uzun süredir beklediğiniz bir olay gerçekleştiğinde sevinememek. ya da uzun süre görmediğiniz bir arkadaşınızı aniden yanınızda görünce heyecanlanamamak. bir yakınının derdine üzülememek. güvenememek insanlara. ve sevememek kimseyi. ve yalnız hissetmek her an kendini. ve hissedememek aldığın soluğu. ve boşluk.
hayatın güzellikleri başlığının altına yazacak birşey bulamamak.
hayatın hiçbir yansımasından hazzedememek. akranları çiçeklerden, böceklerden, aşktan bahsederken kendini uzaylı gibi hissetmek. neyi ne için yaptığına karar verememek suretiyle yapmakta olduklarına son vermek gibi acı bir sonucun doğmasına göz yummak. anımsadığı en neşeli anıdan bile acı duymak. dünden güç alamamak, yarını parlak görememek.
klasik müziğin akışına kaptırmak kendini, düşünmek hayallerdeki diyarları, insanları, kentleri ve yaşamları. anlamış gibi görünmek insanları. anlatmaya çalışmak kendini ve becerememek çoğu zaman belki. düşünememek, hissedememek, ağlayamamak, sevinç çığlıklarının sahteliğine bürünmek. ve isteyememek hiçbirşeyi.
herşeyin boktan gelmesi, sonsuza kadar uyumak istemek, ölümden sonra hayatın olma düşüncesinin kabus gibi gelmesi, boşlukta olmak, hiçbir şey yapmak istememek, herşeyin aptalca olduğunu düşünmek, yalnız kalmak.
kendini çok nankör, hiçbir şeyin değerini bilmeyen bir insan olarak görmene neden olan duygudur. çevrene baktığında gördüğün evsizler, yoksullar, olanaksız insanlar kendine bir kat daha kızmana neden olur. önünde bir çok olanak ve seni destekleyen insanlar varken hala hayattan zevk almıyorum deme hakkını nerde buluyorsun diye kendi kendini yiyip bitirirsin, haklısındır da! hayattan zevk almak ve üretken bir insan olmak zorundasındır aslında, çünkü sevenlerin sen mutlu ol diye bi ton emek dökmüştür ve dökmektedirler.
hayattan, kendisinde olmayan bi haz beklemek, mutlu olmayı bilememektir. şehir insanında, televizyon çocuklarında bol görülür. genellikle tv'den dolayı beyin uyuşmasına, tv karakterlerinin olmayan olağanüstü yaşamına öykünmekten yada şehirdeki yoğun algı atağından dolayı kendi maneviyatına dönememekten kaynaklanır.
suyun tadını alamamak, havanın kokusunu duyamamaktır.
uraşılan, yapılan, yaşanan, uğrunda fedakarlıklarda bulunulan onca şeyden sonra dönüp geriye bakıpta (hatta şu anda bile) elindekinin aslında bi bok olmadığının farkında olunulduğunda hissiyatına varılan eylem..
eskiden en keyifle yapılan bir işi yaparken, en çok sevilen şarkıyı dinlerken bile yüreğin sanki bir mengenede sıkıştırıldığını hissetmek.. uyumak sadece uyumak istemek..
güzellikleri göremeyecek kadar derdin içine kendini salmaktır. dert sendedir ama dermanı yoktur, karamsarlıktır. şöyle bir silkelenip yeniden başlamaya çalışılmalıdır.
insana kendisinin bile yetmeyeceği durumdur. yalnızlık pusu kurar, kalabalık isyana iter. söylenecek söz kalmaz, yapılacaklar zaten bitmiştir. derken canlanır beden, soluk soluğa koşmak ister. farkına varır hayatın ama sınav sonu yaklaşıyordur, durduramaz zamanı, ek süre ister istemesine de yetmez ki! işte bu yüzden zamanında yaşamalı yaşanacak olanları. zevk almalı, sevmeli, gülmeli, yeri geldi sövmeli belki de... zevk alamamaktan uzak koymalı ruhu.
bazen bütün bozuk taşların yerli yerine oturması,hayatın bir hata yapması ve bir şarkının yarım bir sigarayı yakalaması.insanın şarabına gülümsemesi ve tüm bunları haketmek için ne yaptığını sorgulaması..
hayattan zevk alamama sendromu genelde nedensiz gibi görünsede hep temelinde gizli kalmış bir neden vardır.ama bu nedeni ortaya çıkarabilen insan çok azdır.o yuzden herkes bunu kısaca "hayattan zevk alamamak" diye tanımlar.ama neden niye nasıl?derinlere inmek gerekli,hatta çocukluğa inmeli.sormalı,sorgulamalı ki bunalım daha da büyüsün.