iş arkadaşım ceyhun'dur. şaka yapmıyorum.
öğle tatilinden elinde bir torbayla döndü ceyhun, siyah orta boy bir torba. "gofret mi aldın?" dedim, "yok" dedi. "bira mı yoksa?" dedim
*, "ehehe bira değil fitil aldım" dedi. her şeye gülüyorum adamın söylediği de buna hepten koptum. bürositten düşmek üzereyken toparlanıp sordum: "fitil mi? nasıl fitil? çocuğa mı? ateşi mi var?"
ben böyle kalitesiz esprilerin peşindeyken, ceyhun'un fitil dediği şeyin -ki adı gerçekten de fitildir belki bilmiyorum- eskiden yani pimapen'den önce, soğuk hava gelmesin diye pencerelerin içine çekilen o bir tarafı yapışkan diğer tarafı sünger olan şeritlerden olduğunu anladım.
reklamını da yaptı: "ya zin bu var ya bu, yaşayan en eski yalıtım tekniği, sen bilmezsin bunu"...
"ne yapacaksın bunu yahu?" diye sordum.
"balkon demirlerine yapıştırıcam ya kuşlar konuyo, demir buz gibi üşüyorlar. üşümesinler diye..." dedi.
şaka yapıyor sandım, baktım adam ciddi. nasıl hoşuma gitti ya, bu nasıl güzel bir fikirdir böyle? bu nasıl bi incelik, bu nasıl bir hayvan sevgisi?
ben hayran hayran bakarken, vurucu cümleyi de yapıştırdı: "ben bizim kediden sonra böyle oldum. bilmezsin sen, insan gibiler. her şeyi düşünürüm ben, insan gibiler çünkü."
hayvansever kimdir? ceyhun'dur, şaka yapmıyorum.