1. oyma kale kilisesi, sibelius anıtı, parlemento binası, olimpiyat stadı ve kulesi ile görülmeye değen kuzey avrupa şehri.
  2. türkiye'nin 10-11 aralık 1999 tarihlerinde yapılan avrupa birliği devlet ve hükümet başkanları zirvesi'nde, oybirliği ile avrupa birliği'ne aday ülke olarak kabul ve ilan edildiği zirvenin yapıldığı şehir
  3. avrupa'nın en sıkıcı başkenti olmaya aday, tüm kentin yaklaşık 4-5 saat yürüyüş parkuruyla görülüp bir daha geri gelmemek üzere terkedilmeye değer olduğu ve ilginç şekilde yerli halkın da bu gerçeği kabul ettiği, turistik eşya fiyatlandırmasında dünya ortalamasının 10 katı üstünde olan, şehrin neredeyse her yerinden görülebilen beyaz kilisesi ile ortalama güzellikte sayılabilecek şehir.
  4. resmi iki dili olan ve fince'den sonraki ikinci resmi dili isveççe olan bir ülke finlandiya.
    lakin, aşırı milliyetçi finliler isveçlileri pek sevmezler.
    rusya'dan 1917 senesinde ayrılmış...

    helsinki'de bazı yapılarda rus kubbelerinin izlerini görmek mümkün. (uspenski katedrali)

    marketplace'e gitmeden gezinizi tamamlamayın. türlü kışlık elbiseler, enfes balıklar (finnish salmon roll yenmeli, bu benim dünyada en sevdiğim yiyecek artık!) böğürtlenler ve meyveler burada...

    insanların yüzleri fazlasıyla kendine özgü. dolgun elmacık kemikleri, geniş alın ve bu ikisi arasında kafatasına biraz gömülü kalan göz çukurları; oldukça yapılılar. (ben kendimi uzun ve yapılı sanırdım.)

    sibellius, dünyaca ünlü klasik müzik bestecileri. alvar aalto da en ünlü mimarları. bu ikisine dair pek çok şey var..

    kiasma modern sanatlar müzesi gezilmeli. ziyaretçilere birden fazla ''patika'' sunuyor. mimari incelemesi başlı başına yapılabilir.

    esplanade parkı şehrin ünlü caddesi. seyyar dansçılar ve akrobatlara rastlarsınız yürürken...

    temppeliaukio, rock church de taşa oyulmuş bir kilise, brüt beton ve pirinç malzemeyle desteklenmiş.

    kiliselerdeki turuncu saçlı isa figürleri insana tebessüm ettiriyor!
  5. bok gibi bir havaalanına sahip şehirdir. hemde uluslararası havaalanı olucak hesapta. bildiğin bir labirent, imanım gevredi adam gibi bi yer bulup oturiyim diye. tek avantajı her yerde wireless bağlantı yapma şansınız var.
  6. ilk yurtdışı deneyimime ev sahipliği yapan finlandiya adlı güzide ülkenin başkenti.

    metropolitan veya bizim tabirimizle şehir merkezi denebilecek bölgesi gayette düzenli, birbirine paralel ve bunları dik kesen sokaklardan oluşan bir şehir. zaten her sokağın başında ve sonunda sokak ismini gösteren tabelalar asılı durumda. bu yüzden elinde haritası olan birinin kaybolması neredeyse imkansız. ayrıca çok da büyük olmadığını ve iki gün içerisinde kolayca öğrenilebilecek bir şehir olduğunu da söyleyebilirim. ayrıca her binanın ortasında bulunan otoparklar trafiği oldukça rahatlatıyor gerçekten.

    ulaşım ağı gerçekten mükemmel bir şekilde metro, tramvay ve otobüs seferleri ile donatılmış durumda. eğer birkaç günlüğüne bulunuyorsanız her metro istasyonundan alabileceğiniz 1, 3 veya 5 günlük turist kartlarıyla feribot dahil her türlü ulaşım araçlarından faydalanmanız mümkün.

    türkiye dışında gördüğüm ilk yer olmasından dolayı mı, yoksa gerçekten öyle mi bilmiyorum ama mimarisi ve eski binalarıyla beni acayip bir şekilde büyüleyen bir şehir oldu helsinki. o eski devasa taş binaların aynı hizada sokak boyunca dümdüz uzanışı gerçekten etkileyici.

    garip gelen bir nokta, önemli sokaklarda neredeyse her köşe başında bir mc donald's var ve hepsi de ağzına kadar tıklım tıklım dolu. fakat mc donald's a alternatif olarak, aleksanterinkatu'daki carrolls ve fin markası olan hesburger fast food için tercih edilebilecek yerler.

    ilk izlenimleri geçersek, helsinki'ye giden birisi için kısa bir bilgilendirme sekansı geçeyim.
    helsinki-vantaa havaalanı'na inecek olduğunuzu varsayarsak yapacağınız ilk iş bavulunuzu aldıktan sonra danışma görevlilerine şehir merkezi'ne giden otobüsleri sormak olsun. helsinki'nin merkezine gitmek için en kolay yol, 615 numaralı otobüs(3,9 €) veya finnair city bus(5,9 €). bu iki otobüs de sizi en son şehir merkezindeki tren istasyonu meydanı'na (rautatientori) bırakacaktır. buradan hızlı trenlerle istediğiniz şehrine gidebilirsiniz finlandiya'nın. en hızlı ulaşım şekli budur. yok otobüste gitmek isterseniz gideceğiniz yere, havaalanından kalkan şehirlerarası otobüsler olduğu gibi, rautatientori'ye indikten sonra buraya çok yakın mesafedeki kamppi alışveriş merkezi'ne giderek buradan kalkan şehirlerarası otobüsleri de kullanabilirsiniz.
    evet yanlış değil, bu şehirdeki kamppi isimli devasa alışveriş merkezi aynı zamanda metro ve otobüs istasyonu olarak da iş görüyor. ayrıca kamppi'ye çok yakın durumda olan kapalı bir tenis salonu var, aynı zamanda şehrin en büyük sinemasını bulunduruyor.

