ilk çocuk müslüman, hemen hemen tüm alevi evlerinde portresine rastlıyabilirsiniz, alevilerin piri'dir. hz hasan ve hz hüseyin'in babasıdır. alevi gençlerinin boyunlarına taktıkları kılıcınada zülfikar denir...
hazreti peygamberin beni seven ali'yi de sever diyerek halefini açıkça belirtmesine rağmen 4. halife olarak islam aleminin imamlığını, devletin yöneticiliğini yapan insan-ı kamil, zat-ı muhterem, rahmetullah-ı aleyh. cenk meydanında kılıcını * salladığında bir düşmanı ortadan ikiye ayıran allah'ın aslanı; halifeliğinde sakin yapısı nedeniyle haricilerin nefretini kazandı, namaz kılarken şehit edildi. ardında bıraktığı ailesi, aynı zamanda peygamber efendimizin kanını taşıyan tek sülale olan ehlibeyt*, asırlar boyu kıyımlara maruz kaldı. kızılbaş kelimesi ise, o dönem hazreti ali taraftarlarının kırmızı başlıklar takmalarından gelir.
(bkz: hazreti fatma)
(bkz: hazreti hüseyin)
(bkz: hazreti hasan)
(bkz: düldül)
(bkz: kamber)
peygamber efendimizin amcası ebu talib’in oğlu, hulefa-i raşidinin ve cennet'le müjdelenen on kişinin dördüncüsü. resulullah’ın damadı, ehl-i beytin, ehl-i abanın birincisidir. künyesi ebü’l-hasen ve ebu türab’dır. puta tapmadığı için kerremallahü vecheh; kahraman ve cesur olmasından, dönüp dönüp düşmana saldırmasından dolayı kerrar; allahü tealanın arslanı manasına esedullah-il-galib ve haydar; allahü tealanın takdirine razı olduğu için mürteda (mürteza) lakablarıyla anıldı. annesi, peygamber efendimize kendi çocuğu gibi bakan fatıma binti esed’dir. 599 senesinde yani hicretten 23 yıl önce mekke’de doğdu. doğum tarihi hakkında başka rivayetler de vardır. 660 (h. 40)ta kufe’de vefat etti. necef’te defnedildi.
nefsine sahip çıkmasını bilen:
bir savaş sırasında öldüreceği yahudiye tam kılıcını saplayacakken yahudi hz ali'nin yüzüne tükürür. bunun üzerine hz. ali yahudiyi öldürmekten vazgeçer ve sebebini şöyle açıklar;
-seni öldürmemin nedeni allah yolu içindi ama bana tükürünce araya nefsim girdi. seni nefsim için öldüremem, der.
allah'ın arslanı. bu yüce sıfatı anlatılagelen şu hadiseden sonra almıştır:
peygamber efendimiz(sav) miraca çıkarken sırasıyla göğün yedi* katını geçmektedir. en son allah'ın huzuruna çıkacağı zaman bir arslan önünü keser ve geçmesine izin vermez. peygamber efendimiz(sav) ne kadar uğraştıysa da arslanı geçemez. en son yüzüğünü çıkarır ve arslana atar ve arslan yüzüğü yutar ve yoldan çekilir. peygamber efendimiz(sav) bu olaydan çok etkilenir ve diğer gün hz.ali(a.s.)'nin yanına giderek olayı anlatır. hz.ali(a.s.) efendimiz ise yüzüğü ağzından çıkarır ve hz. muhammed(sav)e verir. bu olaydan sonra hz.ali(a.s.) allah'ın arslanı diye adlandırılacaktır.
`''ben ilim şehriyim ali ise kapısıdır. ilmi isteyen kimse kapıdan girmelidir''` bu hadis-i şerif sıhah, sünen ve müsned kitap yazarlarının mütevatir olarak rivayet ettikleri hadislerden biridir ve hz ali'nin ilmi kudretine işaret eder
"yanında; allah'ın sünneti, rasulullahın sünneti ve evliyanın sünneti olmayan kimsenin elinde hiçbir şey yok demektir. kendisine, allah'ın sünneti nedir? diye suâl edilince, buyurdu ki:
-sırrı gizlemektir. rasulullahın sünneti nedir? diye suâl edilince, buyurdu ki:
-insanları idare etmektir. evliyanın sünneti nedir? diye suâl edilince, buyurdu ki:
-insanların verdiği sıkıntıa katlanmaktır." (bkz: @1422698)
bir gün birisi hz. muhammed (s.a.v)'e niçin hz. ali'yi çok sevdiğini sorar.hz. muhammed (s.a.v.) de orada bulunanlara şu soruyu yöneltir:
-birisi yaptığınız iyiliğe kötülükle karşılık verse ne yaparsınız?
