ergenlik yıllarımda asla vazgeçmediğim bir eylem. şimdi bile zaman zaman o günleri yad ederek keşke tekrar elime böyle bir fırsat geçse diyorum. ancak aşırı duygusal ve çekingen bir yapıya sahip olduğumdan bu dileğimi kimseye açamıyorum.
hayvanlardan nefret ederim. kadınımla yürürken yolda bir köpek görsem yolumu değiştirir, aaa korkuyor musun diye sorulursa da “korkuyorum ama ona bir şey yapmaktan. hayvan görünce kendimi kaybeder tekme tokat girerim” derim.” erkekliğin zarar görmesi hayvan sevmeyen duygusuz biri olmaktan çok daha kötüdür. kedilerden daha da huylanırım. hayvan mezarlığındaki o kara, gözleri arada bi delicesine parlayan iblis gelir aklıma. aniden gırtlağıma atlayacaklarını düşünür, köpeklerin havlamasına karşılık onların sessizliğinde sinsi bir vahşilik, sapıklık, kan görür ve huzursuzlaşırım.
lise yıllarında takıldığım yavrunun evine her gidişimde kapıda beni bir it karşılardı. götüne koyduğumun soysuz hayvanı yavrum tarafından etkisiz hale getirildikten sonra girerdim içeri. bağlardı onu. “korkma ya bir şey yapmaz. bırak dolansın canım evde” derdi ama ben her seferinde karşı çıkardım. ulan it bir kere yapar zaten o bir şeyi ve yaptıktan sonra da “aaa kimseye bir şey yapmazdı, ilk sana böyle oldu, inanamıyorum” filan dersin sen de. gerizekalı karı ya…
köpeği salonundaki balkon kapsına bağlayıp yukarı gidip hazırlanırdı. işte o an ölesiye tahrik olurdum.... biraz sonra sahibini hoplatacağını bildiğim köpeğin usulca yanına yaklaşır, timberland botlarımla ağzına sağlam bir döner tekme tekme atardım. “hayyyyyytttt hudaaaa” diye sesler de çıkarırdım bunu yaparken. sonuçta çocuk sayılırdım ve filmlerden etkileniyordum. yukardan bağırırdı güzelim, “ya gene niye havlıyor o.” “salaklığından canım salaklığından” karşılığını verip pantolonumu indirerek “heyyyy fuck of animal. kiss my ass” diyerek hülya avşar’ın klipte yaptığı gibi diz çökerek kıçımı sallardım ona karşı. akabinde küçük kayser’i gösterip”this is the most sweetest cock you have ever seen. are u barking to me heeeee… are you barking to küçük kayser. shit… jesus chrise… scheide… ” ingilizceye şimdiki kadar hakim değildim tabi. ilerletmek istiyordum. taxi driver’ı da çok sevmiştim ayrıca.
çıldırır, azar, havlamasını artırırdı.. ev dublex olduğundan yavrumun merdivenlerden ineceğini duyacağım için telaşlanmaz, devam ederdim. pantolonum bileklerimde sürüne sürüne kıçım açıkta ona biraz daha yaklaşır, “amına koduğumun iti, ulan seni buraya evi koru kolla diye yolluyorlar, ama sen sahibinin gavatlığını yapıyorsun, lan bi karıya sahip çıkamadın mezhebi geniş orospu kıymığı…. biraz sonra gözünün önünde sikicem sahibini, ahhaaaa, bakma lan bana öyle pis pis, sikik, it, it, it….”
“it” sözcüğünü söylemeye bayılıyorum. içinde öfke, hırs, tutku olduğu gibi bi tamamlanmamışlık, olmamışlık havası da var. harikulade.
elimi ısırmamasına dikkat ederek tokatlardım onu. kısırlaştırıldığını bildiğimden erkekliğiyle alay eder, “gelmişi geçmişini siktiğim iktidarsız frenk dölü, tohumsuz piç, gerçi ananın da amına çöp köpekleri işiyordu, sülalece godoşsunuz lan siz, zaten azıcık şerefin olsaydı o ipi koparır sahibinin sikilmesini önlerdin, gelsene gelsene” sözleriyle iyice çoştururdum onu. “oh oh canımı değsin nasıl da sikicem sahibini. sahip demek ana yarısı demek lan” derdim sonra.
yavrumun gelmesine yakın aşağılamalarımı artırıp son sözlerimi söylerdim. “bana bak lan puşt, azıcık gururun varsa gelip kurtarırsın sahibini, bak kapıyı hafif aralık bırakıp sikicem onu. sırf sinirlen de ipini kopar diye. ama nerede sen de o yürek. heee bak son sikişi sana armağan edicem, sizin pozisyondan sikicem yani onu, ustalara saygı kuşağı hesabı ahahaaaaaha” deyip suratına tükürerek odamızın yolunu tutardım.
-canım bu kapı niye aralık?
-güzelim annen filan gelir belki duymayız. işi sağlama alalım.
-peki
yavrumun üstündeyken onu kah nah yapararak kah orta parmağımı göstererek kah da nasıl geçiriyorum işaretiyle selamlar, çıkarken de “gene gelip gene sikicem pezevenk” derdim. üç ay sürdü bu. sonra sahibiyle ayrıldık.. zehirlenerek öldüğünü çok sonra öğrendim.
.
(devil, 31.10.2007 22:49)
sözlükte karizma yapmaya çalışırken komik duruma düşme şekillerinden biri. hepsini geçiyorum da şu nedir?
(bkz:
hayvana nah çekmek)