o kadar önemli ve her insanda olması gereken bir şey ki..bir hayvanı sadece dış görünüşü için veya hiç bir neden olmadan sevmemek,zarar vermek nasıl bir insanlıktır.büyük ölçüde insanlara muhtaç olan,yaşamaya hakları olan hayvanlara neden kötü davranılır?..ruhsal dengesizlikleri bastırmak için mi?
sokakta yürürken saçma sapan batıl inancı yüzünden kara kediye tekme atan insandan;kediden,şundan bundan nefret ederim diye zarar veren,taş atana kadar bir sürü insan gördüm..sokaktaki hayvanların kendi yaşam zorlukları,hayatta kalma çabaları yetmezmiş gibi bir de bu darbelerle acılar içinde ölen o kadar çok hayvan var ki..
hiç yapmadıysanız sokakta yürürken bi kere durup bi hayvanı sevin..ilk önce şaşırıp gözlerini gözlerinize diktiğinde sonra gözlerini kapatıp belki de hayatının en güzel anını yaşadığında gerçekten bu hayatta iyi bişeyler yapıyor olduğunuza inanırsınız..ve sonra daha huzurlu ve mutlu şekilde yolunuza devam edebilirsiniz..
karşılıksız sevmektir.yemini vermek,suyunu unutmamak,bakımıyla uğraşmak..ve hiçbirini herhangi bir beklenti içine girmeden yapmaktır hayvan sevgisi.akşam eve dönme sebebidir.herhangi bir plan yaparken işin içine onu da katmak o saatlerde dönüp onun ihtiyaçlarını karşılamak ve bundan hiç gocunmamaktır.sorumluluk almaktan nefret eden biri için bile sıkılmadan sevgiyle yapılacak şeylerdir bunlar.zamanla ona bağlanmak,bir süre ayrılık durumunda ne kadar özlediğinizi hissetmektir.
tek kelime ile karşılıksız saf,temiz,beklentisiz sevgi. menfaatsiz riyasız sıcacık gerçek sevgi. sen bir seversin o bin sever,sen bir öpersin o bin defa öper evin içine adım attığını hissettiği anda sevgi çığlıkları atar. hayatını da gezmeni de ziyaretini de onu düşünerek planlarsın. öylesine sıcak bir sevgidir ki bu ne aşka benzer ne tutkuya acıtmaz,yormaz,yıkmaz sadece sever ve sevgi bekler.
bir zaman sonra hastalık derecesine varabilecek bir sevgidir.öyleki kendinizi sokakta gördüğünüz tüm kedilerin annesi gibi hissedebilir, arabanızın bagajında en çok yeri kedi ve köpek mamasına ayırmaya başlayabilir, sokaktaki tüm yavru köpekleri alıp evinize götürmek isteyebilirsiniz.ayrıca bulduğunuz her yaralı yada hasta hayvanı veterinere götürmeden içiniz rahat etmemeye başlar.tehlikeli bir durumdur, herşeyin fazlasının zarar olduğu gibi fazla hayvan sevgisininde fazlası da normal değildir.
kişiliğin ve insani duyguların gelişmesine katkıda bulunan sevgidir.doğayı anlamaya çalışmaktır.aslında nelere ya da kimlere değer vermemiz gerektiğini bizlere hatırlatır
dünyada ki hiç bir duygu ile eşdeğer görülemeyecek bir duygudur
bazen hayvan sevgisine sahip olduğunuz için kendinize lanet edersiniz
uzun yolda asfalt a bakmaktan korkarsınız (ezilmiş hayvan görmek)
ana haber bülteni izlemekten korkarsınız (insanlar tarafından dövülen ayı..)
annesi tarafından terkedilmiş kedi görmekten korkarsınız (çünkü arkanızı dönüp gidemezsiniz)
bir hayvana eziyet edildiğini düşünmekten bile korkarsınız
kazara bu korkulardan biri başınıza gelirse ağlamak istersiniz, boğazınız düğümlenir
kötü olursunuz yani
hayvan sever birinin hergün deşilmiş, dövülmüş, hastalanmış hayvanlarla karşılaşabildiği bir meslek seçmesi* önce o insanı rahatsız etse de sonra onlar için birşey yapabilmek insanı sonsuz rahatlatır.
aslında veteriner olmaya da gerek yoktur bazen. (misal: arabalardan korkan köpeğe karşıdan karşıya geçmesi için yardım etmek)
dolarları sayıp "sahip olduğunuz" köpeklere, kedilere duyulan olmadığı kesindir. çoğunun gösteriş olduğunu, merak olduğunu, sadece bi kaçının gerçekten o cinse özel ilgi gösterdiğini düşünürsek akşamları köpeğini alıp gezdiren insanların "bastım parayı aldım" kasılmalarından uzak olmayı dilemişimdir.
