• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  1. tokluk şekeriniz için kan alınıyorsa ve sabah da açlık şekeriniz için kan verdiyseniz, hemşire de damarınızı bulamıyorsa bence sakın "sabah buradan almışlardı" demeyin. ben dedim ve yazın ortasında kolumu sarıp gezecek hale geldi kolum. ben bakamıyordum o görüntüsüne, bırakın diğer insanları. halbuki ben belki oralara yakın bir yerlerde daha kolay bulur filan diye demiştim. nerden bilebilirdim hemşirenin daha cümlemi bitirmeden iğneyi aynı yerden geçireceğini? bilmiyorum, şimdi yine aynı yerden kan alınır korkusu ile tekrar gidemiyorum.
  2. bunun bir de "kan alırken kanı fışkırtan hemşire" versiyonu vardır. ne olduysa birden kanım bir fışkırdı, wuhuhuhuuuu! diye bağırdım ben de.
  3. özellikle iğneden korkan kişiler için kendiyle dalga geçildiğinin hissedildiği anlardır. bazen sorun hemşirelerde bazende sorun kan alınacak kişinin damarlarının inceliğinden kaynaklanabilmektedir. morarmış bir kola sahip olarak ilgili klinikten çıkılmasına sebep olunan durumdur.
  4. işe yeni başlamış hemşire olabilir. acemiliktendir, öğrenecektir yavaş yavaş. ama, kimisi de var olmayan damarı bulup petrol gibi kan çıkartır ortaya. işinin erbabıdır. kan verme gibi durumlarda tercih edilen ikinci çeşit hemşirelerdir.

    ne var ki, bazen birinci türle de işimizi görmek zorunda kalabiliriz.

    hastaydım, kan testi istediler. iğne fobim var. iğne yediğim zaman beş-on dakika boyunca dünyayı sephia görürüm nedense. çocukluğumdan beri böyle. güzel bir kafası olsa da genel itibarı ile hoş bir şey değil.

    hemşire ablanın önüne oturdum. önce inceden bir kaktı iğneyi. "pardon, bulamadım damarı." dedi. iyi, dedim. bir kez daha kaktı. sonuç yine hüsran. şırıngaya hava çekiyor resmen. bir kez daha kaktı. yok, olmadı. bu arada yalan dünyam sephialaşmaya başlamıştı bile. bir yandan, "damarınızı bulmakta zorluk çekiyorum." diyor bir yandan da iğneyi kaktırıp duruyordu. sinirlenmişti de epeyce. bir an kolumu kesip kan testi olayını kısa yoldan halledecek sandım.

    sonunda dayanamadım. iğneyi bana batırıyordu ama, birilerinin de kendisine çuvaldızla karşılık vermesinin zamanı gelmişti. tam bu sırada uzun süredir şikayet ettiğim boyun ağrılarımın dindiğini hissettim. o an aklıma çok iyi bir fikir gelmişti. "siz bu işe devam etmek istiyor musunuz gerçekten?" diye sordum. "bir sorun mu var?" dedi. "çok iyi iğne yapıyorsun. tekniğin çok güzel. bu yeteneği başka alanlarda kullanmalısın." dedim ve kızı akupunktura yönlendirdim. hoşuna gitti, kafasına da yattı.

    o gün hastalığım geçmedi, ama bedava akupunktur seansı sayesinde boyun ağrılarımdan kurtuldum. hem de bir gence hayat yolunda faydalı bir tavsiye vererek manevi huzuruma da kat çıktım.
  5. biraz da kan alınacak kişinin damarıyla alakalı bir şeydir. kimisinin damarları belli olmuyor lan öyle vurmayın hemen hemşirelere. meselâ bende bi damar var, fay hattı gibi. bi kere kan alacak hemşire, taktı koluma plastiği, arkasını döndü şırıngayı almak için; ben de o arada kolumu sıktım sıktım sıktım... hemşire dönmesiyle birlike "maşşşşaalllah" dedi.

    hikaye bu kadar. bitti. çok şişiyo yani. benim damarı bulamayacak hemşire maldır. kördür falan da demiyorum bak ellese bulur yine, direkt maldır. neyse lan taam. yatsam mı ki naapsam.
  6. beni ilk kez bayıltan durumdur, hemşire damarı bulamamış kolumun içini oymuş ardından iğneyi kemiğe dayayınca orada küt gitmiştim. allah bu tür hemşirelere yetenek, bunların ellerine düşen hastalara da sabır versin diyorum sadece.
  7. küçükken nefes darlığı sebebi ile kan aldırmaya gitmiştik. hemşire bi' türlü bulamamıştı damarı. bir yanda annem ağlıyor bir yanda ben. ortalık salya sümük. en sonunda hemşireye 5. denemesinde kızıp eğer bu denemende de bulamazsan ben sana iğne yapacam demiştim. şansıma küseyim ki sonraki denemesinde buldu. küfür bilmediğim için o zamanlar içimden hemşireye kaka, eşek, bok diye sövmüştüm.