bir can yücel şiiridir ve şöyledir:
...ben hayatta en çok babamı sevdim
karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
nasıl koşarsa ardından bir devin
o çapkın babamı ben öyle sevdim
bilmezdi ki oturduğumuz semti
geldi mi de gidici - hep , hep acele işi
çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
atlastan bakardım nereye gitti
öyle öyle ezber ettim gurbeti
sevinçten uçardım hasta oldum mu,
kırkı geçerse ateş, çağırırlar istanbul'a
bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,
en son teftişine çıkana değin
koştururken ardından o uçmaktaki devin,
daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
açıldı nefesim, fikrim, canevim
hayatta ben en çok babamı sevdim...
(skin, 21.07.2004 15:17 ~ 15:19)
(ephendy, 21.07.2004 16:08 ~ 09.06.2007 13:10)
can yücel'in bir dönem eğitim bakanlığı da yapmış olan, türk eğitim hayatına önemli yararlar sağlayan babası
hasan ali yücel'den bahsettiği şiirdir.
(bkz:
köy enstitüleri)
can yücel'le yapılan bir röportajda "hayatta en çok sevdiğiniz kadın kimdir?" sorusuna can yücelin verdiği cevaptır. aynı adlı şiir bu röportajdan sonra kaleme alınmıştır.
bir de şöyle bir anım vardır. can yücelin ikizi canan yücel, bu şiirin hikayesini bilmiyormuş. bir sohbetimizi sırasında kendisine anlatmıştım. canan hanımın tepkisi "aman güler duymasın" olmuştu. çok gülüşmüştük.
ps:bilmeyenler için, güler hanım, can yücelin eşidir.
can yücel'in kendi sesinden etkiliyiciliğine kat be kat arttıran şiirdir.
http://www.youtube.com/...
fotomuhabiri
fatih pınar'ın "
can yücel" adlı çalışmasında dinleyebileceğiniz bir
can yücel şiiri.
http://www.fatihpinar.com/m_canyucel.asp
en yakın arkadaşımdır beyza.
üniversiteye adım attığım dakikada tanıştık kendisiyle.üzerinde siyah cici bir elbise ,boynunda bir fular vardı hiç unutmam.heidi gibiydi.çok şirindi.
yabancı dil seviye tespit sınavı öncesi sınav saatini beklerken okulun önündeki bankta oturduk.sohbet ettik bir süre şuradan,buradan.
sınav çıkışı taksim'deki durağa kadar sohbet ederek yürüdük.sohbet esnasında nasılsa hatırlamıyorum laf oraya geldi;'evde kaç kişi yaşıyorsunuz ki'diye soruverdim.'ikiii,annem ve ben' diye cevapladı.o an içim sızladı.'yazık' dedim içimden.'babası yok herhalde.'
mutsuz oldukları,mütemadiyen kavga halinde oldukları halde ,tamamen ayrı öykülerin başkahramanı oldukları halde ayrılmayı bile becerme cesaretinden yoksun bir anne babanın çocuğu olmama karşın onun babasının var olmaması beni üzmüştü.belki de sıfır onda bir sıfırdan iyiydi aklımca.
ilk dakikaden itibaren kurduğumuz keyifli iletişim bağlılıkla devam etti umulmadık şekilde.
okul günleri başladı,okulda sürekli birlikteydik.çıkışta durağımıza yürürdük birlikte.binerdik otobüslere.sonra eve gider gitmez bir bahane ile birbirimizi arardık.90 yaşındaki hocamızın çocuklarımızın babası olduğu ve kitabını bize ithaf ettiği gibi absürd esprilerle bolca gülerdik.
beyza ; yalnız benimle değil birçok insanla dosdoğru,eğlenceli ve yalın arkadaşlıklar,bağlar kuruyordu.