sezercik filmine çevirirsek konuyu şöyle oluyor;
sebebini yıllardır çözemediğim sonradan mı oluşur,şartlara bağlı mı gelişir yoksa genetik olarak mı sıçrar karar veremediğim,çevremde ki insanlar tarafından deli olarak görülmeme sebep olan hassasiyetim yüzünden çok üzüldüğüm zaman zaman şahit olduğum kötü hadiseler sonucu bunalımlara girdiğim sevgi türü.öyle birşeydir ki sokakta gördüğün her hayvanı alıp eve götürmek istersin,bunu yapamayacağın için en azından gidip bir lokma yiyecek bulur yedirirsin.evde ne zaman sokak hayvanlarının yiyebileceği birşeyler pişmişse kalanları onlar için ayırır gece vakti pencereden kedilere yemek yağdırırsın.ıspanak ayıklarken içinden çıkan salyangozu kaldırıp çöpe atamaz,gider cam kenarındaki çiçeğin dibine bırakırsın.o çok sıcak yaz günlerinde cam kenarlarına dondurma kutuları içine su bırakırsın bir süre sonra kumruların her sabah cam kenarına gelip o küçük kabın içinde nasıl keyifle yıkandıklarını suya doyduklarını görür aynı şeyi kışın cam kenarlarına dolan karı temizleyip bulgur serperek devam ettirirsin.
öyle bir sevgidir ki bu sen sahibi olmadan her hayvanı hadsizce sahiplenirsin.tasmasından çekiştirilen itilip kakılan bir köpek gördüğünde ''sahibidir karışmayayım'' diyemez sokak ortasında evcil bir hayvanı sahibinden korumaya çalışır üstüne birde küfür işitirsin.çocukken en büyük hayalin piyangodan sana para çıkması ve bu parayla bir hayvan barınağı yaptırmaktır.(çoğu zaman büyüdüğünde bile değişmez bu hayal)hayvan sevgisi iki türlüdür hem.biri insanın hayvana duyduğu sevgi.diğeri hayvanın kendisini sevdiğini anladığı insana duyduğu sevgi.öyle ki çok kalabalık sokakta yürürken bile yaralı,hasta,bakıma muhtaç bir hayvan o kadar insan içinde gelir senin ayağının dibinde biter.kedi yavrularını senin kapın önünde doğurur.işte böyle bişey....
saaatlerce karşısına geçip onu uyurken seyretmek insana huzur verir. tek istediği azıcık sevgi. o minicik kalbinin attığını hissetmek, size güvendiğini belli etmesi, bazen bir tek dertleşmek için onu seçmeniz anlattıklarınız anlar bakışlarla belirtmesi bi şekilde ikna etmeye çalışması bunları yaşadıkça sevginizin git gide artması, karşılıksız sevgiye dönüşmesi. onlarında derdi oluyo bi şekilde çıkarttıkları seslerle, bakışlarıyla anlatıyolar hata bazen buna bile gerek kalmıyo canınızı yakan bişey oluyo içini kemiren yiyip bitirecekmiş hissi veren..
başı boş sokaklarda gezinen hayvancıkların hakkı değilmi ki sevilmek, oynucak, konuşcak birini istemeleri. öyle bi zaman oluyo ki arabayla vurup kaçan vicdansızlar gönülleri nasıl rahat ediyo diyo merak ediyo insan.. oracıkta ölüme terk etmeleri..
senelerce uzak kaldığın köpeğin için bile hala üzülmek, acaba iyimidir, ne yapıyodur, ona iyi bakıyolarmıdır tarzı sorular sormak bitmek bilmeyen sevginin kanıtırdır.
hayvana insandan çok değer veren hayvansever kavramının abartılmasından mütevellit hayvan sevgisi biraz geri planda kalmıştı benim için. ama zaman geçtikçe, sadece iç sıkıntısı saçan insanlardan kaçış yolu olarak, yaradılış itibariyle hayat boyu saf ve masum olan hayvanları sevmeye veriyorsunuz kendinizi. zaten öyle insanlar var ki şu sokağımda gezen köpek onlardan daha asil ruhlu. bunu zaman geçtikçe anlıyorsunuz ben şimdi ne desem boş.
ilkokuldayken öğretmenlerimiz kelimeleri, deyimleri verip cümle içinde kullanmamızı isterdi, örneklemek gerekirse böyle cümleler çıkardı:
"hayvanları çok seviyorum, özellikle kızarmış tavuğu"
insanların merhamet duygularının ölçüsünü gösteren sevgi çeşididir. size muhtaç yaratıkları içten, sebepsiz sevebiliyorsanız vicdan sahibisiniz demektir.