görseller
he s just not that into youhe s just not that into you
he s just not that into youhe s just not that into you
belki ilginizi çeker
  1. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  2. · friday i m in love
  3. · kızların efendi adam yerine piç adam tercihi
  4. · scarlett johansson
  5. · how to lose a guy in 10 days
  6. · erkekler ne söyler kadınlar ne anlar
  7. · erkeklerin senden hoşlanıyorum tadında hareketleri
  8. · tekrar tekrar izlenesi filmler
  9. · romantik komedi izleyip sevgilisine çemkiren kız
  10. · türkçeye saçma çevrilmiş film isimleri
gündem
  1. · boylumlama
  2. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  3. · yasaklanması gereken şeyler
  4. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  5. · her yerinden öpüyorum rüştü
  6. · öğretmenler günü
  7. · sözlük yazarlarının itirafları
  8. · dünyayı özgürleştirme işimiz henüz bitmedi
  9. · kalitesiz siyaset kalitesiz siyasetçiler

he s just not that into you  

  1. justin long, jennifer aniston, scarlett johansson, jennifer connelly, drew barrymore, ben affleck, ginnifer goodwin, bradley cooper, sasha alexander, kevin connolly gibi bir kadroyla oldukça iddialı duran romantik komedi film. torrent sitelerine düşmeye başlamış bile.
    (stratosfer, 17.02.2009 21:23)
  2. scarlett johansson'un vücuduyla içli dışlı geçen iki saat. insan bir romantik komediden daha ne bekler ki.
    izledikten sonra geri kalan bilimum kadın oyuncunun yalan olduğunu anlıyor insan. oyunculuk açısından değil tabi.
    (togisama, 01.03.2009 10:03 ~ 10:04)
  3. greg behrendt ve liz tuccillo nun çok satan kitabına dayanan film, 20’li 30’lu yaşlarında baltimore’lu bir grup insanı konu alıyor. söz konusu insanlar ilişki havuzunun sığ kısmından evlilik hayatının derin ve bulanık sularına doğru ilerlerken bir yandan karşı cinsin işaretlerini okumaya bir yandan da “istisna yoktur” kuralına istisna oluşturmaya çalışıyorlar.
    filmin bana göre etkileyici fragmanı için ise,

    http://www.youtube.com/...
    (la fragola dolce, 14.03.2009 16:56)
  4. şu an vizyonda yer alan filmdir..
    ben affleck,jennifer aniston,drew barrymore,scarlett johansson gibi birçok ünlüyü bünyesinde toplamıştır.
    (keklerinaq, 26.04.2009 01:16)
  5. film boyunca gigi denen aptala sövdüm, sıkıldım film boyunca, hatta belki de ilk defa çıkıp gitmeyi düşündüm ortasında. lakin beni o salonda tutan -en büyük etmen olan yanımdaki insan haricinde- filmin sonunu bir şekilde güzel bağlamış olmaları idi. şöyle ki;

    bayık gözlerle filmi izleyen falas, uyudu uyuyacak moduna girmişken senaristin ve yönetmenin "filmin başını ortasını dağıttık bari kıçını toplayalım" sürecine girdiğini farkeder, az biraz toparlanır.

    - zamanın birinde bir bilgenin bana dediği kad....(keane - somewhere only we know girer)

    -asadadasafsdb noluyo lan! keane lan, somewhere only we know aaaa! (sanki yönetmen sana sürpriz yaptı mk noluyo kızım bi rahat dur yaa...)*

    neticede müzikle/müziklerle kurtarmıştır paçayı, bir de koca filmin içinden sıyrılan ve sivrilen ben affleck & jennifer aniston oyunculuklarıyla. ayrıca;

    (bkz: friday i'm in love)
    (falasquil, 29.04.2009 20:44 ~ 20:56)
  6. herhalde amerika dışında yaşayan insanlar için çok da anlam ifade etmeyecek film.
    hele ki bir de erkekseniz hiç bir şey anlaşılmıyor.
    "demek kadınlar böyle düşünüyormuş..." diyorsunuz ve akabinde ekliyorsunuz "...yani amerika'da".