bulunanlar:
-iyilik yaparız. demişler.hz. muhammed (s.a.v.) tekrar aynı soruyu yöneltmiş.bu sefer çoğu "yine iyilik yaparız." cevabını vermişler.hz. muhammed (s.a.v.) aynı soruyu birkaç kez daha sormuş.her soruşunda "yine iyilik yaparız." cevabını verenlerin sayısı giderek azalmış ve en sonunda kimse "iyilik yaparız." diyememiş.daha sonra hz. muhammed (s.a.v.) hz. ali'yi (a.s.) çağırtmış.ona da aynı soruyu yöneltmiş ve her seferinde "yine iyilik yaparım." cevabını almış.bunun üzerine hz. muhammed (s.a.v.) bu yüzden hz. ali'yi (a.s.) çok sevdiğini söylemiş.
hz. ali nin cihad sırasında gösterdiği cesur ve kararlı tutum, allah ın dinini yayma azmi, ve hevesi üzerine mehmed yemînîfaziletnamesinde ona ithafen;
nice putperest ehl-i zünnar,
din-i ahmed e eylediler ikrar,
nice ger zat kişi ateşperesti,
yıkıp tahtın yüzünü yere bastı,
zülfikar korkusundan ehl-i zünnar,
muhammed dinine etmiştir ikrar.
şam valisi muavviyeninde halifeliğni idda etmesi ile ve yaşanan çok üzücü olaylar sonucu ne hz.aliyi ne de muavviyeyi tutan bir gurup oluşmuş kendilerine hariciler demişlerdir.bu kişiler islamda derin bir ayrılık olacağını görmüş ve bu ayrılığı sona erdirmek için her iki tarafında liderlerinin öldürülmesine karar vermişlerdir.hz.ali yi öldürmeyi başarmışlardır ancak muavviye son anada suikastten kurtulmuştur.bu durum olayı daha da vahimleştirmiştir.muavviyenin hz.ali nin çocuklarını da öldürmesi sonucu islamdaki kesin ayrılık başlamıştır.
bir gün hz. ali (r.a.)ye sorarlar,
-ya o hep bize bildirdiğin allah gerçekte yoksa?
hz. ali yanıtlar,
-eğer allah yoksa, ona inanarak hiçbirşey kaybetmem, ama ya varsa? işte o zaman inanmayarak siz çok şey kaybedersiniz.
demiş ve üstün ince zekasını bir kez daha kanıtlamıştır.
"akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.
akıllı insanlar az konuşur. çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.
ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır.
azla yetinen kimse zengindir.
beceremeyeceğin bir iş için söz verme.
bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilirsin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin.
bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.
borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden dönek yapar.
cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.
çalışan kötülük düşünemez, çalışmayan da kötülükten kurtulamaz.
dost, kardeşini üç halde korumadıkça tam dost olamaz: düşkünlüğünde, kendisi bulunmadığı vakit, ölümünden sonra.
dostları yitirmek gurbete düşmektir.
dünyanın en değerli hazinesi öğüttür, ama ondan ucuzu da yoktur.
en büyük yardım, en çabuk yapılan yardımdır.
en güzel ahlak tevazu, yumuşaklık ve tatlı dilde bulunur.
en güzel edep kendinden başlamandır.
ey ademoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi, başkası için biriktirmedesin.
fırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider.
fikir sahibi her şeyden ibret alır.
garip, dostu olmayan kimsedir.
gerçek dostlar çok vücutlu, tek kalpli varlıklardır.
günahın en kötüsü, hafife alınan günahtır.
hayat kötülüklerle insan arasında perdedir.
her kişinin değeri, yaptığı güzel işiyle ölçülür.
hızlı yükselenlere imreniliyor. oysa en hızlı yükselenler toz, duman, saman ve tüydür.
hiçbir süs edep kadar güzel değildir.
hoş geçinmek aklın yarısıdır.
ibret alınacak şeyler ne çok, ibret alanlarsa ne az.
iki yüzlünün dilinde tat, kalbinde fesat gizlidir.
ilmin bereketi güzel ameldir.
