|
|
- zaman zaman insanın hayattan bıktığı, bir yerlerde hata yaptığını farkettiği anlarda, olmasını istediği ama şimdilik gerçekleşmesi mümkün olmayan hadisedir. . ama diyelim oldu, ve başa döndük. ilk değiştirmek istediğimiz olaya kadar herşey normal gitti ve hatamızı düzelttik. sonraki hayatımız kökünden değişeceği için yepyeni bir hayat bizi bekliyor olur, farklı hataları yapmaya son derece müsait bir hayat. aynı zamanda başa dönen insan tamamen farklı bir karaktere bürünür, çünkü şu anki karakterimizi belirleyen şey aslında geçmişte yaşadığımız olaylara nasıl tepki verdiğimizle ilgilidir, tecrübelerimizin toplamı karakterimizi oluşturur. yeniden başladığımızda hayatımız çok farklı olabilir, çok daha yüksek beklentiler içine girebiliriz. bu durumda yeniden başa dönmek isteyebiliriz. yani sonuçta şu anki durumumuzdan daha mutlu olamayız. mükemmeli aramak anlamsızlaşır, her geri dönüşümüzde farklı arayışlar içerisine gireriz, sürekli geri dönmekle mutluluğumuzu azaltan kısır bir döngü oluştururuz.
kimsenin tam olarak yaşamak istediği gibi, hiç hata yapmadan yaşadığını sanmıyorum. fakat öyle olsaydı yaşamanın hiç bir heyecanı, zevki olmazdı zaten. hayatı çekilir kılan sürprizle dolu olmasıdır. hem belki de biz sürekli ölüp hayata yeniden başlıyoruz, belki bu aynı hayatı 5. kez yaşayışımızdır, kim bilebilir?
konuyla ilgili olarak (bkz: the butterfly effect)(devil, 31.05.2007 00:30)
- öyle bir ihtimal mümkün olsa bile şu an yaptığınız her şeyi yeniden yapmanızdan sizi alıkoyamayacak hayaldir.. yüklem değişse de öznesi aynı ne de olsa..
- (bkz: beyin yıkama)
- (bkz: reenkarnasyon)
- murathan mungan'ın kimse adlı şiirinden bir bölüm..başka türlü anlatılamazdı herhalde hayata yeniden başlamak:
"güçlüyken de
güçsüzken de
kaldığın yerden devam etmenin karanlığı
benzemiyor hiçbir çaresizliğe
kimin kaldığı yer var ki dünyada
kaldım sandığın yer
bizden geçendir çoğunlukla
içimizi parçalaya çoğalta
hâlâ gittiğim sona aceleci adımlarla
bütün iş birinin dediği gibi,
yavaşça acele etmek aslında"
- (bkz: zihine format atmak)
- (bkz: @326261)
- bir gün uyandığınızda ( ki bu gerçek anlamda olmalı muhakkak); perdelere usulca yaklaşıp, onları sonsuza kadar açmak için bir hamle yapıp, akabinde gözlerinizin kamaşmasına neden olan o hüzmenin ayırdına vardığınız an, içerinizde oluşan istektir. hayat sizi çağırıyordur. her şey ama her şey geçiyor, unutuluyor, bir kapı kapanıyorsa diğeri muhakkak aralanıyordur! ah, sezen ablamın da dediği gibi;
' hiçbir acı sonsuza dek sürmez, hatta her an yeniden sevebilirim '
- yeniden başlamayı akıl edebilmek için en dipte olmalısın kederinden ayakların hayat havuzunun dibine vurmalı ki. güç alıp yüzeye çıkabilesin ve hayata yeniden başlayabilesin.
