böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum" diyorlar ya, "sen ne bok yemeye yaşıyon pezemek.. intihar etsene madem dünya bu kadar sikik, bana da daha temiz, daha bol oksijen kalır hem" diyesim geliyor, demiyorum.. "haklısın abi.. evet abi, sepet abi" diyorum.. zaten morali bozuk herifin, bir de ben vurmayayım değil mi ama..
-yıldırım mayruk niye barbaros şansal adlı arkadaşı terzi yamağı olarak görevlendirmiş aklım hayalim almıyor.. ben olsam barbaros şansal ile işemeye bile gitmem.. valla gitmem..
-bi dakika lan.. bundan bikaç sene evvel de "küresel ısınma bu hızla devam ederse buzullar eriyecek, hepimiz su altında kalacağız" diyorlardı; bugün "küresel ısınma bu hızda devam ederse 50 yıla kadar içecek su kalmayacak" diyorlar.. karar verin lan.. [çabuk karar verin duşa giricem şimdi]
-barış manço şarkıları söyleyen ufak çocuklardan mütevellit bir koro var.. merak ediyorum, kıstas nedir acaba? bence bir grup orta sınıf ile üst sınıf arası kitlenin çocuğu toplanmış orada hep.. [toplumda kast sistemi ha! al sana!]
-ayrıca da bu kadar mı senkron bozukluğu olur lan! aynı anda sağa sola sallanmayı bile beceremiyolar.. hiddet doldum bak
-beautiful liar açıkça gösteriyor ki beyonce'un poposu shakira'nınkinden enlice.. tabii buna karar vermem kolay olmadı, çok hızlı yer değiştiriyorlar.. "ayy şakkkiraa şakiraa" derken misal önde beyonce oluyo, "ayyy biyonsee biyonsee" derken beyonce'un bu kez arkada olacağını düşündüğüm bir anda, bir bakıyorum yine önde.. çok fena kurgulamış eşşoğlueşşekler..
-"televizyon izlemiyorum, çok vahşi" diyorum ama her seferinde de en can alıcı detaylara denk geliyorum.. yoksa izliyor muyum lan?
-izliyorum tabii.. gül gölge'yi kaçırmam misal.. ohhh.. canlı canlı
-istanbul'dan ne zaman ayrılsam yağmur yağıyor.. bakın kış vakti de böyle oldu, yazın başındayız yine aynısı.. bu kadar sevildiğimi bilmezdim.. yani yarın "bir iş için lazım"cılar çıkıp da "çevreniz tarafından sevilen biri misiniz" diye sorsalar bir kova su dökerim üstlerine.. ilk etapta saldırmazlarsa anlatırım, tatlıya bağlarız meseleyi gibi geliyor..
-metin'le zeki'yi hep karıştırım.. galiba bu daha önce söylediğim "ne zaman 2 seçenek arasında kalsam hep yanlış olana meylettim" beyanımla örtüşüyor.. daha enteresanı da var, sağım ile solumu da şaşırdığım oluyor bazı bazı.. allah'tan kalbimin nerede olduğunu biliyorum da gerilim dallanıp budaklanmıyor..
-ömrümde dinlediğim en baba arabesk parçalardan birisi de izzet yıldızhan'ın söylediği "birisi" olsa gerek.. benim için arabesk başlatıcı girizgahı barındırıyor.. "ben bende değilim, meçhullerdeyim".. aşmış..