    helsinki'de kalacağınızı varsayarsak, rautatientori'de tren istasyonunu arkanıza aldığınızda karşınızda göreceğiniz, dev bir forum, yine bir alışveriş merkezi olacakır. forum yönüne doğru gittiğinizde karşınıza tramvayların ve arabaların aktığı büyük bir cadde (mannerheimintie) çıkacak. bu cadde üzerinde sol tarafa doğru giderseniz iskandinav devi stockmann alışveriş merkezi'ni görürsünüz. ayrıca stockmann'ın soluna doğru devam eden cadde de aleksanterinkatu'dur. şahsen istiklal caddesi'ne çok benzettim ben burayı. bu sokak boyunca da bir çok alışveriş mağazası, helsnki üniversitesi (helsingin yliopisto), devasa beyaz katedral ve meydanı (senaatintori), upsenski katedrali görülür.ayrıca bu sokak sonunda denize ulaştığınızda şehrin eski açık pazarına da ulaşırsınız. kışın sadece balık satılıyordu ama yazın cıvıl cıvıl olduğu söylenmişti bana.

    akşamları barlara veya konser mekanlarına gitmeyi düşünenler için de birkaç öneri vermek gerekirse, ve finlandiya'nın bir rock-metal ülkesi olarak görüldüğünü kabul edersek;
    tavastia
    semifinal
    on the rocks
    virgin oil's
    dante's highlight
    nosturi
    bar loose
    benim gördüğüm ver gerçekten hoşuma giden yerler. ayrıca hellsinki isimli bir rock shop da mevcut. türkiye'de bulamadığınız pek çok grup tişörtünü rahatça bulabileceğiniz bir yer.

    daha bahsedilecek bir çok yeri olmasına rağmen helsinki'ye ilk kez giden birisi için yararlı olabilecek bilgiler en azından bunlar olabilir. son olarak da stockmann'dan kendinize bir finlandiya hatırası almayı unutmayın. daha ucuzlarını bulacağınız yerler olacaktır fakat stockmann'dakilerin kalitesi dokununca bile anlaşılır.

    ayrıca gitmek isteyen olursa beni de götürsün lan, çok sevdim ben bu şehri.
  7. geçtiğimiz yıllarda birkaç haftalığına arkadaşlarım vasıtası ile kaldığım güzel finlandiya şehri. kışa denk gelmesi ne kadar kötü olmuş olsa da insanın ölmeden önce görmesi gereken şehirlerden sadece bir tanesidir.

    bir çok avrupa ülkesine kıyasla oldukça pahalıdır. özellikle alkol fiyatları türkiye'ye kafa tutacak kadar uçuktur. bu yüzden bu ülkenin vatandaşları genelde boş bavullarla feribot'a binip tallinn*'e giderler. bavullarını doldurup geri dönerler. zira estonya'daki alkol fiyatları helsinki'nin dörtte biridir. en son geçen yıl bıraktığımda bir kutu bira 9 krona alınabiliyordu. o da türk parası ile 0.8tl ediyordu. şimdi euro gelmiş diyorlar, göremedim. tabi bir de helsinki'den buraya giden büyük abilerimiz bira değil viski, rom, votka falan alıyorlar. yükte hafif, kar marjı büyük olsun diye.*
  8. çok yaşanılası ancak hiç gezilesi bir şehir. şehrin her yeri son derece modern, temiz ve rahat yaşam alanlarına sahip. hem zenginlikleri hem de gerçekten insanca yaşamak için oluşturulmuş alanları ile düşünmeden yerleşilecek bir yer. ayrıca hemen her yerde son derece yüksek hızda internet olması da (sokakta bile!) garip geliyor insana. gerçi internetin insan hakkı olduğu düşünülürse bu hiç de garipsenecek bir şey olmuyor. aslında doğal güzellik olarak olarak da çok başarılı. şehrin girişindeki küçük küçük adalar ve şehrin içindeki doğal güzellikler son derece fazla. halk belli ki gayet zengin, cool ve kurallara riayet eden insanlardan da oluşuyor ancak gel gör ki şehirde bir turistin yapabileceği hiçbir şey yok. bir bisiklete atlasanız 1 saat yeter gezmeniz için. 2 tane kilise, bir tane park bir de sanat müzesi dışında görülecek yer bulmak için kendinizi kasıp saatlerce tramvayda dahi gayet hızlı olan beleş interneti sömürüp blogları arıyorsunuz ama bir şey bulamıyorsunuz. sonra gidip şehrin merkezinde bir bara oturuyorsunuz, 33lük bir bira söylüyorsunuz ve 7.20 euro hesaba bakıp düşüncelere dalıyorsunuz. ha bir de garip bir melankoli var bu şehirde anlamadığım. o kadar ki içim hiç o kadar sıkılmamıştı başka bir yerde ve trene atlayıp turku'ya doğru yola koyulur koyulmaz tüm sıkıntım geçti.