herhalde amerika dışında yaşayan insanlar için çok da anlam ifade etmeyecek film.
hele ki bir de erkekseniz hiç bir şey anlaşılmıyor.
"demek kadınlar böyle düşünüyormuş..." diyorsunuz ve akabinde ekliyorsunuz "...yani amerika'da".
atlantik'in bu yakasında en azından türkiye'de kadınlar ikiye ayrılır: evlenilecek, eğlenilecek.
bir kadın aynı anda iki hakka da sahip olamaz (daha doğrusu olamıyorlar). ya evlenilecek tiptesin ya eğlenilecek. fakat amerika'da eğlenen kadın evlenebiliyor da. oradaki sorun evlenecek adamı ayartmak. bizim garibanlarsa askerlikten sonra annelerine rica ediyorlar "beni evlendir" diye.
filmde birbirini en kötü ihtimalle "arkadaşımın bir arkadaşı" mesafesinde tanıyan insanların hikayeleri anlatılıyor.
love actually’den daha derli toplu duruyor aslında. bu insanların kimi evli, kimisi evlenmek istiyor, kimisi evlenmek değil eğlenmek istiyor, kimi ne istediğini bilmiyor, kimisi habire arıyor. film daha çok kadınların sorunlarını işliyor ama. hep onlar aranmıyor, hep sorun erkekler gibi bir yaklaşımı var. şahsen bir noktadan sonra kadınlara kızıp erkeklere hak vermeye başladım. tabii film bunu amaçlamıyor, daha çok "zavallı kadınlar" dedirtmeye çalışıyor... ama dediğim gibi atlantik'in bu yakasında bunu dememiz biraz zor.
türkiye'deki durum için (bkz:
sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi) (bu arada bu başlığı açan kız kalanı erkek bu da bir gerçek)
ya da (bkz:
kızların efendi adam yerine piç adam tercihi)
ya da bence hepsinden beteri: (bkz:
5 kilogramlık nutella/@3399322)