-kimi zaman çok üşengeç olabiliyorum.. aslında böyle bir giriş yaptığıma da bakmayın; çoğu kez "dünya sikime, minare götüme" modundayımdır ama bu bambaşka bir şey.. en basitinden bir gün hazırlıktayım, essay mi, ne boksa ondan yazılacak.. hoca tek tek sıraları dolaştı ve saman kağıtlarını dağıttı.. ben ise tek ayağını kıçının altına kıvırmış, diğeri sallanır vaziyette oturmaktayım, dağıttı gitti oturdu yerine kadıncağız.. derken yüce rabbin bir lütfu, bir rüzgar çıktı, meltem gibi, yanağımı okşadı.. daha da dike yakın bir açıyl okşasın, daha fazla nasipleneyim diye çevirdim yanağımı, seviştik rüzgarla acık.. tam bu esnada sıranın üzerinde duran kağıt, sen git rüzgardan aldığın kuvvetle salına salına yerçekiminin mevcudiyetini kanıtlama yoluna git..
uzatmayayım, yerde yerini aldı kağıt.. yerde olan ayağımı mümkün mertebe kıpırdattım, ulaşamadım.. doğrulacak kadar bir kuvvet aradım, o da yok.. bir derin nefes aldım, arkama yaslanayım derken hocayla gözgöze geldim.. saniyenin bilmem kaçta biri kadar belli belirsiz bir tebessüm; kadın üşenmedi, kalktı yerinden; 4-5 metre yol geldi, eğildi; yerden kağıdı aldı önüme koydu.. "sağolallahrazıolsun" ile "zahmet oldu" arasında bir skaladan sen git "zahmet oldu"'yu tercih et.. yanisi; hem üşengeçim, hem öküz.. tü bana..
-günde minimum 2 adet içtiğim ice tea de sağlığa zararlı çıkarsa sikerim ecdadını artık.. ilk kez bu kadar içten sövüyorum, and olsun sikerim..
-"ben bişeyi çayıma şeke diye katarım" diye bir şarkı vardı.. neyi kattığını unuttum adamın, ama bu şarkının zihnimdeki yerinin hala mevcudiyetini koruması benim ilk güfte çalışmama vesile olması nedeniyledir.. bunu yazıp kendimi rezil edip etmeme konusunda uzun mülakatlar yaptım, sabahlara kadar kendimle monologlara girdim, sonra da "mnkdmn başlığı zaten okunmuyo, koy götüne.. içinde kalmamış olur hem" dedim ve bu güfteyi siz sevenlerimle paylaşmaya karar verdim;
ben feneri çayıma şeker diye katarım
şampiyonluk için ben tek adayım
aslara gerek yok yedeklerle yakarım
anlıyım şanlıyım beşiktaşlıyım..
hiç işin yok mnkym, uğraştığın şeylere bak.. bunları yazacağına komşu kızını kömürlüğe götürürdün lan.. saçmalığa da bak hele.. ahhaaa..
-ne garip, bu giri birinin favorisi olmuş.. e ben şimdi çıkıp da "senin ta kötüne koyim" diye sövecek olsam nereden haberin olacak? hadi sövdüm, hadi şu an sol kulağın çınladı, ne olacak? nereden bilecen ki çınlatan benim? bu nedenle siz siz olun bunu favori seçmeyin, sağım solum belli olmaz bak..
-ömrü hayatımda "benimlen evleeğğnn" diye içten içe sevgi gösterilerinde bulunduğum hiçbir güzellik yarışması yarışmacısı dereceye girememiştir.. en son dün "sarı giysili kız 2. ; yeşil giyen esmer 1. olur" diye bir beyanda bulundum misal miss turkey 2007 için.. üstelik de 10 kız kalmış en son; onlar arasından 2 aday belirledim; ikisi de derece alan ilk 5 arasında yoklar.. üzgünüm kızlar, bu sefer suç benim olabilir.. [ha telafi etmek gerekiyorsa 2'nizle de ayrı ayrı evlenebilirim.. hemen bugün]
-"eski sevgilinin yeni sevgilisi"nden başlayarak bi soy ağacı çıkartasım var..
-"sen bu kadarsan ananın amı ne kadardır" cümlesini boylu poslu bir arkadaşa bir diğeri beyan ettiği günden beri hicap duyuyorum.. nasıl bir bilinçaltı bu cümleyi kurdurabilir lan!
-bir şarkıda "hazin geliyor" ifadesi yoksa bende arabesk değeri yoktur onun.. hazin gelmedi mi olmaz..