- 1899-1986 yılları arasında yaşayan arjantinli şair, öykü ve deneme yazarı jorge luis borges, 85 yaşında hasta yatağında yazdığı ve tüm insanların “an”ı yaşamamakta ne kadar büyük bir yanlış içersinde olduğunu gösteren şu yazısı, insanların yaşamdan keyif alması, mutlu olması için, büyük bir ders niteliğinde…
eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
ikincisinde daha çok hata yapardım
kusursuz olmaya çalışmaz, sırt üstü yatardım.
neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar
çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
temizlik sorunum olmazdı
daha çok riske girerdim
seyahat ederdim daha fazla
daha çok, güneşin doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır,
daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim birçok yere giderdim
dondurma yerdim doyasıya,
ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu
hayali olanların yerine
yaşamın her anını gerçek ve
verimli kılan insanlardandım
yeniden başlayabilseydim eğer,
yalnız mutlu anlarım olurdu.
yaşam budur zaten.
anlar, sadece anlar.
sizde “an”ı yaşayın!
hiçbir yere yanında
termometre, su, şemsiye ve
paraşüt olmadan gitmeyen insanlardandım ben
yeniden başlayabilseydim
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım
ve sonbahar bitene kadar
yürürdüm çıplak ayaklarla
bilinmeyen yollar keşfeder,
güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
ama işte seksen beşindeyim
ve biliyorum ölüyorum.
- başarı anlayışları,bakış açıları (aslında olamayışları) farklı olanların asla yapamayacağı,yapmaya cesaret edemeyeceği dahası bunun cesaretle ilgili olup olmadığını hiç bilemeyeceği durumdur. öyle ki,onlar kimliklerini erittikleri kadar,herkese benzedikleri kadar sürdürebilirler güzel hayatlarını. turunu saçla işe gitmezler mesela ya da hiç boyamazlar saçlarını turuncuya. vosvosa takım elbiseyle binmeyi yakıştıramazlar.bunun yaşla ilgili olduğunu düşünürler,büyüyecek derler, inanırlar hatta büyüyünce geçeceğine. hiç düşünmezler bir insanın gerçekte böyle olabiliceğine. kendileri gibi olmayanları 'farklı olmayı istemek'le suçlarlar. evet,benim için başarı bir şehirde kaç ışığın benim için yandığı,o şehirde kaç kişinin ismimi bildiği değil.kaç dil bildiğim,hangi okulu okuduğum,kaç para kazandığım,o parayla aldıklarım değil. benim için başarı 'başarı' anlayışına inat başaramayışım,başarmak istemeyişim,hep yeniden başlamaya hazır olduğum. öyleyse,kaybediyorum.öyleyse,varsın kaybedeyim.varın,siz istediğinizi düşünün. ben hayatı istediğim yerinden keser bir daha başlarım.
- mehmet günsür'ün "içeriye bakan kim?" adlı kitabında yer alan öykülerin birinde karakterlerden biri diğerine "kertenkele gibisin sen, kuyruğunu bırakıp yoluna kuyruksuz da olsa devam edebiliyorsun" diyordu.
yeni bir hayata başlayabilmek için buna benzer anlayışla hareket etmek gerekiyor muhtemelen. kuyruğunun başında oturup ağıt yakmak hiçbir fayda sağlamıyor biz sürüngenlere.
- "her gün bir yerden göçmek ne iyi.
her gün bir yere konmak ne güzel.
bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
dünle beraber gitti, cancağzım
ne kadar söz varsa düne ait.
şimdi yeni şeyler söylemek lazım."
mevlana
- köklerinizi bir yere salmazsanız eğer, inançlarınız 3 yaşından beri hep aynı olmazsa, eğer hayatınız satın alınmamışsa ve kuşların altın kafesten özgür bırakılmasına inanıyorsanız, her sabah hayat zaten yeniden başlar.
- (bkz: beyaz sayfa açmak)
- başlangıçların en güzeli gibi görünse de çoğu zaman gerçkleştirilemeyen eylemdir.
geçmiş orda olduğu sürece hep bir engel vardır insanın önünde. mutlaka karşısına bir engel çıkaracaktır. engelleyecektir yeni başlangıçlar yapmasını. insan yeni bir hayata başladığını düşünse bile bir zaman sonra yanıldığını anlayacaktır. kaçtığı geçmiş hep önüne çıkacaktır çünkü. geride bırakmak istedikleri bir bir dökülecektir önüne. açtığı bembeyaz sayfa bir anda kararacaktır gözyaşlarıyla..
