mahalle maçlarının en yaratıcı olayıdır. buradaki oyuncu kelimesi ileriye gidebilme olayını kasteder zira normal bir mahalle maçında kaleci orta sahayı geçemez. bu görevi alan tipler takmımın kurtarıcısı rolündedirler. kaleye kimseyi geçirmezler. ikide bir kaleden açılıp çalım atmaya kalkışırlar. doğal olarak kaptırırlar. genelde şapka giyer artislik için arabaya yaslanırlar. en çok izledikleri çizgi film tsubasadır.
genelde oranın en iyi oynayan çocuğudur. hatta diğer çocuklardan ohaaa amuaa goyim olmaz şeklinde nidalar yükselir çok iyi ise...
(bkz: kadıköy panteri)
kalecilerin de birer oyuncu olduğunu unuttuğumuzu düşünmeme yol açan söylem. yani kalecilerde futbolcular gibi gidip gol , pas , çalım atabilirler. onlarda oyuncu sıfatını almışlardır. futbolculardan hiç bir eksikleri yoktur , hatta ceza sahası içinde topu elle kontrol etmek gibi bir hakları dahi vardır.
x mahallesinden 5-6 genç gelir, y mahallesinin sözü geçen delikanlısına dönerek;
x1:meraba y1 mahalle maçı yapakmı(hafiften dayılık vardır söylerken)
y1:yapalımmı lan y2 y3
y2,y3,y4:(hepbir ağızdan barış mançonunda çocuklara ayı dedirttiği gibi)yapalım,(küçümser bir tavırla bakılır)
sonra kaleler seçilip topun kimden başlayacağı belirlenir,5de devre 10da biter denir genelde ama maçın atmosferi içinde devre yapmak unutulur ve oradan birisi çıkar ve der:
-ben kaleci oyuncuyum
(falım reklamlarındaki amcalar gibi bir bakış yapar herkes)
+olum olmaz gol yeriz
-bırak ya bunlarla ibrahimgiller oynamış fark atmışlar yeneriz
+hadi başlayalım o zaman
böyle önemli bir statüdür kaleci oyuncu,
oyunun gidişatıyla ortam gerilir kaleci oyuncunun takımı yenilmeye başladığı an kavga çıkartır ve maçlar genelde bitmez veyahut birisinin annesi joseeeeeeee diye bağırır topunu alıp maçı ertesi bir haftaya erteler.