|
|
- tam adı henri matisse olan fransız favist ressam. kısaca kendisi için renklerin efendisi diyebiliriz. canlı renkleri kullanması, deforme şekilleri, iki boyutlu çizgisel üslubuyla dikkati çeken, çok büyük hayranı olduğum insan. başlıca eserleri için
(bkz. http://www.ibiblio.org/wm/paint/auth/matisse/)
- (bkz. matisse)
- "master of color"
- pisasso'nun çağdaşıdır.picasso matisse'in başarısını hazmedemeyip paris'e gitmiş,ancak fransızca bilmediğinden sanat ortamlarında kendini ifade edememiş,hazımsızlığı bir o kadar katmerlenmiştir.
- 1953 yılında görüntü bombardımanından bahsetmiş; aynen önyargıların düşünmemizi etkilediği gibi bu bombardımanın görüşümüzü etkilediğini belirlemiş ve bir sanatçının hayatı boyunca gördüklerini ilk kez görüyormuş gibi, çocukluğundaki gibi görmek zorunda olduğunu söylemiştir.
- resmini çizdiği kadınların ayırıcı bir özelliği olsa gerek bazı kadınlar için matisse'nin kadınları gibi benzetmeler yapılır. aslında resmini yaptığı kadınlar da bizim balık etli dediğimiz tipte kadınlardır genelde. kimbilir belki de fransız kadınların hep ince sırım gibi olmasından ötürü böylesine dikkat çekmiştir matisse'nin kadınları.
(aytok, 27.05.2007 22:48)
- picassonun dünyada kıskandığı tek adam.
- 20.yüzyılın en büyük ressamlarından.picasso ve kandinsky'le beraber modern sanatın öncülerinden kabul edilir.doğu kültürüne büyük ilgi duymuştur.
en meşhur eserleri şunlardır;
şapkalı kadın(1905)
la danse (1909)
kollarını kaldıran cariye(1923)
- (bkz: http://www.abcgallery.com/...)
- picasso, "beğendiğin bir tablomu seç" demiş matisse'e. matisse, uzun uzun incelemiş, sonra atölyedeki en güzel tabloyu göstermiş. sıra picasso'ya gelmiş. hiç uzatmamış işi, matisse'nin resimleri arasında kendisine en yakın duran bir resmi seçivermiş gelişigüzel. niye böyle yaptığını daha sonra sormuşlar: "zavallı matisse daha güzelini yapamaz ki" demiş yanıt olarak.
matisse de her tabak kırılışında, yerdeki parçalara bakarak, "işte bir picasso daha" dermiş gülerek...
iki büyük resim ustası böyle düşünürlermiş birbirleri için.
ismini hatırlayamadığım bir yazar, iki sanatçının birbirlerine olan bu yaklaşımlarının "büyük bir sanatçı başka bir büyük sanatçıya hayranlık duymaz, duyamaz" sözünü destekler gibi olduğunu yazmıştı, haksız da sayılmaz kanımca.
|