efendim, bir dosyanın editlenmesi ile (bu kesinlikle hile sayılmaz!) türkiye'yi demokrasiden faşizme çektikten sonra yaptıklarımın özeti;
oyuna 1936 ocağında başlanılır ve hemen almanya ile müttefik olunur. bu sayede almanya otomatik olarak türkiye'nin üretimde açığı olan maddelerin (enerji, metal, nadir bulunan metaller) bir miktarını karşılıksız verir ve işin en önemli kısmı, çoook lazım olacak
blueprintleri gönderir. türkiye böylelikle yedi sekiz ay gibi kısa sürede komşularından çok daha üstün bir duruma geçer. sırada ortamlara akmak sağa sola sarkmak vardır.
ben bu durumda ilk önce bulgaristan'ı seçtim. bu ülke ile olan saldırmazlık anlaşmasının iptalinden sonra ismet inönü komutasındaki on tümen asker on gün içinde varnaya ulaştı. aradan geçen bir kaç aylık toparlanma süreci ve almanyadan aldığım bir kaç tümenlik asker yardımından sonra akşam yemeğini atina'da yemeğe karar verdim. böylece türk askerleri çıtır, beyaz tenli, kemer burunlu yunan kızlarıyla birlikte takılabilecek, iron maiden, iced earth konserlerine gidebileceklerdi. bu iki işgalin ardından sovyetler ve ingilizlerle aram bozulsa ve onlara
casus belli imkanı tanısam da arkamda kapı gibi almanya vardı. asıl savaşın başlamasına daha vardı yani. hehe.
yeni gelen industrial capacity
* imkanları ile türkiye'de orduların sevkiyatını kolaylaştıracak ve üretimi artıracak büyük bir alt yapı çalışmasına giriştim. almanya'nın desteği ile teknolojim çılgınca gelişiyordu. ayrıca ileride müttefik olacağımız macaristan ve romanya ile dostane ilişkilerimiz gelişiyor, ordu futbol milli maçlarımız da hep berabere bitiyordu. zaman ilerledi ve ben ilerisi için arap yarım adasında ingilizlere karşı, kafkaslarda sovyetlere karşı savaşırken aynı zamanda anadolu'yu bir çıkartmaya karşı koruyacak bir tsk yaratmak derdindeydim. bunun tek bir çözümü vardı. profesyonel ve gelişmiş teknoloji kullanan bir ordu.. çöl için modernize birlikler ve kafkaslar için dağ komandoları yetiştirmeye başladım..
almanya ve avusturya birleşti. almanya ile bir kara bağlantısı oluşturmak için tek engel, aramızda sıkışmış yugoslavya'ydı. italya'nın gönlünü alıp yugoslavya'yı almanlarla kardeş payı yapılmış şekilde bölüştük. batıda sınır oluşmuştu. italyanlar biraz kızgındı ama almanya yine benim yanındaydı. savaş günü
* yaklaşıyordu ve ben ordularımın büyük çoğunluğunu güneydoğuya göndermiştim. savaş ilk başladığı saniye musul ve kerkük'ü ele geçirip, mısır tarafından gelecek ingiliz ordularını engellemek için büyük bir orduyla süveyş'e yardıracaktım. bağdat bir süre arkamda kalacaktı ama bu alınması gereken bir riskti. almanların polonya'ya süpriz saldırısı gerçekleşti. bende planıma sabit ilerlemeye başladım. 1939 aralık ayında yaklaşık ellibin şehit vermeme rağmen süveyş kanalının ucunda bir köprü başı tutabilmiştim. ayrıca artık akdenizin bu tarafından geçişi benim kontrol altındaydı. kars'tan üç tümen çekerek ve süveyşten dört tümen çekerek ingilizleri basradan denize döktüm. artık çok büyük bir petrol kaynağım vardı.
fransa'nın işgalinin tamamlanmasından sonra italya yanımızda savaşa katılmak istediğini söyledi. italyanları kırmadık. süveyş kanalındaki baskı ve hindistan'dan basra'ya gelebilecek bir çıkartma olasığı azalmıştı böylece. almanlardan planlarını aldığım
bismarck sınıfı gemiden iki tane yapmaya karar verdim. isimleri ise yavuz sultan selim ve kanuni sultan süleyman konulan bu iki gemi akdenizin kanun koyucuları olacaktı..
1940 sonlarına doğru ingilizler iyice pısmıştı. kuzey afrikada italyanlar ilerliyordu ve ben de bu vesileyle süveyşin öte yanında piramitleri ziyarete karar verdim yaklaşık altmışbin kişiyle birlikte, kalabalıktık ama mısır halkı da çok misafir perverdi sağolsunlar. afrika'nın kuzeyindeki ingiliz varlığı sildikten sonra oralarda sembolik güçler bırakarak tüm ordularımı trabzon kars ve van'a yığdım. alman, macar ve rumen'lerde tüm ordularını rus cephesine yığıyorlardı.
operation barbarossa'nın başlangıcı yakındı.
yaklaşık kırkbeş tümen askerim ile üçyüz tümenlik sovyet ordusu karşısında nasıl bir varlık göstereceğimi merak ediyordum ve beklenen gün geldi. almanlar inanılmaz seri davranıp bir hafta içinde minsk'e kadar ulaşmayı başardılar bense gücümü tek bir yere odaklamış tiflise gidiyordum. amacım baküyü üstten kuşatmaktı. şans eseri ve yaklaşık yetmiş bin asker kayıp vererek sekizyüzbin(rakamla 800.000) sovyet askerini bakünün doğusunda poşete almayı başardım. bu neredeyse ordumun toplamının iki katı bir sayıya denkti. dağ komandolarım çok iyi iş yapmıştı. almanlarda başarılı çevirme harekatlarıyla rusları zora sokmuş. savaşın ilk ayı içinde yüzyirmi civarı rus tümeni yok edilmişti.
zaman, bu şekilde öksüz kalan sovyet topraklarında terör estirme zamanıydı. hazar denizinin kuzeyinden kazakistan ve türkmenistan'a ulaştım. ruslar üç ay içinde tamamen çözülmüştü. geri kalan sovyet toprakları 1943 yılının başına gelinceye kadar
mihverlerin eline düşecekti.
yine 1943'ün şubat ayında türk birliklerinin başını çektiği bir operasyonla ingiltere'ye bir çıkartma yapıldı ve bir ay içinde ingiltere düştü. churchill savaşı sömürgelerinden devam ettirmeye karar verse de artık bir varlık gösterme imkanı yoktu. savaş kazanılmıştı..
1948 yılına kadarsa türkiye görülmemiş bir gelişme sürecinde bulundu.