-hügo'ya katılırsam neye basacağımı karıştırırım gibi geliyor.. son saniye, şeytanı var bunun sonuçta..
-koyunu kestin, anlarım.. bunun şurası da yenir diye düşündün, kebabı icat ettin, gurur duyduk, eyvallah.. lan "bumbar" yapmak da neyin nesi mnkym.. bazen "kimisi yüzümüzün akı; kimisinde sike sürülecek akıl yok mnkym" diyorum.. yemin ederim, sırf bu bile insanlara karşı bir çekince yaratmaya yeter de artar..
-demet sağıroğlu'nun arnavut kaldırımları klibinde oynayanlar ve vokalde "haninayyanaa" diyen insanlar bugün hayatlarından memnunlar mıdır acaba? pişmanlar mı, merak ediyorum.. merak benimkisi..
-hande yener'in "feneralayıgibişumübarek" sözünü barındıran eserini evde söylerken nefessiz kalıp ölmesinden korkuyorum.. gerçi niye korkuyorum, anam mı bacım mı sanki.. bana ne lan. [yine de söylemesin]
-davut güloğlu'nun türkiye'nin ricky martin'i ilan edilmesi bana inanılmaz bir özgüven pompaladı.. öfff, ne özgüven hem de
-"pee ubanga"dan mail aldım sustum.. "elizabeth konate" de bir türevini yolladı, ona da eyvallah.. yalnız "mohamed has tagged you" başlığına ne tepki versem bilemedim.. tövbe bismillah..
-hande yener'e çok kötü dans ettiğini kimse söylemeyecekse bileyim de ben söyleyeyim.. var mı içinizde söyleyecek ya da zaten söylemiş olan? ona göre konuşucam bak..
-ozan orhon, dikkat ettiniz mi bilmem, ha dikkat ettiyseniz de eski ozon orhon olmadığından ötürü, onlarca kilo verdiğinden, midesine keleğçe takdırdığından dolayı gözden kaçırmış olabilirsiniz, yine kayboldu.. elma dersem çıkar mı? [hayır, bileyim; ona göre 5 yıl kadar elma demiycem.. yeşilini ayrı sikiym, kırmızısını ayrı.. ]
-eğer ki "ozan orhon"'un adı "ozon orhon" olsaydı, bunun hesabını anasından babasından sorardım.. bu ne "o" harfi tutkusu bilader! utanmasalar "otomobol" diyeceklermiş, bu ne sevgi, ne bu ızdırap!
-"hık deyicinin pık deyicisi" rolünü kabul edecek bir gitarist arkadaş, bir aranjör, bir sesçi, bir ingiliz bir de alman bulsam internet efsanesi olurdum yeminle.. irem bok yemiş..
-buraya yazıyorum, olur da günün birinde şu oluşumda celebrity olursam mnkrm ortalığın.. şaşırmayın, "iki öven giri girildi, evvelki haftanın en beğenilenlerine 2 giri soktu, şaşırdı mnkdm" demeyin.. "moderatör oldu, olmam diyodu; wondrous yalvardı da anca kabul etti diye şu afra tafraya da bak hele" demeyin.. bunlara hazırlıklı olun.. [olacağımdan değil.. siz yine de hazırlıklı olun.. teyakkuz iyidir bak.. misal deprem çantası]
-samsun'un çukurca diye bir ilçesi olsa da orada yaşasam.. edirne-merzifon da olur bak..
-"gemicik" hususundaki girimin aynını karadeniz mitinglerinden birinde deniz baykal dile getirdi.. hemen hemen aynı üslup.. sayın baykal benim girilerimden başka alıntılar da yapıyor mudur acaba? yeminnen bozuşuruz bak!
-"evanescence"'in okunuşunun "evenesiken" olduğunu iddia edip "all the things she said" eşliğinde
diye alternatif bir parça yaratan bi arkadaşım oldu benim.. doğrusunu öğrendiğimden beri görüşmüyorum kendisiyle.. kandırılmış, kirlenmiş hissediyorum..
