|
|
- unutamamayı beceremeyen insan. tertibi budur bu dünyanın. şöyle ki;
sil baştan başlamak gerek bazen
hayatı sıfırlamak
sil baştan sevmek gerek bazen
herşeyi unutmak.
- (bkz: inanılmaz derece)
- 19 yaşında lezbiyen olma kararı alan kızlarda bu sınıfa girer.
- hayatın getirdiklerine degil de hep getirmediklerine içlenip, sızlanıp gerekirse biraz da mızmızlanıp 'bana ne ya ben oynamıyorum' diyen insan tipi...
- hakkında yazılmasından, yorum yapılmasından pek hoşlanmayan insandır.
(siyah, 05.01.2006 20:22)
- genelde çöl ortamlarında kutup ayılarının saldırısına uğrayan*, kafasına güvercinlerin alayı tarafından sıçılan ama piyangodan amorti bile çıkmayan, kısaca, talihsizlikler silsilesi bir türlü peşini bırakmayan insan evladıdır bu.aman demiştir, yemişim hayatı da demiştir, doğururken bana mı sordunuz lan allahsızlar demiştir, hayat güzeldi de biz mi yaşamadık demiştir, isyan etmiştir kısaca ama kimse takmamıştır bu insanı*.o da bunların üzerine küsmüştür hayata işte.hem de öyle böyle değil, inanılmaz derecede küsmüştür.
- hepimiz ölcez diye gezinen türleri de var.
- yalnızlığında boğulan insandır.
kardeşim dediği, hayatından çıkarmayı aklının ucundan bile geçiremeyeceği insanların bir bir kendisini kapı önüne koyuşuna şahit olmuş insandır. vakti zamanında sırlarını paylaşabileceği yeteri kadar dosta sahipken veya en azından öyle zannederken artık kimseyle paylaşamadığı sırlarının olduğu gerçeği ile yüzleşip yavaş yavaş boğulandır. bu da yetmezmiş gibi etrafında kalan 3-5 kişinin de giderek kendisinden uzaklaşmakta olduğunu farkeden lakin elinden bir şey gelmeyen, gelemeyendir. içki masalarındaki kişi sayısı giderek azalan, en sonunda zamanında onca kişiyi ağırladığı evinde kendini kendi kendine içerken ve işin acısı bunu alışkanlık haline getirmiş bir halde bulandır. her gece şişenin dibini bulmaya çalışan ve bulmadan yatmayan, yatamayandır..
deli dolu bir çocukken duyguların en güzeli ve aynı zamanda en kötüsü, zalimi aşkla tanışmış, yaşanan büyük mutlulukların ardından filmin sonu kötü bitmiş, esas oğlanın ölümüne engel olamamış olandır. çok acı çekmiş, aşkın kölesi olmuş, uzunca bir süreden sonra özgürlüğüme yeniden kavuştum diye sevinmeye başlarken özünden çok önceleri sapmış olduğunu farketmiş, hiç bilmediği yollarda kaybolmuş olandır. kendisini hayallerine kavuşturacağına inandığı, hiç yanından ayırmadığı tek ümidi olan yol haritasını kaybetmiş olandır. kimseye yol soracak cesareti olmayan, olamayandır.
ailesini çok seven ve onlarında kendisini sevdiğini bilen lakin bir türlü ailesiyle ilişkisinde dikiş tutturamayan, derdini onlarla paylaşamayandır. anne şefkatini, baba dostluğunu alasıyla yaşarken bile ailesiyle arasında olan duvarı yıkamayan, duvarı yıkmak amaçlı kalkıştığı her denemesinde yere düşen, üstü başı artık tozdan geçilmeyen, bir dahaki tırmanışlarına daha güçsüz devam eden, artık duvarı yıkacak gücü kendinde bulamayandır. önünde yıkılamayacak bir duvar olduğu gerçeğini kabullenmeye başlamış olandır.
