hem okudum hem yazdım   

adana çık aradan

  1. çorum türküsüdür. kardeş türkülerin son albümünde de çok güzel seslendirilmiştir.

    hem okudum hemi yazdım
    yalan dünya senden bezdim
    dağlar koyağını gezdim,
    yiten yavru bulunur mu

    el yazıya, el yazıya
    duman çökmüş çöl yazıya
    kurban olam, kurban olam
    beşikte yatan kuzuya vay

    el veriyor el veriyor
    orta da direk bel veriyor
    döndüm baktım sağ yanıma,
    mehmedim can veriyor vay
    (telvin, 04.07.2005 13:45)
  2. kardeş türküler'in bahar adlı albümünde yer alan güzel şarkı. türkünün orjinal halindeki son dörtlüğe kardeş türküler versiyonunda yer verilmemiş onun yerine şarkı çağrıya bağlanmıştır.
    (rosie, 23.03.2006 01:22)
  3. volkan konak da oldukça güzel yorumlamıştır bu türküyü.
    (oehh, 25.06.2007 14:07)
  4. nickime mülhem türküdür. zeki müren'in de söylemişliği vardır.
    (hemokudumhemyazdim, 29.06.2007 11:34)
  5. hem okudum hem yazdım
    bir düz durdum bir azdım
    anladım ki birazdım dünyada

    (bkz: yalancı dünya)
    (bkz: evet evet sezen aksu)
    (acayip biri, 29.06.2007 11:50)
  6. sezen aksunun yalancı dünya şarkısında geçen söz öbeği.
    (sezenehir, 17.07.2007 20:02)
  7. ikinci dörtlüğü;

    el yazıya, el yazıya
    duman çökmüş gölyazı'ya
    kurban olam, kurban olam
    beşikte yatan kuzuya vay

    şeklindedir. gölyazı çorum-hamamözü arasında bir mevkidir ki türkü de burada haramilerce yolu kesilip öldürülen kadı mehemmed'in hikayesini anlatır. buna binaen son dörtlükte;

    el veriyor el veriyor
    orta da direk bel veriyor
    döndüm baktım sağ yanıma,
    mehemmedim can veriyor vay

    diye okunulagelir.
    (ageylan, 05.04.2008 07:15 ~ 07:18)
  8. zeki müren yorumu insanı bayıltabilmektedir.
    (höytfield, 26.08.2008 00:49)
  9. köylerimiz. köyümüz. köylümüz. köy...saf duyguların barındığı, ruhaniyetin arındığı, insanın kendinden uzaklaşmak için kaçıp içine sığındığı en mükemmel adrestir.

    çocukluğumu yadetmek amacıyla senelik iznimi bu doğrultuda harcamak için gitmiştim köye. herşey mükemmeldi. temiz hava, doğa, inekler, akrabalar, sessizlik, ev, dam falan derken ben daha gittiğim ilk gün sıkılmaya başladım. biraz da dışarı çıkayım diye kapının dışına çıktım. çıkmamla birlikte "hemmm okuduuum heemi yazzzıııdımmmmmmm" diye biri bağırmaya başladı. ömer aganın sesiydi bu. köyde belkide en hazetmediğim adamın sesi. tahsilli olduğumu biliyordu. sanırım benimle iletişime geçmeye çalışıyordu. köy kahvesinden aşağıya doğru iniyordu. hemen içeri girdim ve porta kapıların arasında ömer agayı dikizledim. hala söylüyordu.

    el veriyorrr el veeeeriyorrrr
    ortada direeekk bell veeeriyorrr

    diyordu...türküyü bana atıfta bulunmak için çığırdığı falan yoktu. yanılmıştım. ama belli de olmazdı. senelerin ömer agasıydı çünkü. zira köylü onca seneler boyunca tonla manyaklıklarına şahit olmuştu ömer aganın. kurumuş inek bokunu yemesinden, kahvehanenin içine hindisini sokup "benim güzel hindim benim cici hindim" diye sevmesine kadar türlü türlü manyaklıkları adeta birer efsane gibi o kulak benim bu kulak senin dolaşır dururdu...

    kapının arasından öylece dikizlemeye devam ettim ömer agayı. yavaş adımlarla ilerliyor bastonunu "tinnk", tinnkk" diye hafif uyuşturucu etkiye sahip bir sesle yere vuruyordu...ve devam etti;

    beyoolunuu sorarrrsannn...kavaklıktaa can ve ri yor h...

    kavaklıkta can veriyor kısmını söylerken kendi yaşına nazire edip hüzünlendiğinden sesi titrediği için bu son kısmında sanırım ağlıyor gibiydi...

    sigaramdan son bir fırt daha asıldıktan sonra porta kapıların arasında ömer aganın silüeti yok oldu...derken amcanın ineği ile o ince aralıkta göz göze geldik...içeri girceklermiş...hayvan nası da biliyo oranın kendi evi olduğunu...allah ın işine bak arkadaş.
    (en sansli c, 07.10.2008 21:47 ~ 21:48)