islam kültüründe apayrı bir yeri olan canlı türü.
geçen gün çok ilgi çekici bir duruma tanık oldum. sokakta yürüken bir köşebaşında beyaz, kaba tüylü fakat şirin bir
kediyle karşılaştım. ikimiz de bir an duraksadık. ikimiz de ilk önce hangimizin diğerine yol vereceği konusunda karasızdık. kedinin öylece bekleyip durması beni daha da şaşırtmıştı. bakışmalarla geçen kısa bir sürenin ardından o şirin kedicik başını öne eğdi ve geriye doğru gitmeye başladı. bana yol vermişti. kibar bir beyefendi edasıyla kaldırımdan aşağı inmesi beni hem tarif edilmesi tuhaf bir hüzne hem de düşüncelere itti. sigaramı yakmış bu olayı düşünürken bazı insanların bu kedinin sahip olduğu kadar bir erdeme bile sahip olamadığını farkettim. daha sonra bu hadisenin üzerine gitmenin ilgi çekici ve keyifli bir iş olacağını düşündüm. bu nedenle islam literatüründe ve geleneğimizde hayvanlara karşı nasıl bir tavır ortaya konduğunu düşünmeye başladım.
hayvan, arapça bir kelimedir ve "canlı" demektir.
* fakat arapça'da da bildiğimiz hayvanı ifade etmek için aynı kelime de kullanılır.
kur'an-ı kerim, islam'ın hayvanlara nasıl baktığını anlamamız için şaşırtıcı örnekler sunuyor. örneğin hepimizin bildiği gibi tevbe suresinin başında
besmele yoktur. bazı düşünürler, allah'ın
tevbe suresinde kınadığı müşriklere layık görmediği bu besmeleyi
hz. süleyman'ın kıssasının anlatıldığı yerdeki
karıncalara layık gördüğünü belirtmişlerdir. nitekim besmelenin "müstakil bir ayet" olarak
neml suresi 30. ayette gelmesi bu duruma bir işaret olarak sayılmıştır. yine aynı bakış açısıyla düşünecek olursak allah'ın
hz. nuh'a tufandan kurtarmak için her hayvandan ikişer çift almasını emretmesi ve
ashab-ı kehf'in yanında onlarla beraber allah'a inandığını belirten
kıtmir de böyle bir tavrın göstergesi olabilir.
kur'an-ı kerim'de hayvanlar bir başka düzlemde de anılır. bir çok hayvanın muhteşem bir yapıda yaratıldığını anlatan ayetler pek çoktur. bununla beraber bazı çok küçük hayvanlar, allah'a karşı kibirlenen bazı büyük isimlerin ölümüne sebep olmuşlardır.
fil suresindeki
ebabil kuşları,
nemrud'u öldüren sivrisinek gibi.
hz. peygamber'in hayatında da hayvanlara karşı nasıl bir tavır aldığını görebileceğimiz rivayetler vardır. hz. peygamber, hayvanları sever; onları aşağılayan sahabelerini kınardı. herkesin iğreti ile baktığı bir sokak köpeği için "ne de bembeyaz dişleri var!" demesi bunu göstermektedir. savaşlarda hayvanlara dokunulmamasını emretmesi de ayrı bir örnek. şüphesiz daha çok misal bulunabilir.
sahabelerden de hayvanlara olan şefkatlerinden dolayı meşhur olmuş isimlere rastlıyoruz. en çok hadis rivayet eden isimlerin başında gelen
ebu hureyre'yi hepimiz biliriz. ebu hureyre künyesi "kedicik babası" manasına gellir. ebu hureyre kedileri çok sever ve onları beslemekten son derece keyif alırdı.
tasavvuf kültürümüzde de hayvanlara karşı çok ilginç bir bakış açısı olduğunu görmekteyiz. öyle ki bazı sufiler, bir köpeğin ya da bir kedinin kendisine
marifeti öğrettiğini söylemiştir.
hacı bektaş-ı veli'nin en yaygın portresinde kucağındaki envai tarzda hayvanlarla beraber resmedildiğini de hepimiz biliyoruz.
osmanlıkültüründe hayvanlara karşı bakışın en güzel örneğini
kuş evleri teşkil ediyor. bazı camii, medrese, tekke, kütüphane gibi binaların yüksekçe yerlerine küçük kuş evleri de yapılır ve çeşitli kuşlar buralarda barınırdı.
bunlar aklımıza hemen gelebilen örnekler. şüphesiz bu keyifli konu daha geniş bir araştırmayı hakediyor.
günümüzde hayvanlara ne kadar değer verdiğimizden tam emin değilim. modern hayat bizleri hayvanlar konusunda çok duygusuz bir hale getirdi belli ki. örneğin istanbul'daki sokak köpekleri... hiç kimseye bir zararları yoktur. isteseniz de size saldırmazlar. gayet naif ve utangaç bir yapıları vardır. modern hayatın gürültüsü, koşuşturması, kirliliği ve karmaşıklığı sokak köpeklerini de yıldırmıştır çünkü. bazen insan onlara bakıp da "keşke şu köpek kadar kaygısız ve dertsiz yaşasaydım" diyebiliyor.
geçen gün karşılaştığım şirin kedi... bir çok insanın bana öğretmeye muktedir olamadığı bir anlayışı kazandırdığınız için size müteşekkirim. eğer olurda bir gün yine karşılaşacak olursak size yol veren kişi ben olacağım. anladım ki siz buna değersiniz.