bunlar bir tür ruh hastasıdır. sokakta itlerini gezdirirken üşümesin diye basarlar parayı kazak alır giydirir, maymun ederler. benim kedim/köpeğim onu yemez bunu yemez diye özel mama alırlar. o it birini ısırsa, ısırılan da ona bi tekme atsa hayvanın hakkına tecavüz ettin diye yaygara koparırlar. hayvanlarına hayvan dedirtmezler, adı vardır onun. ama bunun yanında aç bir insana bir lokma uzatmazlar. yolda bi dilenciyle karşılaşsa itini kucağına alırlar, aman sürtünüp de kirlenmesin diye. insanlar zulüm görür acı çekerken onlar duygusuzca seyreder.
çünkü onlar hayvanlarını kendileri gibi görürken onlarla bir seviyeye indiklerini farketmezler. kuduz olasıcalar...
insanlar tarafından yalnız bırakılmış, aptal davranışlarından dolayı çevrelerindeki insan sayısı azalmış varlıklardır bunlar. hayatta belli bir başarıları da yoktur. ne bir çocuk yetiştirmişler, ne de topluma faydalı herhangi bir şey yapmuşlardır. hissettikleri sevgi eksikliğini hayvanlarla kapatmaya çalışırlar.
dünyanın en vahşi, en psikopat insanının kalbinde bile bir sevgi damlacığı bulunur. ve tüm insanlar bu sevgiyi bir şekilde açığa çıkarmak zorunda hissederler kendilerini. kimi insanlara, kimi arabasına, kimi silahlarına, kimi paraya, kimi gayrimenkule, kimi koleksiyonlarına, kimi de hayvanlarına sunar bu sevgiyi. bunların arasında en zoru, sevgiyi insanlara vermektir. dünya üzerinde yaşayan en nankör ırk insanoğlu olduğundan, insana sunduğunuz sevginin karşılığını belki alamazsınız ama hayvana verilen sevginin karşılığında, kemik bekleyen köpeğiniz veya taze fasülyeyi çok seven kediniz*, size sınırsız sevgi gösterecektir.
bu insanlara, önemli ve yüce olanın karşılıksız sevmek olduğunu anlatmak boşuna zaman harcamaktır. yunus'un "yaradılanı çok sevdim yaradandan ötürü" sözünü değil, panter emel gibi hayvanlarıyla bütünleşmiş tiplerin sözlerini ilke edinir bunlar.
içlerindeki sevgiyi yönlendirmenin dışında, hayattaki başarı ihtiyacını da hayvanlarıyla giderir bunlar. bir çocuk yetiştirmemiş, bir insana yardım etmemişlerdir belki ama o kapasitelerini tontişlerine harcarlar. onu giydirir, süsler, havlaması bozulduğunda hayvan hastanelerine koşar, bakımını yapar, huzurevine kapadıkları anne/babalarına göstermedikleri ihtimamı pek sevgili köpeciklerine yaparlar.
acınası durumdadır böyle insanlar. azı karar çoğu zarar demiş eskiler ve bu söz çeşitli varlıklara duyulan sevgi için de geçerlidir. hayvanseverlik güzeldir, herkes çeşitli hayvanları sever ve besleyebilir ama hayattaki birinci görevi kedisinin bakımı olan bir kişiye yapabileceğim en büyük iyilik bir kutu whiskas vermek olabilir sadece.
her şeyden önce hayvansever sıfatıyla abuklaştırılmış olayda belli bir tipolojiye sokulup daha da abuklaştırılabilen insanlardır
bir insan hiçbir hayvan beslemeden de hayvanlara insanlardan daha çok değer verebilir, bunun için fönle kabartılmış saçlara, kocaman güneş gözlükleri ve topuklu ayakkabılara ihtiyacı yoktur, duyarlılık ve iyi niyete olan inanç yeterlidir
hayvanlar istisnasız içgüdüleriyle hareket eder ve kesinlikle bir insan gibi kötü niyetle zarar veren bir yaratık olamaz
beyaz fokların kafasına balta indiren insana verdiğim değeri tuvalet kağıdına versem sifonu çekmezdim...
sorunu hayvanları çok sevmek değil,insanları az sevmek olan kişidir. bir insan her ne kadar nankör ve aşağılık olanları olsa da insanları çok severse,başka bir sevgi bunun önüne zor geçebilir. bu şart sağlandığı takdirde insanların hayvanları da istedikleri kadar sevmesi tuhaf karşılanmaz.
bu kişiler ayrıca bu tip bir tutum sergileyerek kraldan çok kralcı durumuna düşerler ki içinde bulundukları vahim durum sanırım en iyi bu şekilde özetlenebilir.
