bugün, sosyal tespit yaptıracak kadar acı verici olanına rast geldim.
kampüsün,
kafe diye adlandırabileceğimiz yemek yenen bir mekanında oturdum. semt servisimin gelmesine yarım saat kadar vardı; ben de bir kahve aldım ve masalardan birine oturdum. masaların altında; tahminen 3-4 yaşlarında, siyah-beyaz renkli bir kedi varmış. muhtemelen; kış ayazında, sıcak ve yemek kokuları gelen bir mekan görünce, bir kapı aralığından içeri girmiş. bir süre masamın altında dolandı, sonra yiyecek bulabileceği başka bir masaya seyirtti kendisi.
bundan bir on dakika sonra, yan masaya türbanlı dört-beş kızdan oluşan bir grup oturdu. "türbanlı" olmalarını özellikle belirtmemin sebebi, bu kitleye karşı bir yafta yapıştırmak istemem değil; simgesini taşıdıkları din ile yaşadıkları çelişkiyi belirtmek istediğimdendir, daha sonra geleceğiz. neyse, bir süre masada oturdular; kedi geri o tarafa gelince, -çığlıklarla- "ay, ay" diyerek masadan uzaklaştılar. bunu gören bir "kurtarıcı delikanlı", eline bir kağıt mendili siper ederek, kedinin ensesinden yakaladı, ve zavallı hayvanı dışarı -fırlattı-. (kedilerin enselerinden tutunca hareketsiz kalmalerının sebebi, o zavallı hayvanların, sizin ya da onun ani bir hareketinde felç olma riski olmasıdır.)
e hani, "yaradılanı severdik, yaradandan ötürü" kardeşler? türbanı takınca, müslüman oldunuz, hiç mu yunus emre okumadınız? yaşam alanını beton bloklarla işgal ettiğiniz, avlarını bir bir yok ettiğiniz zavallı bir kediye, sıcak bir çatıyı sizinle paylaşmayı neden çok gördünüz? orada, yere düşmüş, sizin çöpe attığınız üç-beş parçayı yemesi rahatsız mı etti sizi? içinde bok taşırken, kediden, gübreden, köylüden tiksinen bir nesil haline ne zaman geldik? zavallı bir kediyi "pist" deyip kovmak yerine; ümüğünü sıkarak def etmeyi ne zaman tercih etmeye başladık?
kapitalizm insanların kemiklerine işliyor demek ki. yalnızca "marka" taşıdığı için bir şeylere para saçmak, bunlarla statü sahibi olmaya çalışmak değil; bir kediyi bile düşman görüp, onun da yerini, yurdunu sömürmek.
doğanın kanunları, öyle mi? bir bakın etrafınıza, hangi canlı, sizin kadar bozuyor doğa düzenini, besin piramidini? hangi canlı doğanın binlerce yıl yok edemeceği çöplerini doldurmuş dünya'ya? hangi canlı, "diğerinden zeki olduğu için" kökünü kazıma hakkını kendinde görmüş?
doğa düzeniymiş, bırak allahaşkına, keşke doğa düzeni olsa.