çok komik,çok eğlenceli biriydi beyza.özellikle espri anlayışımız çok benzeşti ve yanımızdaki herhangi bir 3.kişiyi dakikalarca güldürüyorduk bir arada iken.ama bilhassa beyza çok komikti.çok güleryüzlüydü.
arkadaş grubu haline geldik .5 kız arkadaş sürekli birlikteydik.fakat olanca şeffaflığına karşın insanlarla arasına belli belirsiz bir duvar koyuyordu beyza.
babası ile ilgili hikaye neydi?hiçbirimiz bilmiyorduk.
birgün derste ders dinlemediği bir sırada okuduğu kitaptan bir şiiri deftere geçirdiğini gördüm göz ucuyla.
işte o da bu şiirdi:hayatta ben en çok babamı sevdim.hikayedeki boşlukları kendimce doldurmaya çalışıyordum.
2.sınıftaydık artık.büyüyorduk sözümona.
soğuk bir kış günü ikimiz mecidiyeköy'ün ara sokaklarındaki bir pastanede otururken konu nasılsa yine babasına geldi. annesi gibi o da yükseköğrenim görmüş,iyi görevlerde bulunmuş.
'ayrıldılar' dedi.ilkokuldaymış daha.babası evlenmiş sonra.bir de kızkardeşi varmış babasının yeni eşinden.
'ama' dedi 'kardeşim değil o,kardeş kelimesi bile karındaştan gelir.o benim karındaşım değil'
'babam' dedi 'aramıyor' 'eskiden arardı,artık hiç aramıyor'
aklım almadı.bir baba kız evladını nasıl gerekçelerle aramaz?anlayamadım.bana çok uzak geldi.
ilk kez o gün ağladı yanımda.o sürekli gülen heidi'nin gözyaşlarını gördüm o gün.acısıyla acı duyarak.yaşlarına yaşlarımı katarak.
uzun bir süre açmadım bu konuyu.üzülmesin diye.
sonra zaman zaman o bahseder oldu üstünkörü.bir-iki foto gösterdi.annesi ,o ve babası.
okul bittti.
hatta okul biteli yıllar geldi geçti.bir erkeği sevdi beyzacık.ve nişanlandı.
nişanına gittim.bakındım,babası yoktu.geçtim babayı,hala-amca-kuzen-babaanne ....yani babadan herhangi bir iz yoktu.
geçtiğimiz hafta bana düğün davetiyesini göndermiş beyzacık.aldım, ilk baktığım yer sağ alt tarafta yazması gereken annesi-babası bölümü oldu.
ne yazık ki yine babasından bir iz yoktu.nişanlısının anne ve baba isimlerinin tam karşısında beyzacığımın annesinin adı tek başına duruyordu.
düşündüm yine ezile üzüle.hayatta en çok babasını seven bir kız çocuğu;en çok sevdiği kişi tarafından her durumda 'eksik' bırakılıyordu.
empati yapmaya çalıştım.anlayamadım o babayı.dünyalar iyisi,ahlaklı,başarılı,masum,neşeli,çevresinde sevilen ve artık kendi hayatını kurmakta olan bir evladı silip atmış olmasına inanasım gelmedi.
oysa biliyorum ki ; bir kız çocuğu en çok bu anlarda ister babasını.
beyaz eşyasını ,yatak odası takımını alacak babasını.sorumluluk alacak babasını ister.anne yetmez bilirim.eksik kalır birşeyler.nişanlısının babasına muhatap kılacağı babasını ister kız çocuğu.
biliyorum ki ; bir kız çocuğu , koca evine yola çıkarken sarılıp babaya doya doya,bağıra çağıra ağlamak ister.boynuna bir gerdanlık,koluna bir bilezik taktığı sırada tekrar sarılıp hüngür hüngür ağlamak ister.
biliyorum ki ; düğününde babasıyla dansetmek ister bir kız çocuğu.karşılıklı oynamak ister.
onca üzüntü-acı bir yana ,biliyorum ki çıkıp gelse o baba o düğüne,duygusuna egemen olamaz o kız çocuğu.
sarılır uzun uzun boynuna.
düğün yarın.
biliyorum ki ;o baba gelmeyecek.o düğün 'yarım' gerçekleşecek.hep eksik bir tat kalacak zihinlerde ve
tamamlanmamış bir öykü.
ve eminim ki heidi herşeye rağman hayatta en çok babasını sevmeye devam edecek.
birgün sevilme umuduyla birlikte.
hayatımız boyunca kuracağımız en anlamlı sözler listesinin başında yer alacak cümle.
ulaşılmaz olanın en çok istenen olması.