belki ilginizi çeker
  1. · sahip çıkmazsan ya davulcuya ya zurnacıya
  2. · ergenekon un 1 numarası mustafa kemal atatürk
  3. · 4 temmuz 2003
  4. · ismail türüt ün ogün samast a türkü yazması
  5. · vatan borcu
  6. · şeref
  7. · itü avrupa birliği merkezi
  8. · yusuf ziya özcan
  9. · onur
  10. · onurlu insan
gündem
  1. · sözlük yazarlarının itirafları
  2. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  3. · beşiktaş
  4. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  5. · bir kadının bilmesi gerekenler
  6. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  7. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  8. · ankaray
  9. · yky

haysiyet  

  1. şimdi şeref ve (fr. honneur) onur sözcüklerinin karşıladığı osmanlıca sözcük. onur ile karşılanan gurur, kibir ve izzet-i nefis ifadelerinden ince farkla ayrıdır. dış dünya bakış açısından temizliği ifade eder.
    (z string, 04.12.2007 04:40)
  2. "benim için davos bitmiştir" cümlesiyle açıklayabileceğimiz kelime.
    bir insan için önemlidir.
    bir ülke için önemlidir.
    kanı dökülen çocuklar için önemlidir.
    ölen anneler için önemlidir.
    kalan öksüz ve yetimler için önemlidir.
    ağzımızın içine bakan ve uyuyan ve uyanmaya sebep arayan ümmet için önemlidir.
    (ctrl z, 29.01.2009 23:53)
  3. yıldırım türker'in harika bir yazısına konu olmuş erdemdir. buyrun efendim:


    bana kalırsa haysiyet, sistemli bir mazoşizm pratiğidir.

    uyumsuz kalmayı ve durmadan bedel ödemeyi gerektirir.

    feragat, fedakârlık, vicdan, merhamet gibi, kullanırken insanın yüzünü kızartacak kadar geçkin kavramlarla örülüdür duvarları. dolayısıyla pek eski suratlı bir şeydir.

    ..............
    haysiyet, bir mutsuzluk öğretisidir.
    özgürlük tanımı, kendini yakma özgürlüğünden başlar.

    ahlâkı, intiharın da toplumsal bir tavır olabileceği tartışmasından geçer.
    william blake, "kimileri sonsuz geceye doğar" demişti. dünyaya haysiyet nöbeti tutmaya gelenler de zifiri bir karanlığa doğmuş bahtsızlardır.
    sırtlarındaki kamburla umutsuzca çırpınarak kendilerini iyilik ve güzelliğe beğendirmeye çalışan o zavallılar, mutluluğu, gerçekliğin kırbacı altında inim inim inlemekte arar. uğruna mücadele ettiği şeyin gerçekleştiğini görmeye asla ömrü yetmeyecek olan haysiyetliler. ıstırap kuşları.
    ...............
    teslim olmanın, kalabalığa benzemenin, kalabalığın sıcak itiş kakışı içinde yokoluvermenin, uzlaşmanın, onaylamanın, erimenin, baştan biçimlendirilmeye açık olmanın ılık ikliminde soluklanmak varken ille dışarının ayazında, vicdan kapılarında titreşmek.

    en başta zulmün kol gezdiği yollarda bolca bulunan haysiyet erbabının saldırılarına maruz kalıp, her seferinde göze aldığından çok daha ağır bir bedelle cezalandırılmak. haysiyet erbabının yazmış olduğu kahramanlık menkıbeleriyle yaralanıp kahramanlık payesine yüz vermeden kendini usul usul tüketmek.
    haysiyet, seçilmez. hayatını, her anına her rengine dek seçebileceğine inanan safdillerin işi değildir. yazgıyla alışverişi vardır.

    haysiyet yolunda yılmadan ilerleyenler, sofudur.

    en yakası açılmadık özgürlüğü savunurken bile.

    ..................
    öyleyse, huzur'a karşı heves!
    dünyaya insan olarak gelmiş bulunmanın yüklediği onca ağırlığı bir ömür boyu taşıtacak olan heves. o uçucu, edepsiz soluk.

    haysiyeti paylaşmaya açık hiçbir yol birbirine benzemez. ama nihilizmin en koyu sayfalarında bile heves'in kanat çırpışları duyulur.
    haysiyet, heves'e tutunmadığında kendi yüreğini yer bitirir.

    ..................
    benim ahlâkım, tahammülle sınanır.

    hemen her şey beni umutsuzluğa sürükleyecek kadar üzer.

    buna rağmen hayatta kalabilmek tahammül ister.

    tahammül, güzel şeyleri biriktirme sanatıdır.

    güzel şeyler biriktirmek; ömür boyu rastlanmış güzel şeyleri unutmamak, dahası unutturmamak, savunmak demektir.

    her şeyin akışı canımı yakıyorsa;

    "sevgim acıyor/ kimi sevsem/ kim beni sevse" ise;

    kurda kuşa ağaca toprağa insana acımaktan yüreğim paramparçaysa;

    baktığım her şeyde ölümün gölgesini görüyorsam;

    güzel şeylere sarılırım!
    tahammül edebilmek için. burada kalıp hiçbir yere gitmemek için.

    şarabın dildeki buruk sekişini, istiridyenin tadını, domatesin kokusunu hatırlarım.
    wordsworth'ün, dickinson'ın, ece ayhan'ın, necatigil'in ve daha nice şairin dizelerini hatırlarım.
    okşamış olduğum su gibi bir göğsü hatırlarım. bir omuz başını, bir enseyi hatırlarım, dişlediğim.

    ıhlamur kokusunu, hanımelileri , yaseminleri hatırlarım.

    apansız yükseliveren kırlangıçların çığlığını, uzaktan gelen bir keman sesini hatırlarım.
    dağları, dağları, dağları hatırlarım.

    hevesi, hazzı bulurum. bu tarafında kalırım hayatın.

    her şey daha çok yakar canımı. canımın acısına bir an olsun alışmam.

    benim ahlâkım da güzel şeylerin verdiği tahammülle, canımı daha da çok yakan şeylere karşı bağırabilmektir.

    ..................
    "mutluluk değil. katiyen mutluluk değil. zevk! insan her zaman en trajik olanı istemeli" demişti wilde. evet. ya mutluluk. ya da haz. mutluluk huzurda, alışkanlıkların korunaklı kucağında bekler. hazsa her şeyi göze alıp derinlere, en derinlere dalmayı; kendi sınırlarını her an yeniden keşfe çıkmayı şart koşar. dolayısıyla trajik olandır.

    ...................
    bana kalırsa haysiyet, sistemli bir mazoşizm pratiğidir.
    (mete tebeci, 28.11.2009 01:37)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil