şener şen’in bir röportajında söylediklerinin, aklımda yarattığı yansımaları (kelimesi kelimesine olmasa da) bir örnek teşkil edebilir..
“hayatta mutlu olmak istersin. bunun için hayaller kurarsın. hayallerini gerçekleştirmek için de kararlar alırsın. bu kararlar senindir. sana aittir….
ancak hayatta mutlu olup olamayacağına, mutlu olursan da ne kadar olacağına, hep başkaları karar verir. bu kararlarsa onlarındır. sana ait değildir…
işte sırf bu nedenle hayat denen yolda bütün mesele ayakta kalabilmek, dayanabilmektir. mutlu olmak değil."
"seni de diğerlerinden farksız yapmak için bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez." e. e. cummings
bir saatliğine mutlu olacaksanız şekerleme yapın
bir günlüğüne mutlu olacaksanız balık avlamaya gidin
bir aylığına mutlu olacaksanız evlenin
bir yıllığına mutlu olacaksanız bir servete konun
bir ömür boyunca mutlu olacaksanız işinizi sevin.
yalnızca söylendiği anda etkilidir bu sözler. fazla değil beş dakika sonra etkilerini kaybederler, aynı güzel müzikler gibi, sadece çaldıkları sırada hayatınız filmdir. küçük bir aldanmadır bu. siz neyseniz hep o şekilde kalacaksınız, hayatınızı yönlendiren geçen yaşamınızdır. kitabın birinde gördüğünüz güzel bir söz değil.