neden sivri bulunduğunu anlamadığım slogan. "hepimiz hrantız hepimiz ermeniyiz" denildiğinde bir kısım aklıevvel çıkıp "hayır biz ermeni değiliz" dedi mi? dedi. şunu açalım biraz.
bir yürüyüş yapılıyor o yürüyüşe katılanlar ortak bir fikir veya tepki etrafında buluşmuş slogan atıyor. oradaki "
biz"; rastgele bir toplulukta, örneğin bir fatura ödeme kuyruğunda, birinin çıkıp o kalabalığa bakıp yüksek sesle "hepimiz ermeniyiz" demesinden farklı bir nitelikte. birincisindeki "
biz" zaten orada bulunanları o sloganı zikredenleri kapsıyor. ikincisinde cebren bir "
bizleştirme" durumu var. oradakilerin buna itiraz etme hakkı var. birincisindeki duruma itiraz etmek zaten anlamsız, gülünç ve dahi art niyetli.
demek ki neymiş, kimse zaten "70 milyon da hranttır yahut 7'den yetmişe ermeniyiz" dememiş.
"hepimiz hrantız hepinize rağmen" sloganında toplumu ikiye ayırma ötekileştirme varmış. neyin ötekileştirmesi canlar, bu ırkçı cinayeti kınayanlar ve kınamayanlar diye doğal bir ayrım zaten var. bu ayrımı keskinleştirenlerin, türkiye'li bir ermeni kardeşlerinin katledilmesine tepki gösterip, katilleri lanetleyenler olmadığı açık.
ya hakikaten ciddi bir akıl kayması yaşanıyor. birileri diyor ki: "utanmıyor musun ermeniyiz demeye".
ben diyorum ki: "hayır utanmıyorum, sen ermeni'yi küfür olarak kullanıyorsun ya işte ben o küfrü üstleniyorum. bana da küfredebilirsin diyorum."
"sen ayrımcılık yapıyorsun"
"senin ayrımcılık yaptığın hrant dink gibi kardeşlerimin yanında duruyorum."
"hayır sen toplumu kamplaştırıyorsun işte. "
işbu çıkarım sözün bittiği, vicdanın karardığı yerde başlıyor.
hayır tutup, slogansız, sessiz bir anma etkinliği yapılacak olsa bu kez de "hepimiz ermeniyiz" lafının arkasında duramadılar denecekti. mevcut öfke ve tepki eriyip bitmiş yerini kabullenmeye bırakmış gibi davranılsa mazlum edebiyatına başvurdular denilirdi.
ayrıca birileri kendinde kardeşlik, barış sloganlarına bile öfkeli olma hakkını bulabiliyorken, 1 yılda bir arpa boyu yol alınamayan, sağır sultanın duyduğu delil karartma hikayeleriyle umutları çoktan boşa çıkaran bir dava önümüzdeyken, hrant dink'in oğlu tehditlerden bunalıp ağlaya ağlaya yurtdışına gitmişken hele, hiç kimse kusura bakmasın ben -kendi adıma- öfkeli değilmişim gibi davranamam, davranabilenlere de "amma olgunsunuz, ultra vakursunuz" demem, diyemem.
edit: arat dink türkiye'den ayrılmamış. (bkz:
@2193433) bir ara tehditlerden bunalıp temelli olmasa da yurtdışına çıktığı yazılıp çizilmişti. sonuç olarak kendi vatanında kalması bizim açımızdan (türkiye'nin mozaik olarak kalmasını isteyenler açısından) olumlu birşey olmakla beraber, kaybettiği dava ve aldığı tehditler nedeniyle şahsen hakkında endişe duymadığımı söyleyemem. azınlıkların ve özel olarak ermeniler'in tehdit altında olduğu bir spekülasyon değildir. 6 ay kadar önce, devlet nezdinde bile bu tehditin varlığı bir genelgeyle doğrulanmıştı. ki bu genelge, resmi açıklama olmadan birşeyleri kabul etmeyenlerin suratına tokat gibi çarpmıştı. (bkz:
http://www.radikal.com.tr/...)