merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

hemşirenin kan alırken damarı bulamaması

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. acemi olduğunun göstergesi..
    ya da okulda pratik dersindeyken "eli işte gözü oynaşta" tanımını uygulamalı göstermiştir.
    amaaaa işin bir de farklı yönü var...
    kanser tedavisi gören ve yıllar yılı kemoterapi ilaçları alan hastaların, günlük kan tahlilleri sırasında -ki bu sabah akşam olmak üzere 2 keredir- hemşire ne kadar tecrübeli, usta olursa olsun damar yolu bulunamaz, hatta bulunan damar patlar...
    hasta zaten kendinden geçmiş, bezmiştir de, hasta yakınları her seferinde elleri yüreklerinde, dillerinde dualarla bekler hemşirenin başında... ve o bulunan damar öyle büyük bir sevinç kaynağıdır ki.. öyle kıymetlidir ki.. birşey olmasın, o damar yolu tıkanmasın, patlamasın diye sabahlara kadar, gözünüze tek damla uyku girmeden beklersiniz...
    okumak kolay gibi, yazmak zaman alır, yaşamak zordur...
  2. şöyle bir durum da vardır,

    1. damarlarınız gerçekten belli belirsiz olabilir (derinin fazlaca altında olması da diyebiliriz)

    2. hemşire acemi olabilir

    3. bilip bilmeden her meslekten insana en ufak bir yanlışlarını gördüğümüzde bok atmayı pek seven bir milletizdir

    kolunuzdan bacağınızdan veya o narin popocuğunuzdan kan alınan damarlar bir aort değildir canlar, biraz ağrır kızarır morarır, geçer. bu kadar hanımevladı olmayınız, hemşirelerin çektiği çileleri ve ona rağmen nasıl çalıştıklarını yakından bilen biri olarak (eski kız arkadaşım hemşireydi) o koşullarda çalışıyor olmaları bile takdire şayan bir olaydır.
  3. hastanede yattığınız süre boyunca kollarınızın delik deşik olmasına sebebiyet verebilecek durum.

    "ama çok ince damarların, bulamıyorum!" bu ne lan! bir değil iki değil, oluk oluk kan fışkırttığını bilirim bi tanesinin. tamam belki sorun sizin yapınızdan kaynaklı olabilir ama sonuçta deneme tahtası değil ki. özensiz, ihmalkar, bitse de gitsek modlu hemşireleri sevmiyorum.
  4. işe yeni başlamış hemşire olabilir. acemiliktendir, öğrenecektir yavaş yavaş. ama, kimisi de var olmayan damarı bulup petrol gibi kan çıkartır ortaya. işinin erbabıdır. kan verme gibi durumlarda tercih edilen ikinci çeşit hemşirelerdir.

    ne var ki, bazen birinci türle de işimizi görmek zorunda kalabiliriz.

    hastaydım, kan testi istediler. iğne fobim var. iğne yediğim zaman beş-on dakika boyunca dünyayı sephia görürüm nedense. çocukluğumdan beri böyle. güzel bir kafası olsa da genel itibarı ile hoş bir şey değil.

    hemşire ablanın önüne oturdum. önce inceden bir kaktı iğneyi. "pardon, bulamadım damarı." dedi. iyi, dedim. bir kez daha kaktı. sonuç yine hüsran. şırıngaya hava çekiyor resmen. bir kez daha kaktı. yok, olmadı. bu arada yalan dünyam sephialaşmaya başlamıştı bile. bir yandan, "damarınızı bulmakta zorluk çekiyorum." diyor bir yandan da iğneyi kaktırıp duruyordu. sinirlenmişti de epeyce. bir an kolumu kesip kan testi olayını kısa yoldan halledecek sandım.

    sonunda dayanamadım. iğneyi bana batırıyordu ama, birilerinin de kendisine çuvaldızla karşılık vermesinin zamanı gelmişti. tam bu sırada uzun süredir şikayet ettiğim boyun ağrılarımın dindiğini hissettim. o an aklıma çok iyi bir fikir gelmişti. "siz bu işe devam etmek istiyor musunuz gerçekten?" diye sordum. "bir sorun mu var?" dedi. "çok iyi iğne yapıyorsun. tekniğin çok güzel. bu yeteneği başka alanlarda kullanmalısın." dedim ve kızı akupunktura yönlendirdim. hoşuna gitti, kafasına da yattı.

    o gün hastalığım geçmedi, ama bedava akupunktur seansı sayesinde boyun ağrılarımdan kurtuldum. hem de bir gence hayat yolunda faydalı bir tavsiye vererek manevi huzuruma da kat çıktım.
  5. iki kolda da damarların patlaması ile sonuçlanabilen eylem.

    nereden mi biliyorum? faranjit olduğumda hastanedeyken iki kolumdan bir şırınga kan alamayan, her iki kola 4-5 defa enjektörle artezyen kuyusu açan hemşire sağ olsun. sayesinde eroinman gibi mosmor (daha sonrasında kollarımda kloroplast varmışçasına yeşeren) kollarımla bahar mevsiminde uzun kollularla dolaşmak zorunda kaldım.

    biraz daha zorlasaydı aynı morluğu onun gözünde görmeniz mümkün olabilirdi; lakin, bayılmışım.
  6. o şap şap diye vurmalari kıkırdamalar, o neşe...
    bunlar hep damar bulamamanın yan etkileridir. damara hava basmak gibi bi psikopatlıkta var, adam öldürüyo diye biliyorum.
  7. yakın bir zamanda başıma gelmiş hadisedir.