inanan insanın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. gönlü herşeyden geniştir, nefsi herşeyden alçak. yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin, susması fazladır. vakti yoktur, çok şükreder, çok sabreder, düşünceye dalmıştır. ihtiyacı olanları görünce, kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. huyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. şeref bakımından serttir, huy bakımından alçak.
insanın değeri, önem verdiği şeye göredir.
insanların en fazla bağışlaması gerekeni, ceza vermeye en fazla gücü yetenidir.
insanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlardır.
kalp kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur.
kendini güçlükler karşısında sabretmeye alıştır, çünkü haksızlıklar karşısında sabretmek en iyi ahlaktır.
kimin söylediğine değil, ne söylediğine bak.
malından vermeyeni zenginlerden sayma.
mazideki esefli ve üzüntülü olaylarla kalbini doldurma, gelecekle uğraşmaya zaman bulamazsın.
mazlumun öç alma günü zalimin zulmettiği günden daha korkunçtur.
memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarından ve zulümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat ediniz.
nice kan vardır ki, onu dil döker.
nice zengin vardır ki, yoksuldan da yoksuldur; nice büyük kişi vardır ki, her aşağılık kişiden de aşağıdır, nice yoksul vardır ki, bütün zenginlerden daha zengindir.
oyun hayranı biri saadete eremez.
ölüm cebimizde bize hep eşlik etmektedir, neden cahillerde feryadla karşılanır, ölüm neden böyle şaşkınlık yaratır?
öfke ve kızgınlıktan koru kendini. çünkü başlangıcı delilik, sonu pişmanlıktır.
öyle bir devir ki hiçbir arkadaşın senden hoşnut değil ve öyle bir devir ki hiçbir dostun sana dürüst ve gerçek dost değil.
parçalayıcı ve yiyici yırtıcı hayvan, zalim ve zorba bir validen iyidir.
rezil kişilerin başa geçmesi, insanlara afettir.
sabır acılığının meyvesi zaferdir.
sabır iki türlüdür: istemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek ve sevdiğin, istediğin şeye sabretmek.
sakın başkasının kölesi olma; çünkü allah seni hür yaratmıştır.
sana niçin yaptığını sorduklarında utanacağın ve yalanlamaya kalkacağın işleri yapmaktan çekin.
seni, sende bulunmayan özellikler ve değerler icat ederek koltuklayan, bir gün gelir yapmadığın suçları da üstüne yığarak seni çekiştirmeye, çeliştirmeye kalkar.
sırlarını ona buna açıyorsan başına gelecek zilletlere razı ol.
söylemediğin sözün hakimi, söylediğin sözün mahkumusun.
söyleyene bakma, söylenene bak.
söz ilaçtır; azı yaşatır, çoğu öldürür.
sözün güzelliği, kısalığındadır.
susmak, sana ağırbaşlı bir elbise giydirir ve sonunda özür dileme zorundan korur.
şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz. lakin vatanınıza ve milletinize fenalık eden bir kimseyi asla affetmeyiniz.
şiddetli istek mutluluğun en büyük düşmanıdır.
terbiyesizlikle kendisini düşüreni, soydan gelme asalet yükseltemez.
utancın üstünü, insanın kendinden utanmasıdır.
üç şey insana hayatı zindan eder: ağırlaşan aile yükü, borçların baskısı ve bir hastalığın sürüp gitmesi.
verilen söz zamanında yerine getirilmesi gereken bir borçtur.
yakınlarına yardımı bırakan, düşmanlarına yardım etmiş olur.
yapman gereken hayırlı, yararlı işleri yarına bırakma. bakarsın yarın olur da, sen olmazsın.
yeni ilmi şeyleri öğrenmekle, kalbinizin yorgunluğunu ve rahatsızlığını giderin, çünkü kalpleriniz de vücudunuz gibi yorulur.
yumuşak konuş, sevilirsin.
zaman ibret aynasıdır.
zaman uzasa, sonu gecikse bile sabreden mutlaka zafere ulaşır.
zamanının bir kısmı maziye karıştı. geride kalan günlerinin sayısı da belli değil, fırsat varken çalış."
''cenab-ı hakk bu kadar kalabalık halka nasıl mizan kurup herkesi hesaba çeker''
''onların kalabalık ve çokluğuna rağmen nasıl ayrı ayrı rızıklarını veriyorsa öylece hesaba çeker'' diye buyurmuştur.