çoğu zaman hayata yeniden başlamak çare olmuyor insana. alışmak, her şeyle yüzleşip yoluna devam etmek daha mantıklı çünkü. siz unutmak istedikçe yaralarınızın deşilmesinden daha iyidir alışmak..
- ...
şimdi sabahları iple çeker bir halde yatağıma huzurlu şekilde uzanıyorum artık. bir mesaj yazmaya kalkışmam uykuya gidene kadar sürüyor, öyle kaptırıyorum ki yazdığıma kendimi mesajın toplamı neredeyse bir yazı uzunluğuna denk geliyor. öyle yazacaklarımla dolu bu aralar içim, öyle hevesli öyle istekliyim hayata, yenilenmeye, yeniden yaşamaya karşı. halbuki mutlu olmak için ekstra bir çaba da sarfetmiyorum, öyle her zaman ki alalade davranışlarımın ve hareketleriminin bu denli sahiplenilmesi ve karşılıksız sevilmesi, beni ziyadesiyle mutlu ediyor zaten. hayat, bana yeniden geliyor. sözcüklerim tazeleniyor, gülüşlerim renklenip bakışlarım şenleniyor. ben, tek kimliğe dönmeye hazırlanıyorum.
mutlu edebilmek için, geceden başlıyorum çabalamaya. çünkü o mutlu olunca ben de mutlu oluyorum. gece aklımı yazıyorum, sabah o okuyor, mutluluğu artıyor. bu onda durgun suya düşen bir damla gibi etki yaparken, oluşan dalgalar bana ulaşana kadar büyüyor, büyüyor, genişliyor. ve bana koskocaman taze umutlar olarak ulaşıyor. her sabah bu gülüşlerle uyanmak, beni hiç olmadığım kadarıyla huzurlu kılıyor. üzerinden geçilmiş topraklar olmasına rağmen, yeniden heyecalanabildiğimi görmek, aklımın kıvrımlarını tazelemek, gerçekten haz veriyor bana. hayata yeniden başlıyorum ve gençliğimi hatırlayacak kadar genç hissediyorum duygularımı. tüm ihtiyarlıklarımı, ölmek üzere olan gölgeleriyle beraber, oldukları yerde yapayalnız terkediyorum hızlıca. tüm kişiliklerimi tek tek, tek kişilikte birleştiriyorum ve onu 'yeni hayat'ın tazeliklerine hazırlıyorum. en neşeli kıyafetlerini giydiriyorum, hani mutluluk diyorlar ya ona. hani bayramlarda giydirilir ya genelde çocuklara ve çocuklar yeni olan o elbiseleri kirletmemek için öylesine özen gösterirler. hah, işte tam olarak o hallerin insanıyım şu an. mutluluklarımı giyindim, en neşeli traşımı oldum, en huzurlu bakışlarımı taktım. sabit ama kararlı adımlarıma yüklediğim heyecanlı hayallerimi yavaş yavaş hayat a götürüyorum.. beni bekliyor hayat.
ve hayat, kollarını ardına kadar açarak beni karşılıyor.. beni bekliyor hayat.
biz diyor can, biz olduk. biz, insanların kaybetmekte üstüne olmadığı o en sevdikleri oyuncağı bulduk ve onunla en mutlu zamanlarımızda yeni oyunlar keşfetmeye karar verdik. biz olduk diyor can, biz hayatın en tatlı duygusunu bulup ona sımsıkı sarılmaya and içtik ve onu kaybetmemek için günahlarımızdan tövbe ettik. biz olduk diyor can, biz kendimize birbirimizin dahi çözmekte zorlanacağı düğümler atmaya söz verdik. istesekte kurtulamayacağımız bir düş sözlüğüne adımızı silinmeyen kalemlerle yazdırdık. biz olduk diyor can, hayata eslerle devam etmeye değil, tüm duygularıyla türküler söylemeye, öyküler yazmaya geldik. biz olduk diyor can, biz, birbirimizin eksik olan yanlarını köreltmeye, yeminler ettik..
hayat, suskunluklarımın hapisi değil, yeniden kurmaya başladığım iyi ki ile başlayan cümlelerimin sebebi olacak artık.
tüm özlemişliklerimin şerefine, hüzünlerimi yaktım bu gece..