-"kirlenmek güzeldir" sloganı resmen "kime göre neye göre" halini almış durumda.. misal anneme göre pek değil..
-gregor samsa bu devirde yaşasaydı telaşesi hamamböceği olarak değil "telegol yorumcusu" olarak doğmamak üzerine olurdu herhalde.. ziya şengül-selçuk yula takası ile mükemmele erişmişler sonunda..
-"halil pazarlama" kapıya gelse varımı yoğumu yığarım önüne.. o nasıl bir melodidir ki senelerdir izlemememe rağmen hala kulaklarımda..
-
"halil pazarlama
halil pazarlama
halil pazarlama
kapınızda"
-tibet'te reankarnasyon ayağına saçma sapan kişileri iş başına getirip kutsuyorlar ya.. yemin ediyorum tam benlik, benden iyisini bulamazlar..
-günün birinde bu ülkede azınlık olacağımı biliyordum, sağolsun avrupalılar adımı koydular: "laik azınlık"..
-karşı komşum merve olsa digiturk bağlatmazdım.. bağlatmamakla kalmaz, apartmanda ne kadar obez/potansiyel obez var onların evinin kablolu tv faturalarına sponsor olur, digiturk'e geçmelerine engel olurdum.. tiksindim kızdan; o ne lan, "en iyi bayan fantezi şarkıcı" gibi..
-yaptıkları işe gönül bağıyla bağlı, asla ve kat'a bırakmayacak kim var deseler, açık söyleyeyim ilkin tepki gösteririm.. "ulan" derim, "özveride bulunsa kötü, bulunmasa kötü, ne yapsın insanlar" diye çıkışırım; "lan yanlış anladın, 'bizim izlemekten sıkıldığımız, onların yapmaktan sıkılmadığı' statüsündekileri konuşuyoz, sen de bize bağırıyon" repliğiyle içine düştüğüm gafletten uyanırsam da "ehhee.. pardon, sümük mü o burnundaki?" demem, direkt konuya girerim [e gir artık mnkym]
1. santra yorumcuları
geçen sezon sadece 4 mesele konuştular.. 30'un üstünde program yaptılar, takribi iki buçuk saatten 75 saat eder..
-beşiktaş'ın kadrosu türkiye'nin en büyük kadrosu/değil
-zico'nun insanlığına laf yok, kötü bir hoca/değil
-gerets adam olmadığı gibi hoca falan da değil/sana ne adamlığından
-bana böyle hitap edemezsin/evet, programı kapatıyoruz, saat geç olmuş
2. muazzez ersoy
bıktım teyze, "nostalji kraliçesi" sıfatını veren aklıevveli ele geçirirsem hoş olmayacak, yeter.. harbiden yeter..
anladık, "seninle cehennem ödüldür bana, sensiz cennet bile sürgün sayılır"
tamam "akar damla damla yel olur gider".. öehh lan..
-bana kalırsa derhal "gökhan özen albümü lansman sorumlusu" diye bi meslek icat etsinler, şöyle 10.000$ civarında da bir aylık tahsis etsinler.. cumhurbaşkanlığından zor iş olm, senede 1 bilemedin 2 deme, zor iş.. şeytanın aklına gelmez jetskiyle açılıp kaybolma hikayesi..
-"ben seni değil, ben seni sevmeyi sevdim" bak, bak.. laflara da bak hele.. ulan delikanlı gibi çıkıp da "seviyorum" diye hönkürsene, ne edebiyat yapıyon it.. it oğlu it.. lan çok kızıyorum böylelerine..
-parasını vericem beni de stüdyoda yakalasınlar bigün lan, çok oturdu içime.. fakat öyle bir ortam yapıcam ki bu görüntüleri yayınlayan kanal "stüdyoda gerginlik" diye altyazı döşeyecek.. bunu yapmalıyım, evet..
-şu dünyada ibrahim tatlıses'in veliaht göstermediği ender insanlardanımdır herhalde..
-kadın dediğin deniz akkaya gibi olur, deniz akkaya gibi olur, deniz akkaya gibi olur..