"hayvanı kollayın edin ama fazla mıncırıp da sevgi dozajını kaçırmayın.hele,öldüklerinde bir insana dökülen gözyaşının 10'da birini reva görmeyin.yaşadığımız toplum her ne kadar bir çok paradoksu barındırıp insan yerin konan hayvanlardan oluşsa da siz yine de insanı sevin.hayvana olduğundan fazla değer biçmeyin".dayatmasına karşı çıkan bireydir.
işin özü,bu tanıma uyan şahıs sözgelimi insanda göremediği karşılıksız sevgiyi,bağlılığı evinde beslediği başka tür bi canlıda görmüş olabilir.kanada'daki fokları tekstilciler daha çok kazansın diye kürk niyetine canlı canlı kesen insansı yaratıklara kayıtsız.her yıl kurban bayramlarında yaşanan eziyet ve işkenceyi andıran görüntülere de kaygısız bir yaklaşımda bulunabilir.
ama bütün bunlar hiç bir şekilde insanı;dünyanın en yırtıcı,yok edici varlığını inkar etmeye ve de en iyi dostunu kaybettiğinde nasıl üzülüyorsa,canının içi kedisini,balığını yada köpeğini kaybettiğinde de üzülmesini engelleyip de gözyaşlarını,aynı gülücük gibi sadece insanlara saklamayı gerektirmez.gerektirmemelidir.
efendim, genelde bu tür bir yargılamayı; "dünyada çözülecek sorun mu kalmadı da hayvanları kurtarmaya çalışıyorsun" düşüncesindeki insanlar yaparlar. onlar ki afrika'da açlıktan ölen çocukları kurtarmak varken sokaktaki kedileri ya da köpekleri toplayıp beslemeyi, öldürmek yerine kısırlaştırmakla uğraşmayı gereksiz görürler. fakat bilmezler ki kendi mahallendeki canlıları bile göz etmekten kaçınırken, küresel acılara kalbini açmak en büyük dallamalıktır. muhtemelen aşırı hayvan sevgisi ile dolu insanlar, komşularına da aynı şefkatle yaklaşır, yardıma muhtaç insanların peşinden koştururlar.
şu da vardır ki insanlara yardım etmek şüphesizki hayvanlar için uğraşmaktan daha zordur. sorunlarının çözümünün daha komplike olması değildir ama insanları daha zorlu kılan. karşındaki insanı rencide etmeden ve millete şov yapmadan yardımcı olmanın sorumluluğudur ağır olan. öte yandan hayvanlar için böyle bir durum söz konusu değildir. bırakalım bazılarımız hayvanlar için, geri kalanlar ise insanlar için uğraşsın. ortada herhangi bir canlı söz konusu iken nasıl olur da önem sırası yapabilir ki insanlar?
hayvanları sevmeyen insanları sevemez dictumuna tapan ülkesinde bankada,okulda,iş yerinde hayvan muamelesi gören insanları göremeyecek kadar beynini yitirmiş şeyler.
içinde sevgi olan hayvanı da insanı da bitkiyi de aynı sevgi hissi ile sever, onu sayar, ona empati gösterir. lakin bahis konusu ruh hastaları hayvanları sevdiklerinden manik-depresif ataklar geçirmezler, tam tersine insanları sevememişlerdir sebebi ise onlara göre sevgi sahip olmak, sevdiğini maymun etmek ve sadece canı istediği zaman kendi merkezli sevgi göstermektir. e tabi çevrelerinde buna katlanacak insan kalmayınca onlar da hayvansever insan düşmanı oluverirler ki onlara ne yazıktır...