    atlantik'in bu yakasında en azından türkiye'de kadınlar ikiye ayrılır: evlenilecek, eğlenilecek.
    bir kadın aynı anda iki hakka da sahip olamaz (daha doğrusu olamıyorlar). ya evlenilecek tiptesin ya eğlenilecek. fakat amerika'da eğlenen kadın evlenebiliyor da. oradaki sorun evlenecek adamı ayartmak. bizim garibanlarsa askerlikten sonra annelerine rica ediyorlar "beni evlendir" diye.

    filmde birbirini en kötü ihtimalle "arkadaşımın bir arkadaşı" mesafesinde tanıyan insanların hikayeleri anlatılıyor. love actually’den daha derli toplu duruyor aslında. bu insanların kimi evli, kimisi evlenmek istiyor, kimisi evlenmek değil eğlenmek istiyor, kimi ne istediğini bilmiyor, kimisi habire arıyor. film daha çok kadınların sorunlarını işliyor ama. hep onlar aranmıyor, hep sorun erkekler gibi bir yaklaşımı var. şahsen bir noktadan sonra kadınlara kızıp erkeklere hak vermeye başladım. tabii film bunu amaçlamıyor, daha çok "zavallı kadınlar" dedirtmeye çalışıyor... ama dediğim gibi atlantik'in bu yakasında bunu dememiz biraz zor.

    türkiye'deki durum için (bkz: sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi) (bu arada bu başlığı açan kız kalanı erkek bu da bir gerçek)
    ya da (bkz: kızların efendi adam yerine piç adam tercihi)

    ya da bence hepsinden beteri: (bkz: 5 kilogramlık nutella/@3399322)
    (strangelove, 04.05.2009 15:22 ~ 09.05.2009 15:46)
  7. filmi haftasonu izledim ve açıkçası birbirinden taş, türkiye'de olsa havada karada kapılacak hatunların bu kadar erkek delisi olmalarına, eciş bücüş adamların peşinden koşmalarına hiçbir anlam veremedim.
    scarlett johansson'dan bahsediyoruz yahu, venüsün 72. kuşak torunundan! *
    (benihayalkırıklığınauğrattınsözlük, 04.05.2009 15:29)
  8. birçok ünlüyü bir araya toplamış hoş bir film. film için mükemmel, kesin izleyin yorumu yapılamaz ama eğer boş vaktiniz varsa evde izlenebilir. sinemaya para vermeye pek değmez böyle bir film için ama keyif alarak izlenebilecek türde.
    (pokerface, 09.05.2009 12:59)
  9. evlenilecek değil eğlenilecek bir film.
    (tmb, 16.05.2009 13:54)
  10. "sen benim istisnamsın" cümlesini akılda bırakandır.
    (zsa zsa zsu, 21.05.2009 18:11)
  11. >spoiler<

    klişelerden klişe beğenen bir film. ben affleck, jennifer aniston, drew barrymore, scarlett johansson bir araya gelmiş fakat boşa geçen iki saatten fazlası değil malesef film. kadınlara dayatılan hikayeler, masalsı mutlu sonların istisna olduğunu söylese de filmdeki hatunlar da o 'istisna'lardan oluyorlar tabi ki filmin sonunda. son 15 dakikası hariç insanın ağzına edebiliyor. bunun romantik komedi falan olması gerekmiyor muydu derseniz, tüm romantizm son 15 dakikaya sıkıştırılmış durumda, gerisi ilişkilerin yalanları, bencillikler, umutsuzca kendine eş arayanların hikayesi.

    >spoiler<
    (arch angel, 22.05.2009 04:05)
  12. “are you the exception or the rule?” mottosuyla yola çıkan oyuncu kadrosu epeyce zengin film. hoş, seyirlik, kafa yormayan, ayrılan zaman için pişmanlık hissettirmeyen bir film. bildiğin feel good movie iste. kadınlar üzerine ilginç tespitler yapılmış, feministler izlemesin derim ben, sinir harbi yasayabilirler bu filmden sonra çünkü*.
    ben affleck eskiden de bu kadar hoş muydu, yoksa ben mi yeni fark ediyorum bu adamı bilemedim. onun olduğu sahneler ayrı bi güzeldi sanki.