geleceğine dair ciddi endişeleri olandır. nerede, kiminle, nasıl yaşacağı konusunda en ufak bir fikre sahip olmayan, etrafında delicesine değer verdiği onca olgu olmasına rağmen sigarasından ve içkisinden başka hiçbir şeyi vazgeçilmezi yapamayan, bu duyguyla yaşamanın zorluğunu alışmaya çalışan lakin artık yitip tükenendir. başını alıp kimsenin kendisini bulamayacağı yerlere gitme planları yapan lakin bunun da uzun vadede bir işe yaramacağını bilen, gerilen ve eli ayağına dolaşandır.
velhasıl hayata ciddi ciddi küsmüş olandır. daha önce hayatın kendisine verdiği onca ayara göğüs germiş olan lakin artık sabrı taşandır. zamanında barışmak için elinden geleni yapan fakat hayatın kendisini siklemediğini anlayan, barışmak için attığı onca takla boşa giden, artık barışmak için ilk adımı atmayacak olandır. kendisine uzanacak bir yardım eli bekleyen, bu sefer ilk adımın hayattan gelmesi gerektiğine inanan lakin işbu adıma dair sahip olduğu umut giderek azalan ve ne yapacağını bilemeyip yarım yamalak nefes alarak yaşamaya devam etmeye çalışandır.
en son ne zaman adam gibi mutlu olduğunu hatırlayamayan, eskiden yaşadığım hayatsa bu ne veya şu an yaşadığım hayatsa eskiden neredeydim ben gibisinden sorularla çıkmaza girendir. onca metre derinliğe tüpsüz dalmış olup, vurgun yiyeceğini hisseden ve su yüzüne çıkmak için can havliyle çırpınan lakin kimseden yardım isteyemendir. ölmese bile kalıcı bir felç geçireceğinden emin olan, öylesine yardımsız ve desteksiz nasıl onca metre derinliğe tek başına daldığını sorgulamaya çalışan fakat bir sonuca ulaşamayandır.
geçmişine mahçup olandır. sigarasıyla dertleşen, saat başı dolan kül tablasını her boşaltışında keşke kül tablasını boşalttığım gibi bir hamlede tüm içimdekileri de boşaltabilsem, silip atabilsem diyendir. vakti zamanında yaşanan onca güzelliğe rağmen son dönemlerde yaşadıklarından ötürü hafızasını silmek isteyen amma velakin bunun imkansız olduğunu bilen her gün geçmişiyle yüzleşen ve geçmişine hesap veremeyendir.
duvarlarla çevrili odasında makinaya bağlı olarak yaşayan, fişini çekecek olan veya kendisini hayata döndürecek olanın hayatın ta kendisi olduğunu bilen ve artık barışmak için adım atacak gücü kalmamasına ve yeniden varolmak adına hayatın yapacağı atılımlardan medet ummasına rağmen son bir çare onunla irtibata geçen, zamanında kendisine attığı onca kazığa rağmen elinden geleni yapıp dört elle kendisine sarılmaya çalıştığını lakin artık gücünün kalmadını son bir kez vurgulayan ve durumunun görmezden gelinmemesini isteyendir. karşılığında hayattan kendisi gibi çok insanoğlunun varolduğunu ve sırasını beklemekten başka yapacak bir şeyi olmadığını öğrenendir.
hayatın verdiği bu cevap üzerine kadehini yalnızca kendisi için değil, kendisiyle aynı zorlukları yaşayan hiç tanımadığı dostlarına kaldıran, onları da anmaktan geri kalmayandır.
dibini göreninde göremeyenin de hayalleri kaderi olsun, şerefe...
- inanılmaması gereken insandır...
- (bkz: arkamdan konuşmayın)
- artislik yapıyordur. biraz pes oynasa hiçbişeyi kalmaz.