ayrıca sevgi, saygıdan ileri gelir çünkü sevgi empatisiz sahip olma hissinden ya da tecavüzden başka bir şey değildir, zaten onun adı sevgi değildir sadece cahillerin diline küpe olmuştur bu sözcük. hayvanı hayvan olarak algılayan kişi, onun doğasını tanır ve o doğaya uygun davranır lakin bahis konusu insansılar hayvanı bir insan yerine koyup o hayvanın doğasını skip atarlar dolayısıyla o hayvanlar bir nevi nemfomanyak ataklara sahip bir insanın zulmüne uğrarlar, ayıptır günahtır bu, bir hayvanı doğasından ayırıp maymun etmek, hele ki o hayvan güzelim bir sibirya kurdu ise...
kimse o zavallı hayvanı sıcak ülkelere getirip sevgi adı altında yaz-kış kızartan sonra da "kıjıııım" diye seven bir insana hayvansever diyemez, o koca asil hayvanın onu gerçek kılan doğasını/ruhunu minnacık, götkadar bir apartman dairesinde öldürmek hayvanseverlik olamaz, bencilliğin , ruhastalığın , cinsel dürtülerin bastırılmışlığından ve yanlızlıktan gelen en manyak bilinçlerin zulmüdür ancak. zira her varlık kendi doğasına ait olma hakkına sahiptir.
doğal hayata dair bir bok bilmeyen ama apartman dairesinde kendi sevme egosunu tatmin eden insanların, ne bir insanı ne bir hayvanı sevebilmesi bu sebeplerden beklenemez...
genellikle maddi durumu oldukça iyi insanlar arasından çıkıyor olmalarının dikkat çekici olduğu insan grubu. bence bu tuzukuru zengin dallamalar, kendileri lüks içinde yaşarken akıllarınn almayacağı kadar çok insanın, çocukların sokakta aç yaşamasını düşünmek istemiyor olacaklar ki bunları hepten görmemezlikten gelmek için kendilkerini hayvanlarla oyalıyorlar.
evet, ben de bir hayvanseverim. ama insanlar her zaman daha önce gelir. yani çoğu.. sokaktaki hayvanlardan değersiz olan insanlar da olabiliyor tabii ama şimdi konumuz bu değil.. (bkz: apo)
sokaktaki hayvana sokaktaki adamdan daha fazla değer vermeninve yardım etmenin sadece tek bir açıklaması olabilir,o da o insanın kalkıp kendine bir iş bulabilicek olabilmesi(tabi eli ayağı tutuyorsa,ki artık dilencilere ve üstü başı yırtık pırtık insanlara inancım da kalmadı,iki dakika sonra ayaklarını pantolonlarından çıkararak yürüyorlar veya sadece daha kolay geldiği için dileniyorlar;bir dilencinin açıkladığına göre öyle az da para kazanmıyolar,asıl acınacak insanlar sokaklardaki yırtık pırtık giysililer değil,bunu belli etmemeye çalışan,hala çalışan,pazardan artık sebze toplayan ve bundan utanmayanlardır bana göre)ama sokaktaki hayvanın bir sorunlu küçük ilkokul bebesi veya arkadaşlarına artislik peşinde olan liseli bir gerizekalı tarafından tekme yemesi,arabalar tarafından ezilmesi,önüne bozuk para atsan koşup ekmek alamamasıdır.
isteyen istediğine istediği kadar değer verir,kimsenin kalkıpta o insan ruh hastasıdır diye hüküm vermeye hakkı yoktur,konuşanlar ne kadar yardım ediyor ki afrikalılara veya daha yakına gelelim,kendi ülkesinde sokaktaki çocuklara?değer vermek sadece uzaktan bakıp vah vah demek,acımak değildir ki görüyorum bu ikisi karıştırılıyor.o kadar uzağa bakmaya gerek yok,buyrun sokaktan bir kedi alın besleyin her gün,en azından bir canlıya yardım etmiş olursunuz.bir insanla bir hayvanın sorumluluğu aynı değildir,herkes kendi gücü kadar bir canlıya yardım edebilir,ruh hastası olmasını gerektirmez.
