devlet için söylenen sözdür. devletin dini yoktur. yani laiklik esas alınmıştır. ancak laiklik kabul edilmiyorsa devletin dini açıklanır. içinde bulunduğumuz şartlarda da ılımlı islam devleti olma yolunda ilerlemekteyiz.
laikliğin bir din veya dinsizlik belirtisi olmadığını,aksine dini alet ederek insanları kandırıp,ülke huzurunu ve düzenini bozmaya çalışanlara karşı oturtulmuş bir sistem olduğunu anlamayan çıkarcı veya düzenbazların ortaya attığı görüş.bir insanın laik olup müslüman olamaması için bulunan hiçbir neden olmadığı gibi,laiklik görüşünü benimseyen insanların,dine anti-laiklerden daha çok önem verdiğini belli eder zira,dinin tanrı ile kul arasında olup kimsenin bu ilişkiye karışmaması veya dinin ne olursa olsun hiçbir amaç için araç olarak kullanılmaması gerektiğini savunurlar ve islamiyetin de bilhassa dinin de onayladığı anlayış biçimi budur.
doğruluğu veya yanlışlığı laiklikten ne anlaşıldığına göre değişebilecek önerme.eğer laiklik anlayışı ülkeyi kamusal alan,şu alan,bu alan diye alanlara ayırıyorsa;hangi dini inanışa sahip olursa olsun bütün inananların tanrılarındaki ortak özellik o'nun her an ve her yerde bizimle olduğudur.ve hiç kimse alanlara göre o'ndan bağımsız olmak istemeyecektir.tanrısına "şu alanda senin isteklerinin benim için önemi yok" demek herkese ağır gelecektir.
ha laiklik anlayışı hangi inanışta olursa olsun devletin bütün fertlerine her alanda ibadetlerini yapma özgürlüğü tanırsa kişi bal gibi de hem laik hem dindar olur.
aşırı islamdan, günümüz siyasi atmosferine uygun ılımlı islama geçiş yapmış zatı muhteremin söz öbeği. eminim şimdi bu zırvalarına bakıp akpyi kurmadan önce yaptığı abd ziyaretinin kendisini ne kadar çok değiştirdiğini düşünüyordur kankisi fethullah hoca efendiyle beraber.
türkiye cumhuriyeti başbakanının en bilindik zihinlere kazınan sözüdür ki daha sonra ben değiştim diyerek başbakan olmuştur öyle bir değişmiştir ki beyni uyuşan halkımız seçimlerde ikinci kez tercih etmişlerdir saygı değer recap tayyip erdoğan ve yoldaşlarını...
savunmadığım görüştür.laiklik din ve devlet işlerinin ayrı tutulmasıdır,isteyen dinini istediği gibi yaşar.kişi hem devlet işinden ayrı tutup hem de müslüman olabilir.
türkiye cumhuriyeti başbakanının yaptığı onlarca talihsiz açıklamalardan yalnızca bir tanesi. ama asıl talihsiz olan bu sözü söyledikten sonra ülkenin başına gelmesi mi? (malum bu sözü söylediği yıllarda belediye başkanıydı) yoksa görüşlerini bilen türk milletinin onu ikinci kez başa getirmesi mi? bilemiyorum!
laikler deccal mi kardeşim dedirten önerme.
biraz deşseniz osmanlının en büyük düşmanı batıydı, biz de yoktu böle laiklik numaraları, özümüzde bunlar yoktu; atatürk getirdi hepsini derler...mi...derler...
laiklik müslümanlık; laiklik yahudilik; laiklik ve hristiyanlık...
ikisinin beraber olmayacağını tartışmak beyhudedir elbette.
bunun farkında olmayanların da varolduğu da bir gerçektir elbette.
reçelli etin bile lezzetli bulunduğu dünyada "neden olmasın ki?" diye tepki verdiğim cümle. üstün çıkarımlarımla kendimi başbakan gibi hissetmeye başladım!
kişinin ne kadar cahil olduğunu alenen ortaya koyan yanlış önerme.
din insanların maneviyatında, şahsen inandığı, savunduğu, vecibelerini yerine getirdiği, olgudur.
laiklik ise, din ve devlet işlerinin birbirinen ayrılmasıdır.
önermeyi yanlış kılan nokta, devlet işlerine dinin karıştırılması gerektiğini öne sürmesidir.kişi
manevi inançlarını devlet işlerine karıştırmıyorsa gerçekten müslüman sayılamaz. yani, nekadar dinin gerektirdilerini yaparsan yap, sen aynı zamanda laiklik çerçevesinde yaşayamazsın, illaki dini devlet işlerine karıştıracak, bir bölücülük yaratacaksın.
bu önermeyi ortaya süren, laf ettim diye ortada dolaşan insanın şuurundan şüphe edilmelidir.
asıl mevzuya gelmeden önce bir noktanın ifade edilmesi gerekiyor. doğru, çelişkileri farkederek varılacak bir mecradır. rasyonel tutarlılık gözetmeksizin her kafayı okşamak doğru değildir. aksi halde çelişkiler çatallanır.