...
- gözlerimi kapatıp, ayaklarımı omuz mesafesinde açıp, kollarımı yanıma koyarak ayakta durmaya çalışıyorum.. duramıyorum tabi, doktor da öyle demişti bir sürü şeyin eksikliğindenmiş. şimdi bakıyorum hayatıma? ilaçlarla yerine koymayı reddettiğim esikliklerime bakıyorum, mesela bir demir, bir kalsiyum ve ne olduğunu bile bilmediğim sayılardan ve bir garip sözcüklerden ibaret eksikliklere.. içini neyle doldurduğumu görüyorum aslında bakarken. ailemle, sevdiklerimle, işimle ve en çok kendimle.. kendi aitlikler ve aidiyetsizlikler arasındaki gelgitlerimle..benim düşündüğümü başkası yapınca neden ve dahası nasıl bu kadar yanıyor canım bilmiyorum. tam dibe vurmadan yükselmeyi öğrenmem gerekiyor ama artık.. hayatın sabah yeniden başlayacağına olan inancımı muhafaza etmem gerekiyor. hatta bunun için uyumayıp sabahı gözlemem gerekiyor, bu arada çalışmam.. kendimi yenilemem. beynimde kurduğum her şeyi, oluşan zihinsel depremde biraz içki, biraz iş, bolca yorgunlukla yıkmam ve yenilerini koyacak yer açmam.. odamı toplamam gibi aynı.. yıkanacakları bir sepete koyup odadan çıkarmam.. onlar kuruyana ve ütülenip yerine asılana kadar nasıl öyle uzaklarsa yerlerinden, ben de zihnimden öyle uzak olmalıyım bu ara. ama kısa bir süre için. eskisi gibi uzun ağlamalara ne vaktim ne dayanma gücüm var zira.. gitti bile sesim şimdiden, yarın nasıl çalışacağımı düşünür haldeyim.. yarın yeni bir gün ama, ben yaşadığım her şeye minnet ve şükürle bütün olumsuzluğuna rağmen kendimi sevmeyi öğrenmek zorundayım yeni hayatımda. böyle olması gerektiği için değil sadece, böylesine inanmak istediğim için..
yarından itibaren ilaçlarımı içeceğim, gitmeyeceğim doktoruma bu sefer ama 2 ay sonra -çok geç olmaz di mi?- gideceğim ve ona "bakıın ben bunları içtim. yükselmiş mi değerler?" diye soracağım kendimden emin.. hiç değilse iç huzurum olacak, vicdanım rahat olacak ki.. bu benim şuanki rahatlığımdan, geçici mutluluklarımdan daha önemli sanırım. yanlışlarımla, yanlışlar yaparak doğruyu bulmaya çalışırken sabah uyanık olacağım.. aldığım nefese şükredeceğim, yarın bitecek olsa bile yaşamım bugünü iyi yaşayacağım..söz.
- (bkz: @1853131)
- (bkz: ultimate life)
- kaldığın yerden devam edemiyorsan en baştan başlarsın.
- hayata yeniden başlamak için yeniden doğmaya gerek yok sanırım bunu herkes biliyor. önemli olan şey sevdiklerinizi kaybetmeden bir şeylere sıfırdan başlamaktır veya amaçlarınız uğruna fedakarlıkta bulunmaktır. herşeyi geride bırakıp bambaşka bi ülkeye, şehre gitmektir. gözünüzü karartmaktır. yalnızlıktan korkmamaktır. hayallerinizin önüne endişelerinizle engel koymamaktır.
sonuç olarak hayata yeniden başlamak herkese göre değişen eylemlerdir.
|