- (bkz: boşluğa düşmek)
- yorgundur bu insan...
aslında yorgun değildir de... yorulacağını bilir de ondan morali bozuktur ya da yorulmasına değmeyecek, boktan hayatına bir fayda sağlamayıp, bu boktan haliyle devam etmesini sağlayacak işler yapacak olmasınddan ötürü tedirgindir. salakça duyguların adamıdır!
zamanında büyük ve tehlikeli umutları vardı aslında! 18 yaşında sorsalardı 6 yıl sonra nerede olacaksın diye; "kim bilir derdi" ama içten içe inanırdı; kısa film festivalinde gösterilmiş bir filmi, amatör de olsa bir fotoğraf sergisi...vb ütopyalara. gittiği yol ailevi zorunluluklar gereği bu güzergahta olmasa da kader bir gün onu oraya doğru sürükleyecekti, kendi başıma gidemeyeceğini bilirdi, gidemezdi, yeltenemezdi, yoksa o ne derdi, şu ne derdi...
zamirler için yaşadığından hayatı yeterince berbattır.
neyse kahvaltı filan derken işin yolunu tutar. yolda aynı kişiler, aynı selamlaşmalar akabinde harem minibüsüne biner. yolcuların bir bölümü yine standart takılıyorlardır... arkalarda melek bakışlı güzel bir kız görür, yanında da yüzünü görmediği bir eleman vardır. "neyse" der bu bakışın ardından akrobatik ve tango&cash taki sylwester stallone tarzı adımlarla minibüs şoförüne ulaştır. önceden özenle sağ cebinde hazırladığı 10 ytl yi hatırlar ve minibüsçüyle ücret-para üstü muhabbetini bitirir.
tekrar ayakta durmak için arkalara ilerler ve bir süre kızı kesmeye başlar ve aynı zamanda yanındaki lavuğu hatırlamaya çalışır. çocuk kızın omzuna başını koyar.-kıza acır, muhtemelen bonus kafasından dolayı çocuğun kafası 30 kilo filan geliyordur.- lavuğun yüzünü görür ve sima olarak kendisine fena halde benzediğini fark eder.
boktandır hayat, ne yaparsan yap, ne kadar nefes çekip "1,2,3..." deyip 10 a kadar saysan bile bir gün sinir krizi geçirirsin elbet. inesin gelir minibüsten. ne kadar tersini söylersen söyle, hayat seni tek başına savunmasız piç gibi ortada bıraktıysa, hayallerine ihanet edecek yollara sürdüyse seni; başkalarının mutluluğu senin mutsuzluğundur, ne kadar tersini yapmaya çalışırsan çalış. ne kadar tersini inandırmaya çalışsan da kendine gerçek budur, insan olarak içimizde bir şeytan var ve eğer mutsuzsak kusura bakmasın kimse ama başkalarının mutluluğunu çekemeyiz. dünyanın tüm iclalleri ve tunaları toplanıp çocuğunu kesmeye yeltense veyahut hepimizi evlenmekle tehdit etseler de bu böyle...
demem odur ki hakkettiğini düşündüklerini aramaktan yorulan insandır ve tehlikelidir.
- çok güvendiği, güvenebileceğini sandığı birisinin kendisi için "alkolik o." dediğini öğrendiğinde, kimseye güvenilmemesi gerektiğini anlamış ve yalnız kalmış insandır.
yalnızlığındaki kalabalıkları eski el süpürgesiyle hasır altı etmeye çalışmakta, biraz daha yalnızlaşmaktadır.
- hayata mutlak sıfırda küsmüş insan olabilir bu. bu dereceye ulaşmak fiziksel yapılar için imkansız kabul edildiğinden inanılmaz gelir. hatta belki de hayata large hadron collider'da küsmüştür kim bilir. belki de peter higgs'tir bu insan. hayat sürprizlerle dolu.
- iyi niyeti sürekli olarak suistimal edilmiş insandır.
- sevgili tarafından terkedilmiş , kendinden ve annesinden bıkmış insan .
- istediklerini alamamış insandır. kimsenin umrunda olmayan, ilgilenilmeyen insandır. düşüncelerine değer verilmeyen önemsiz kılınan insandır.
- arkadaşımdır kendisi. sürekli bir umutsuzluk off ve üff görülür üzerinde. her ne saçmalıyosun lan dediğimizde konuyu kaybettiği babasına getirerek manevi şiddet uygular bize. ondan daha çok üzüldüğümü düşünüyorum yine de.
|