laisizm herhangi bir inanç modelinin devletin erklerinden, hukuk sisteminden, sosyal düzenden izole edilmesidir. asıl amaç dogmalara dayanan dini argümanların muhtemel tehditlerini bertaraf etmektir. bu gereksinim orta-çağ karanlığı yaşayan avrupa'nın yüzyıllarca acı bedellerle öğrendiği dolayısıyla kıymetini fazlasıyla bildiği bir prensiptir.
islam alemi, gerek ülkemiz gerekse de diğer coğrafyadaki ülkeler, sosyal evrimlerinde avrupa'nın yaşadığı bu devrimi kendi dinamikleri ile tecrübe edememişlerdir. örneğin türkiye'deki devrim ileriyi gören büyük bir adamın vizyonu çerçevesinde tepeden inmiştir. sosyal evrim halkası bir nevi by-pass edilmiş, layık olduğumuz sosyal evrimin hakettiğimizden daha uzak bir geleceği altın tepside bize sunulmuştur. dolayısıyla kıymeti henüz bilinmemektedir.
yoz olmamış çekirdek islam, kutsal kitabında geçen prensipleri itibari ile devlet ve sosyal düzeni tesis etmekte ilahi kuralları dikte etmektedir. devlet yönetimi, hukuk düzenini ilahi prensiplerle oturtmayı dikte eder. bu aşikar bir doğrudur. islam'ı hatmetmiş birinin aksini söylemesi mümkün değildir. bir mefhumu yanlış bilip, yanlış çıkarımlarda bulunmak kendi kendimizi kandırmaya devam etmek demektir. islam ilahi yasa yani şeriatı dikte etmektedir. kimse kafasını kuma gömmesin.
bu lafı o sıralarda "bize oy vermeyenler patates dinindendir." diyen lideri necmettin erbakan ve milli görüş hareketi çerçevesi dahilinde değerlendirmek gerek.
"tutarlı bir şekilde hem laik hem müslüman olunmaz" demediğine göre recep tayyip erdoğan zamanında kimin müslüman olup kimin olmayacağına dair hüküm bildirmiş olmakta. lideri "patates dinindensiniz." derse öğrencisi de bunu elbette der. ben meseleyi laiklikten feragat etmiş müslüman olarak değil, müslümanlıktan ödün vermiş laik olarak görme eğilimindeyim. erdoğan'ın bu lafı ederken sahip olduğu motivasyonlar hakkında böyle bir tahminim var.
meseleyi tutarlı olma düzlemine çekme çabalarını da yanlış buluyorum. müslüman olduğu ve kutsal kitapta yazan hükümlere inandığı hâlde toplumsal düzenin seküler kurallara göre kurulmasını savunan bir insanı hangi tutarsızlıkla suçlayacağız? laik düzeni kabullendiği ve onu değiştirmek için uğraşmadığı için mi? iyi de zaten davranış açısından bir insanın laik olduğunu anlamanın tek yolu bu. eğer onu tutarsızlıkla suçlayacaksak "aktif olarak şerî bir düzeni getirmeye uğraşmayan her müslüman tutarsızdır." demek gerekmez mi?
öyle bir x dini düşünebiliyorum ki "hem x dinine inanıp hem laik olunmaz." lafı geçerli olsun. x dininin içerdiği hükümler ve temel kabulleri laik olmayı kesinlikle engelliyor ve bu engelleri aşacak bir yoruma dahi geçit vermiyor olabilir. ancak aynı durumun islam dini için de geçerli olduğunu iddia etmek bence dine ambargo koymaktır. böyle bir yorumun mümkün olmadığını söylemektir. islamın böylesi "liberal" yorumlarının mümkün olup olmadığı konusunda şahsen benim kesin bir fikrim yok (bilgi eksikliğine bağlı olarak). örnek verenlerde ve tartışanlarda beklediğim de benim bir karara varmamı sağlayacak bilgi birikimini sergilemeleri ve sağlam dayanaklarla kendi tezlerini kurmaları.
eğer laik bir insanı toplumsal düzende ve devlet işleyişinde dinî kuralların geçerli olmasını istemeyen insan olarak tanımlamıyorsanız o zaman tanımlarımız ve çıkış noktamız farklı; tartışacak bir şey yok zaten.
doğrudur. bir insanın ''ben müslüman ama şeriatçı değilim'' demesi ne kadar saçmaysa, ''ben hem laik hem de müslümanın'' demesi de o kadar saçmadır.
allah sana yapman gerekenleri söylemiş. senin varoluşunun nedeni kendisi. bunun dışındakiler küçük ayrıntılar. anayasa olarak da kuran-ı kerimi yollamış.
laiklik nedir; ''allah! biz senin dediklerini değil, kendi bildiğimiz şeyi yapacaz'' budur işte.
bunu müslümanım diyenler için söylüyorum.
kendinize dürüst olun. işine gelmiyor işte. bir de kafasına göre yorum yapan yok mu? yok ''allah ile kul arasına girilmez'' yok ''inanç kalptedir'' fala filan. allah sana o kitabı niye yolladı o zaman.
dediğim gibi delikanlı olun. kandırmayın kendinizi. dinde gri bölge yoktur. ya siyahsındır ya da beyaz. eğer müslümanım diyorsan ihtiyacın olan her şey kuran-ı kerim de var. gerisinin önemi yok.