    her şey, grip teşhisiyle doktora muayeneye gittiğim bir zamanda bademciklerimin de şişmesi dolayısıyla guatrdan şüphelenen doktorun kan testi istemesiyle başladı. kan grubunu bile bilmeyen bir insan olmama rağmen, dişçiydi, kan aldırmaydı bunlara hep korkmadan gitmiş insandım. gerçi kan aldırma mevzusu bir şekilde hep direkten dönmüştür nedense son anda eve gelmişimdir. neyse doktor istediyse vardır bir bildiği diyerek 1 hafta sonrası için randevu aldık, malum grip tamamen geçecek ben de guatr için kan vermeye gidecektim.

    o bir hafta bir şekilde geçti ve sağlık ocağına gittim. içimde niyeyse tarifsiz bir neşe , bir piçlik dürtüsüyle uyanmıştım. aç karnına gelmem söylendiğinden hiçbir şey yemedim, zaten sabahları pek iştahlı değilimdir sorun olmadı. neyse geçtik odaya hemşireyi bekliyoruz. böyle orta yaşlı kocaman yeşil gözleri olan esmer bir kadın doktorun verdiği kağıdı inceleyerek hangi testler için ne kadar kan alması gerektiğine falan bakarken ben yine nedeni belirlenemeyen sebepler dolayısıyla taşak geçme derdine düştüm. ''hayatında benim gibi hasta bulamassın, damarım yok benim, bence bulamayacaksın hahaha'' falan yapmaya başladım niyeyse.

    hemşire ben bilmem kaç senedir bu mesleği yapıyorum anında bulacağım diyor, ben hala göreceğiz falan diye artisliğe devam ediyorum. son derece iticiyim.

    neyse kadının dikkatini, sebatını, piç ettikten sonra ikinci kolumu yoklamaya başladığını farkettim, vuruyor, bağlıyor, nerdeyse kafa atacak damar yok, görünmüyor. ben hala işin taşağındayım tabi. ben dememiş miydim faslına geçtim.

    ''ilk kan aldırman mı?'' dedi evet dedim, ''ozaman yandın çok acıyacak ben önceden söyleyeyim de haberin olsun!'' tonlamasıyla beni psikolojik olarak çökertme seanslarına başladı. tabi yemedim. ben yine geyiğindeyim işin, biz bilmemnereliyiz bize bir şey olmaz tripleri.

    hatun hırs yaptı tabi haliyle. söylene söylene, iki kolda da bulamayınca sağ bileğimden alabileceğini düşündü herhalde demeye kalmadan birden bileğime sapladı iğneyi, sapladı ve ''aa damarı patlattım sanırım'' dedi. noluyoruz dercesine irkildiğimi hissettim.

    derken birden deriiin bir uyku bastırdı, omuzlarımdan büyük bir yük kalktı sanki, ışıkları söndürdüler sanırım odada falan diye düşündüm böyle rehavet çökmüşken sonrası karanlık.

    bayılmışım.

    gözümü açtığımda film sahnesi gibi 4 tane kafa gördüm başımda. biri o kocaman yeşil gözlü hemşire, diğeri annem diğerleri de birinin elinde kolonya diğerinin elinde pamuk olan iki tıfıl hemşire daha. ''ahaha nolduki?'' falan yapıyorum ama annemin yüz göz gitmiş. sarası mı var diye sorulmuş bilmem kaç kez, sanırım o coşkuyla hoplaya zıplaya bayılmışım falan.

    hemşire gözümü açar açmaz ''nolduuu? bana şöyleyim böyleyim diyorduun nooldu kalk bir daha alacağız.'' dedi suzan avcıvari bir gülüşle. tabi bunun üstüne tekrar bayılmadım, yok daha sonra diyiverdim marula bakan muhabbet kuşu kıvamında.

    bir sürü terane. eve gelene kadar başım dönmeye devam etti. tabi kan verme işi de yattı. fakat hemşire intikamını eve gitmeden almaya devam etti.

    ''bu iğnenin girdiği yer varya işte oraya eve gider gitmez buz koyacaksın, çünkü aşırı şişecek kocaman olacak uzun bir süre moraracak işin çok zor yandın valla.'' dedi.
    bende ''bu iğnenin girdiği yer varya işte o yer sana girsin.''diyemedim mal kıvamına gelmiş bir iguana tepkimesiyle ağır ağır hıhı tamam peki abla modunda eve geldiğimde 1 gün bile sürmeyen bir morlukla sinek ısırığı kadar bir şişlikle günü atlatmış oldum.

    siz siz olun, kanınızı alcak kişiyle taşak geçmeyin, aksine huyuna gidin, sevin onu, incitmeyin. beyaz bir orkideye bakar gibi bakın ona. aynı şekilde bir restorana gittiğinizde aşçıyla, siparişinizi soran garsona da o şekilde davranın.

    öyle ki ben hala neden bayıldığımı anlamış değilim, kan tutmaz beni, belki tansiyonum düşmüştür bilemiyorum ama o kadar özgüvenle gidip hiç o kadar göt olduğum bir olay daha başıma gelmemişti.

... toplu gösterim...