-her an nickimi "hepinize hamşine nanay piypiy kayarım" diye değiştirebilirim, biri mukayyet olsun bana..
-milli takımdan daha yüzdeli faul atıyorum.. zira bunun da mühim bir kıstas olduğunu sanmıyorum..
-umarım günün birinde ben de "istanbul'un sudan yansıyan siluetine aşık olmak" tarzı egzantrik başlıklara giri girebilecek konuma gelirim.. inanın istanbul'un sudan yansımasına aşığım, bunu ifade edebilecek kalemim yok.. tuna kiremitçi okumalıyım..
-ben hangi aralıkta çocuk olduğumu kestiremiyorum tam.. "90'larda çocuk olmak" başlığı mı beni ilgilendiriyor; yoksa "80'lerin sonunda 90'ların başında çocuk olmak" mı? durum biraz mualla [muamma ile muallak arası bi kız]
...to be edited...
girilerini okurken fişi çekmeme sebebiyet veren, gerçekten komik bir yazar. komiklik olsun diye yazdığını sanmıyorum. keskin tespitlerime dayanarak diyorum ki, bu yazar bence hayatı böyle yaşıyor. üslubu da çok güzel. kendisine peee ubanga'nın selamını iletmeyi de bir borç bilir, güzel girilerinin devamını dilerim.
22 temmuz seçimlerine kendisini en az bir tüncay özkan kadar kaptırmış, "şunun şurasında ne kaldı ki? şamar geliyor şamar!" peşrevleriyle salınırken "biraz sakin ol birader, nasıl bir şamar bu?" telkinlerine "yiyince anlarsın acele etme" diye tepki gösteren nesiltaş. seçim akşamı ve sonrası 22 temmuz ile başlayan herhangi bir başlıkta kendisini görebilmek için paralansam da tali başlıklarda boy gösterdiğini sezdim son anda.
(bkz: ülkeyi yedeklemek)
(bkz: abi eşin akp ye oy verdi bir dost)
(bkz: durmak yok yola devam)
(bkz: teşvik yasası)
(bkz: karadeniz sahil yolu)
oysa ki hayal ettiği tokatın bir fantaziden ibaret olduğunu, şu durumda böyle bir şeyin mümkün gözükmediğini halk arasına karışmış bir birey olarak yavaş yavaş görmesini isterdim.
hazır yüz ifadesi normale dönmeden kendisine sıcak bir merhaba demek isterdim ama...
seçim ertesi lanet bir msn alışkanlığı olan "aq" yüzünden çaylak moduna düşmüş bir bünyeyle, aynı yüz ifadesine dönmüş bir vaziyette an itibariyle görünmez bir nick altı notu düşmek de heyecan verici.
şansımın (kendi deyişiyle [aq ya tercih ederiz artık]) mnkym.
(bkz: kral çıplak)
birebir tanışmışlığım yoktur, velakin iyi bir insan olduğu izlenimini uyandırıyor bende. ayrıca nick'den de anlaşıldığı üzere hoşsohbet petek yapıcısına benziyor. önemli olan peteği yapmak, içi nasıl olsa dolar.
(bkz: @1783839) ve (bkz: @1767048) ile ne kadar berbat bir gülmece anlayışına sahip olduğunu ve bazen sırf yazmış olmak için yazdığını göstermiş yazar. kusmamak elde değil.
[derin_tespit] çok acayip bir yazar. [/derin_tespit]
sözlükteki delilerin en yenisi (kanatlı bir eski değilse) ve de meyli artı istikrarı itibariyle altta nikini gördüğümde girinin gerisini de mutlaka okuduğum bir...eaa..deli.
akıcı ve "tam benlik" bir üslubu var. "yarmak" onun için bir olağan sözlük aktivitesi olmuş gibi. hakan balta 'yla adnan aybaba 'ya baskın atıyoruz zirvesinde tanışabildiğim bir oşsokpet. on numara. dağıtmadan devam inşallah. zihnine bereket.