merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

hep kahır

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  1. cem karacaşiiridir. aynı zamanda şarkı halini de almıştır. fakat şiir olarak dinlenilmesi tavsiye edilir.

    dur ! bırak !
    kaynasın kahvenin suyu...
    bana istanbul'u anlat nasıldı?
    bana boğazı anlat nasıldı?
    haziran titreyişlerle,kaçak yağmurlar ardı.
    yıkanmış kurunur muydu o yedi tepe
    ana şefkati gibi sıcak güneşte...
    insanlar gülüyordu de,
    trende,vapurda,otobüste
    yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle
    hep kahır,hep kahır, hep kahır,...
    bıktım be...

    dur ! bırak !
    kalsın, açma televizyonu!
    bana istanbul'u anlat nasıldır?
    şehirlerin şehrini anlat nasıldır?
    beyoğlu sırtlarından,yasak gözlerinle bakıp,
    köprüler, sarayburnu, minareler ve haliç'e...
    diyiverdin mi bir merhaba gizlice?
    insanlar gülüyordu de,
    trende, vapurda, otobüste,
    yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle...
    hep kahır, hep kahır, hep kahır,
    bıktım be...

    dur ! bırak !
    kımıldama,kal biraz öylece ne olur...
    kokun istanbul gibidir,
    gözlerin istanbul gecesi,
    şimdi gel sarıl,sarıl bana kınalım.
    gök kubbenin altında orda da beraber.
    çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali,
    hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi...
    insanlar gülüyordu de,
    trende,vapurda,otobüste,
    yalanda olsa hoşuma gidiyor söyle...
    hep kahır, hep kahır, hep kahır,
    bıktım be...
  2. cem karaca 'nın unutulmaz ve harika yorumladığı bana göre en güzel şarkısıdır. "dur bırak kaynasın kahvenin suyu!" girişini, sözler itibariyle bağırarak söyler cem karaca, "bana istanbul'u anlat nasıldı?" kısmını şiir gibi, sessiz sakin okur. hele bir " bıktım be" diyişi vardır, insanın ciğerini dağlar, hislerine tercüman olur.
  3. ıstanbul'un adamakıllı bünyeyi sardığına delalettir bu şarkıyı dinlediğinizde midenize inen yumruklar.
    illa "hep kahır"lı olmanıza gerek yok üstelik.
  4. “insanlar gülüyordu de! trende, vapurda, otobüste, yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle.”


    aralığın son günleriydi ve karlı bir havaydı. belki de yağmıyordu. kar ve rüzgar bir illüzyon gösterisi sergiliyordu soğuk bir sahnede. oradan oraya uçuşuyordu karlar. hissetmiyordum bu yeterince soğuk havayı. üstüm başım mı çok kalındı, yoksa düşündüğüm şey soğuğun önüne mi geçmişti?


    günün son anlarıydı. yolda yüzleri yerine ayaklarına baktığım birkaç insan eve gitme telaş esi içerisinde, buzda kayıp düşmeyi göze alıp, sıcak evlerine gitme çabasındaydılar. evet, ayaklarına bakıyordum. başım öndeydi. öne eğilmişti başım, belki de son zamanlarda hiç eğilmediği kadar. gördüklerim sadece yerdeki karlar ve birkaç çift ayaktı. pek bir şey görecek halde de değildim zaten.


    kulağımdaki kulaklıklar olan güçleriyle bağırıyorlardı: “yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle”
    karlı rüzgârların gözlerimden düşürdüğü her bir damla, gözlerimden soğuksuz süzülen gözyaşlarına bahane oluyordu.
    bittikçe başa aldığım şarkının, geçiş arasındaki sessizlikte, bastığım kar yığınlarının sesleri geliyordu kulağıma. ve ardından tekrar devam ediyordu. “ hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır. bıktım be! ”
  5. birkaç gündür kulağımdan ve dilimden düşmeyen şarkı.
    bir de gözümü kapadığımda, gördüğüm hayali.
    ara sıra burnuma gelen kokusu.
    aşk mı bu? pek bir edebi ve elbette ebedi.
  6. geleceği günün hayalidir bu şarkı ;
    ufak bi suskunluk anında açıldığı hayal edilir ve dinletilir karşı bünyeye iyice hiçbirşey yokmuş gibi devam etmenin gerekli olduğu düşündürülür.
  1. 1