    spoiler

    filozof kılıklı alex karakterinin düştüğü durum eğlendirdi. önceleri bilmiş bilmiş şöyle cümleler sarf ederken,

    “if a guy treats you like he doesn't give a shit, it's because he doesn't give a shit”

    teori ile pratiğin uyumsuz olduğu gerçeğini kabullendikten sonra,

    “you're my exception” gibi bi cümle söyleyecek kıvama gelmesi ironikti gerçekten.

    spoiler
    (dizzy miss lizzy, 28.05.2009 01:04 ~ 01:05)
  13. kadın ve erkeklerin farklı olduğunu anlatmaya çalışırken aslında konu aşk olunca ikisinin de aynı olduğunu anlatabilmiş filmdir.belki de amacı buydu bilemeyiz..
    şöyle açıklamak gerekirse,aşık olan her şeye vardır aşık olmayan ise bahaneler yaratır, ilgilenmez, aramaz, aldatır..
    nitekim film boyunca sadece erkeklerin değil kadınların da aşık olmadıkları adamları bir güzel ektikleri görülmüştür.vee en önemlisi kızlar bir erkekten tekmeyi yedi mi mutlaka zulaya attıkları başka bir erkeğe sığınırlar.işte esas kural budur.
    vee erkekler aşık değilse mutlaka kaçar elden, aldatır vs..ama eğer aşıksa evlenmeyi bile kabul eder.filmdeki pantolonun cebinden yüzük çıkarma olayı klasik gibi görünse de hoştu.neden?çünkü beklenmedikti, beklenmedik olan tüm güzel şeyler etkileyicidir.
    vee filmin esas olayı herkesin belirttiği gibi 'you're my exception' cümlesidir.sanki sırf bu cümleyi kullanabilmek için koskoca bir film çekilmiştir.bu cümleyi de aşk hakkında her şeyi bildiğini sanan ama aşık olunca dibi düşen bir karakterin ağzından vermeleri yerinde olmuştur.
    vesselam vaktiniz varsa büyük beklentilere girmeden izleyin derim..
    (cherrychapstick, 29.05.2009 01:53)
  14. greg behrendt ve liz tuccillo’nun kitabından uyarlanan film. güzel film.
    (dushekimi, 02.06.2009 15:52)
  15. filmden bir replik olan:
    "saçlarını kestirmene gerek yok, profilini yenile!" cümlesi günümüzdeki acı durumu çok güzel özetlemiştir.
    (ilişik yaşam formu, 02.06.2009 15:59)
  16. filmin sonunda scarlett johansson'la bir kez daha kendimi özdeşleştirmeye çalıştığımı fark ettim.. ancak şöyle idi bu kez: karşında sana aşırı ilgi gösteren, "galiba aşık oldum" , "ne kadar güzelsin" vs gibi cümleler kuran bir adam var.. ve izleyici olarak benim dallamalığımdan da olması muhtemel olsa da bana öyle geldi ki o eleman da scarletti seviyordu.. resmen böyle heyecanlanıyordu görünce.. yoga dersine gelmeler, derste yersizce şapşalca alkışlamalar* , ne bileyim cidden seviyor sandım ben.. ama sonra ne oluyor? bu gerizekalı adam hiçbir net kararı kendi veremediği gibi bunda da "kim nereden sürüklerse oraya giderim." mantığını kullanıyor ve ofiste karısına hayır diyemiyor.. ne evliliği kalıyor ne de başka bi şeyi.. demem odur ki, iki türlü istek için de yapman gereken net hareketler vardı lan! birincisi, eğer evliliğini yürütmek istiyorsan hiç görüşmeyecektin bu kadar dayanıksız karakterinle.. ikincisi ise kızla olmak istiyorsan da net bi kararla karına "olmaz hacı , we're done with you." diyecektin. yatmıcaktın yani. hayır ne bekledi ki o adam? scarlett dolaptayken karısıyla seks edip, karısı gidince odadan, scarlettin ona dolaptan çıkıp ne demesini bekledi?! esasen filmde scarlett o noktada karakterli bi davranış sergiledi, dolaptayken, adam seks etmeye başlayınca dolapta kaldı ve kendisinin adama siktir çekeceği artık gün gibi açıkken bile bekledi dolapta ki eğer minicik de olsa bi ihtimal varsa adamın evliliğiyle ilgili, onu mahvetmeyeyim dedi. yoksa gayet de güzel çıkardı ve birbirinden işporta hareketler sergilerdi, ama yapmadı a dostlar..
    (bkz: erkeklerden tiksiniyorum)

