baştan savma alınmaması gereken, öyle yapılacaksa hiç alınmaması gereken bir şeydir hediye. o nedenle iyi tanıdığınız birine almak çok daha kolaydır ve daha yaratıcı olabilirsiniz böyleyse. çok özel bir şeydir. çünkü sonsuza dek saklanabilme özelliği vardır. herşey gelip geçicidir. düşünceler, hisler.. ama hediye hep saklanır. bir gün sakladığınız yerden tesadüfen çıktığında eski anıları canlandırır..
su gibisin canıma.. su ne eder insana? suyu anlayabilmek için susuzluğu bilmek gerek ama..
kurumuş dudakların öyle bir ızdırap verir ki , her yutkunuşunda bir yudum suya canını verebilirsin o anda. ben sana susadım işte öyle bir çölde.
geçmiş, gelecek, an nerde olmuş olursa olsun bu can hep sana susamış be gülüm.adını koymamışım, bilmiyorum ki “su” olduğunu.istiyor ama nerde olduğunu da bilmiyor.
bedenin iflas edercesine susuz kalırsın ya.ruhum tam da öyleydi seni tanımasaydım. ben ki tanıdığın kadarıyla hayatı severim. hayatımdan vazgeçmeyi de düşündüm ciddi ciddi sonra işte tam o takatin sıfır olduğu yerde bulursun ya su kaynağını yaslarsın dudaklarını kana kana içersin bedenin de ruhun da can bulur ya yeniden
süprizdir, mucizedir orda o suyu bulmak hediyedir o suyu bulmak. hediyedir seni bulmuş olmak.
özel gunlerde (dogum gunleri haric) alındıgı zaman en cok kapitalizmi, gunun birinde kafaya esip alındıgında en cok eşi dostu yari anayı babayı mutlu eden şey.
kendi beğendiğini mi alacaksın, hediyeyi vereceğin kişinin beğeneceğini düşündüğün şeyi mi sorunu yaratabilen kavram. ikiniz de beğenirseniz hayat bayram olur. evet olur bence.
kişiyi ikileme düşüren şey. alırsınız, karşınızdaki insan beğenir bir süre kullanır ama daha sonra kullanmaz kenarıya koyar. işte o vakitten sonra hediye almaktan hoşlanmaz olursunuz. almazsanız olmaz, alırsanız da daha öncekiler gibi acaba bunu da kullanmayacak mı düşüncesine bürünmek yüzünden arada kalırsınız. zor kardeşim zor bu işler. en güzeli kullan at hediyeler. kullanım ömrü kısa hediyeler.
dikkat edilmesi gereken ince bir mevzu. aslında hediye aldığınız kişinin tavırları daha önemli. karşı taraf için mühim bir gün gelir çatar.(atıyorum doğum günü olsun.) siz de ekonomik durumunuz doğrultusunda manevi değeri yüksek bir şey almaya çalışırsınız. çarşı pazar gezilir gönlünüze göre bir hediye bulunur. "işte tam da arkadaşıma göre bir şey. kesin çok sever." dersiniz ve alırsınız. doğum günü gelir ve hediyeyi kendisine takdim edersiniz. açar bakar çok hoşuna gider. çok teşekkür eder ve çok düşünceli olduğunuzu söyler. işte tehlike bundan sonra başlıyor benim için. çünkü bazen o aldığınız hediyeyi doğum günü ortamında son kez görmüş olabiliyorsunuz. sırra kadem basıyor adeta. sen kalk cebini zorlayarak birisine bir hediye al, karşı taraf ise iplemesin. bir daha ne taksın kullansın ne de giysin üzerine. (takı veya giyilecek bir hediye alındığını varsayıyorum.) hediyeyi alan insana bundan daha büyük bir hakaret olamaz.
mesela bana da hediye alıyorlar. geçen sene bir arkadaşım üzerinde kuru kafa bulunan ve çok biçimsiz bir tişört almıştı. normalde kesinlikle giyebileceğim bir şey değildi benim için ama 1-2 kere onun da olduğu ortamda giydim. "aldığın şey senin hediyen olduğu için değer veriyorum." mesajını verdim. sonra da civarda bulunan üstüne başına giyecek elbisesi olmayan küçük çocuklara verdim gitti o tişörtü.
bazı insanlarda şu kadarcık bile düşünce olmayaşına çok şaşıyorum. oysa ki üzerinde çok düşünülmesi gereken bir şeydir. arkadaşlıkların değerini bir anda sıfırlayabildiği gibi tavan da edebilen bir olgudur benim için...
her zaman içimde delicesine bir merak uyandıran, küçükken yılbaşı ağacının altına oturup sıra sıra mıncıklanan bazen köşesinden çaktırmadan açılıp bakılan hatta bazen oynanıp anne baba görmeden tekrar toparlanmaya çalışılan paketçikler.
her trajedi, diğer elinde bir hediyeyle beraber gelir. ama, genellikle, acı çekmekle öylesine meşgul oluruz ki; hediyenin farkına bile varmayız. o da, geldiği gibi yitip gider.
tanrının insanlara doğarken verdiği ruhun ve yaşamın bir diğer adıdır. kimi verilen hediyeden memnun kimi bu mudur bana layık gördüğüdiye düşünmektedir.
en güzeli, doğumgünümde oğlumun taşımakta zorlandığı, boyu kadar bir çiçek demetidir. o sahnenin gözlerimden gitmemesi, hep hatırlamak için arada bir gözlerimi kapatıp anımsamaya çalışırım, yüzüme bir gülümseme yayılır.
huysuz ve bol bol kavga ettiğiniz sevgiliden, hiç beklenmedik bi zamanda alınan mutlu edici şeylerdir bazen.
ayrıca bir de garip hikayesi vardır.
sevdicek kavgalı bir zamanda gelip hediyeyi vermiştir. bir kaç gün önce aldığını söylemiştir (kavgalı değilken) açar bakarsın çok güzel bir t shirt çıkar içinden. daha sonra bir kaç kelime söyleyecek gibi olan sevdiceğin suratına bakılır. ve kelimeler yavaşça dökülür..
"hani senin diğer t shirtün kısa geliyor ya işte popon görünmesin diye aldım."
karşılık olarak minik bi gülümseme verildikten sonra sevdicek bi kaç kelam daha eder.
"bak böle yakasın geniş omuz dekoltesi de var"
komik olmuştur o an. hani bi tarafı kapatıyoruz diğer tarafı açabiliriz gibi.
ayrıca hediye paketi içinden çıkan notun yazıldığı kağıt da çok orjinaldir.
üzerinde kocaman "unutmayınız" yazan. astsubay ordu evine ait bir hatırlatma notları yazmak amaçlı kağıttır.
sevdiceğin benim unutmamı istemediği şeyler nelermiş bir bakalım.
*bugün ilişkimizin 267. günü olduğu
*ona yaşattığım günler için teşekkür ettiği
*hediyeyi daha önce aldığı yoksa benim çirkin ve sıpa suratımı görmeye meraklı olmadığı
kimileri için pek önemi olmayandır. içerik önemli değil, önemli olan kişinin karşısındakini hatırlamasıdır. ama tabii ki hediye almak insanı sevindirir. ama eğer sevgiliye verilecek en güzel hediye olsaydı konu, bu kesinlikle kişinin kendisi olurdu. çünkü varlık dünya üzerindeki en güzel hediyedir.