ayrıca bir insanın etrafında insan azalması,sadece karşı tarafın o insan hakkında düşündükleri sonucu değil,o insanın istemesi sonucu olabilir.hayatına giren neredeyse herkesten kazık yiyen,iyi niyetli,saf bir insanın bir süre sonra onu karşılıksız seven,bir şey istemeyen,evde yalnızlık hissetmesini engelleyen,morali bozukken anlayan ve eğlendiren bir canlıya insanlardan daha çok değer vermesi kadar doğal bir şey göremiyorum.
hayatına girmiş,çevresinde bulunmuş insanlardan hep kazık yemiş insanlar olabilir bunlar.kazık atanlar için ''hayvan bile olamaz onlar'' der,hayvanları daha çok sevebilir kazık yiyenler.
genellikle çevrelerindeki insanlarla tek kelime konuşmaya tenezzül etmezken besledikleri hayvanla muhabbete girişmeleri ilginç olan insan güruhu. çoğunluğunu yalnız ve yaşlı kadınlar oluşturur.
kendini hayvansever diye niteleyen çoğu insanın tüm hayvanları sevdiği de yoktur, kuduz bir köpek uyutuldu diye tüm türkiyeyi ayağa kaldırırlar, o arada bir sürü hayvana eziyet edilir hatta akşam haberlerine çıkacak kadar acı olaylar olur, bunların kılları bile kıpırdamaz. sonra da hayvansever adı altında toplanmayanları cani olmakla, sevgisiz olmakla suçlarlar. açıkçası ben köpekleri beslemek için harcayacağım parayı tegv için seve seve harcarım. hayatını güçlükle sürdüren, yardıma ihtiyacı olan bu kadar insan varken, köpeklere milyarlarca para harcamak bana saçma geliyor. ve evet ben bir hayvansever değilim
neden bir sürü coşmuş yazar tarafından sokaktaki açları tekmeleyen,yaşlı teyzelere çelme takan, yoksullara allah belanızı versin diye bağıran bir canavar olarak betimlendiğini asla anlayamadığım kişi.
hayvanları çok seven insanların hayvan sevgisi neden yoksulla,açla kıyaslanıyor ki..böyle bir şey yok.. vicdanı olan her insan insanca üzülür,iyi şeyler yapmak için çabalar.içinden gelir.
ben hayvana daha çok değer verebildiğini söyleyen ama "kedime servet harcayayım sokaktaki aç gebersin nihohahahaha" diye gezen bir insan görmedim.
hayvana yerine göre neden insandan fazla değer verilmesin ki..
para için anamı satarım diyenler
bilimum siyasi cinayet işleyen tetikçiler,arkalarındakiler
tecavüzcüler
çocuk pornocuları
bu böyle gider..
bunlar mı kendi çapında yaşamaya çalışan hayvanlardan daha değerli?
- bir hayvan tarafından kalbiniz kırıldı mı?
- bir hayvan tarafından ihanete uğradınız mı?
- bir hayvan sizi değil parayı tercih etti mi?
- bir hayvan size küfretti mi?
..
!!! hayvandan kasıt gerçek hayvandır. insanımsı olanlar değil.
sevgili hocamız turgut uyar'ın da aralarında olduğu insan grubu . efendim 97-de kampüsteki köpekler öldürülmüş diye sayfasını siyaha boyamış . bir kaç kere de kendisini eşiyle birlikte bu köpekleri beslerken gördüm . halbuki u köpekler gece 12-den sonra saldırgan moda geçmekteler,gölette kaldığım zamanlarda bir kaç kere aynı anda 4-5 köpekle savaşmışlığım var ((bkz: kampüste 10 köpek gücünde olmak)),allahtan belime kemer takıyordum o zamanlar . ya kemerim olmasaydı,ya da daha kötüsü, bayan olsaydım,nolurdu benim halim düşündün mü hiç hocam ? tabi köpekleri de öldürmemek lazım belki ama beslemekle iyi bir şey mi yapıyorsunuz ?