herkesin bulunması gerektiği müzikal anlayış noktasına gelme eğilimli kişidir. müziğin insana hizmet ettiğini ve türlerin çatışmasının bir anlamı olmadığını idrak etmiş kişidir. müzik insana zevk verdiği ölçüde ve çeşitlilikte dinlenmelidir. türlerin dışlanması ya da tepeye çıkarılıp diğerlerine karşı savunulması, müzikal kültürün ve elitliğin göstergesi değil, bilinçsizliğin ve görmemişliğin daniskasıdır. iyi müzik dinleyicisi türler hakkında bilgiye sahip olup, kaliteli yapılan müziği ayırtedebilendir.
bir anlamda önyargılarından kurtulmuş, kendini kalıplar içine sokmayı sevmeyen insan modelidir. iki tür müziğin fanları da yobazdır çünkü; değişik fikirlere, dolayısıyla değişik müziklere kapalıdırlar. kalıplarının dışına çıkan sertab erener ve vanessa mae gibi müzisyenler klasik müzik çevresinde "davayı sattıkları" gerekçesiyle pek sevilmemektedir. aynı durum çoğumuzun bildiği metallica örneğinde olduğu gibi metal müzik camiasında da sık olarak görülür. iki türü de dinlemenin en büyük dezavantajı da budur kanımca. hem klasik hem de metal müzik dinleyen insanlar iki çevrede de pek itibar görmeyeceklerdir.
nota denilen şey aynıdır. sadece birbirleriyle oluşturulan kombinasyonları değişir. bir de ton. anlatılmak istenen aynı şeydir, insanın hikayesi... kişisel. bu bakımdan gerçek müzik dinleyicisi "samimi olduğuna inanırsa hepsini dinleyebilir." kendisini evinde gibi hissettiği müzik türü ne olursa olsun, bazen tatile çıkmak isteyebilir insanoğlu.
müzikteki sınıflandırma olayı zerre skinde olmayan insandır. nitekim bazı metal tarzda şarkıcılar, gruplar vardır ki onları sınıflandırmak için heavy metalden atmosferik yarrak metale uzanan yelpazede yer bulamazsınız (bkz: apocalyptica) (bkz: haggard) (bkz: therion) (bkz: gider bu). en güzeli müziğin sınıfına bakmadan zevke uygun olan müziği dinlemek, "ben metal dinliyorum, rap/arabesk/../klasik müzik sksen dinlemem" tarzı yorumlar yapmamaktır.
eğer hem klasik, hem elektronik, hem metal, hem pop, hem x, hem y türü müzik dinleyen insan; bunu bayrak sallayıp da "bakın ne kadar çok sesliyim, harikasal bir varlığım ben" diyerak yapıyorsa; reddettiği o şekilci dünyanın imparatoru olmuştur demektir.
insanların üzerinde şöyledir ,böyledir diye bir genelleme yapmamak lazım;'oğlum sen metalcisin yada rockersın inanmıyorum türkü mü dinliyosun' diyen şahsiyetler hep bi mal ,mantıksız gözükmüştür .müzik zevki ruh haline, bulunduğun duruma göre değişir isteyen istediğini dinler klasiği ,halk müziği,metali ,sanat müziği hepsi insan ruhunun melodisel bir yansımasıdır.(bkz: kendini bir kalıba sokmayan insanlar)
ruh hali dalgalı bir seyir izleyen insan evladıdır.
-cihan hadi yemek hazır!!
-geldim anneciğim, bilgisayarı kapatıp iniyorum hemen (klasik müzik modu on)
-otur bakalım babanın yanına, mercimek çobası??
-yine mi mercimek yaaa! hergün hergün bıktım..illallah be illallahhh!!!! eaaarggh (metal müzik modu on)
-oğlum noldu delirdin mi be manyak!!!
-özür dilerim babacığım, bilemedim noldu böyle bana, ama sanane beee sorduk mu sana ben anama dedim onu haleluyahhhh!! (her iki mod on)
-aaa üstüme iyilik sağlık noluyo oğlum iyi misin?? sabahladın mı yine
-hayır anneciğim neden? (tabiki klasik müzik modu on)
-ne bileyim oğlum biraz dengesiz gibi........
-sensin dengesiz seeeennnn! nefret ediyorum yakıştırmalırınızdan of be offffhhhft!!! (metal müzik modu on)
-lan deli oğlum benim bağırmasana dana gibi
-allah allah babacığım bende anlamıyorum neler oluyor?? (klasik müzik modu on)
-kalk git uzan odanda biraz, kalk hadi
-sen git be!!! açım ben aç..yemek koy kadın!!! yemekk!! (metal müzik modu on)
-...........
-çok açım anne çok (arabesk müzik on!!)
beethoven'in piyano konçertolarını dinlemiş birisinin hemen anlayacağı üzere iki tür müziğin birbiriyle yakından bağları bulunuyor olmasından zevk alan bir insan da olabilir...
her iki tür arasında pek fazla bir fark olmadığını bilecek kadar bilinçli bir dinleyicidir. kız ise peşinde koşulası erkek ise verilesidir. her iki türdede verilen heyacanlar ortak,her ikisede aslında özünde isyan var. klasik müzik denildiği zaman akla ilk bakışta burjuva ya da soylu kesimin dinlediği sınıfsal bir müzik türü gelebilir ki ilk dönem klasik müzikte bu müziği hep soylular dinleyebildiği için ordan gelme bir çağrışım diyebiliriz. a clockwor orange filminde kubrick şiddeti beethoven'un 9. senfonisi ile özdeşleştirmesi buna bir örnektir. gidin bakın açın sahneyi izleyin 9. senfoni yerine hallowed be thy name parçasının solo kısmı çalsın inanın hiçbir fark görmeyeceksiniz-pardon duyamayacaksınız-. oldboy başyapıtında görürüz ki kahramanımız diş çekme sahnesinin arka fonunda vivaldi'nin four season'ı çalmaktadır. vivaldi yerine bir malmsteen solosu koyun yine pek bir fark hissetmeyeceksiniz. çünkü her iki tür müziğin özünde aynı notalar yatmaktadır.