    ha benim özdeşleştirme işi böyle değil tabii tam olarak ama.. ben sanırım gene hep dallamaca yorum yaptım sevildim sandım. insanlar ayrıldı, ki ben bilmemekteydim bile bu birlikteliği.. neyse işte birilerini ayırdım ben gene yalnızım ama.. bilmiyorum neden böyle oldu.. güzel şeyler değil bunlar hele sizin hiç haberiniz yokken size kinle, tiksintiyle bakan gözler görmek.. "ayrıldıysak tek sebebisin" dercesine.. birilerinin birilerini terk etmesine sebep olmak ve sonucunda o sizin için bunu yapan insanla mutlu olamamak.. kullanılmışlıktır belki de. neyse zaman geçicek ve ben bunu okuyup derin bir nefes aldığımda içimde bir yer acımaz hale gelicek.. belki de "iyi ki bir şey olmamış." dicem.. o zamanı bekliyorum ben.. 6 aydır gelmedi..

    * o kadar salakça alkışlamak içi kıpır kıpır insan hareketidir.
    (portakal, 02.06.2009 16:37)
  17. her tarafından ünlü fırlayan film. türkiye'de "erkekler ne söyler kadınlar ne anlar" adıyla vizyona girmiş. yer yer durağan, sonlara doğru hızlanan bir temposu var. neil* ve beth*'in ilişkisi için, ben*'ın göt oluşu için, alex*'in şirinliği ve "büyük konuştun alex, ahanda başına geldi, nihahaha" diyebilmek için izlenir.

    izledikten sonra günlük hayata da yansıma yapar. "aramadı beni, mesaj mı atsam acaba?" diyen arkadaşa, kadın-erkek ilişkilerinin sırrına ermiş filozof edasıyla "eğer ilgilenseydi o seni arardı" dedirtir. arkadaşın filme küfretmesiyle gerçek hayata dönülür.
    (kaptanınteknesinebendebinecem, 08.06.2009 00:08 ~ 00:09)
  18. ortalarında ne kadar gerçekçi bir film derken sonunu mutlu son yapıp sıradanlaşmış filmdir.
    (perfect, 08.06.2009 21:57)
  19. kadınlar için ilişkiler adına how to lose a guy in 10 daysle birlikte başucunda yer alan kitap/film. gigi de kendimi görmek de korkuttu beni. tanrım, biri beni durdursun.
    (heroine, 25.06.2009 13:29)
  20. kendini bir halt sanma ile iyi niyetin adama ebesinin örekesini tersten gösterteceğini göstermiştir benim nezdimde. şimdi gel gigi'ye bak. adamın yerine düşünüyor paso. niye? aslında karşısındakinden çok, kendine güveniyor. benimle konuştuysa beni kesin beğenmiştir diyor. de geeeeyyt!

    öyle değil işte.

    görüşmek istediğim adam bana bisürü bahane üretiyor. yok param yok, yok zart zurt...
    hergün üç saat aradığın günleri de gördüydük...

    bir de mutlu son sinirimi bozdu. bence jennifer'ın kocacığı ona evlenme teklif ettiğinde, onu mutlu etmek için yapıyordu...kadının da "hayır ben seni böyle kabul ettim ve bunu sana yabmicam" demesini beklerdim. evlenmeden de ilişkilerin sürebildiğini göstermeliydi.

    hı hı.
    (mevlüt şekeri hüznü, 25.06.2009 17:13)
  21. -spoiler-
    "if a guy is treating you like he doesn't give a shit, he genuinely doesn't give a shit"
    ''if a guy doesn't call you, he doesn't want to call you. ''
    ''if a guy wants you, he'll go for you..''
    ''men are not complicated. there are no mixed messages.''
    (libitina, 16.07.2009 14:35)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil