|
|
- (bkz: ctrl + n)
(ccuk, 25.07.2006 23:36 ~ 23:42)
- yaşamın seçimlerden sadece seçimlerden oluştuğunu, bu yolların sadece acıya ya da mutluluğa çıkmadığını farkederek her güne 'yüreğim kırışmadı ve 'carpe diem' melodileri eşliğinde hiçbir şeyden korkmadan kendimizi anlamak ve bu enejiyi dünyaya sunmak için çok büyük bir fırsattır...
- "60'lık değil 62'lik
70'lik değil 72'lik
80'lik değil 82'lik"*
(bkz: of of)
- yine hayatımın rutini içinde koşuştururken, bir sıcak yaz akşamı, yatağımdan, çok sevgili, bütün sırlarıma konu olmuş inime girdim. bilgisayarımın screen-saver'ından kurtulduktan sonra, standart errand run'larımı yapıyordum elimde sigara ile. o msn ekranı senin, şu sözlük şukelası benim, oradaki spam mail'ler çöp kutusunun diye.
ömrüm bilgisayar başında çürüyordu. sevgilim bilgisayarda, işlerim bilgisayarda, hobilerim, yemeklerim ve arkadaşlıklarım. bana ne zaman uyuyacağımı, kendi kendine kapanan ekranım; yemek yememi söyleyen yemeksepeti.com spam'leri; sigara içmemin altını çizen müzik klipleri; ve sevişme zamanımı söyleyen erotik pop-up'lar. 21" bir ekranın bana hükmettiğini düşünüyordum, ama itiraz da etmiyordum. deri, puf koltuğum, ayak altımdaki mini-bar'ım, kendimin, hortum ve toplu iğneden yaptığım sondajım ve leğenliğim ile, yerimden kalkmıyordum.
bir gün, evimi ziyarete gelen, ve ev kapıma bağladığım ve klavyemin "kapatma" düğmesi yerine monte ettiğim kapı otomatiğime basarak içeri aldığım kız arkadaşım yanıma geldi. evet, kapama tuşumun yerine koymuştum, çünkü bilgisayarımı aldığımdan beri hiç bir işe yaramamıştı. foksiyonsuzdu. üzerinde binbir türlü bilgisayar parçasının ve sigara paketlerinin olduğu yatağımın yorganını bir hamleyle çekti, ve üzerindekiler aynen kaldı. aslında yapmak istediği hepsini düşürmekti, ama bir anlık, doğaüstü güçlerini kontrol edememenin verdiği bir hareketti. altında, hiç unutmam -webcam'i çevirip resmini çekmiştim- üzerinde siyah askılı bir bluz ve mini eteği ile, diz altında biten file siyah çorabı ile, oldukça gotik bir kıvamdaydı.
"niye geldin" dedim, notepad'e açtığım ekranla. afalladı. "niye konuşmuyorsun?" dedi, ve notepad'e, "bilmem, böyle daha az enerji yakıyorum sanırım" yazdım. çıldırmıştı. "daha önceleri böyle değildin çünkü" demişti, kırmızı dudaklarıyla. en sonunda, ziyaretinin amacını belli etti. puf, patron koltuğumun kolluğuna oturdu ve boynuma sarıldı.
"seni çok seviyorum huma" dedi.
o anda notepad'e yazmanın duygusuzca olduğuna inandığım için, suratına bakıp iki kez hızla göz kırptım.
"bir şey demeyecek misin" dedi bana, oldukça yaramaz bir ifade ile.
bu sefer bir kez, "hayır, daha demin söyledim ya sevgilim" manasında kırptım.
anlamamış olacak, "off" çekip kucağıma oturdu. elleriyle yanaklarımdan beni tutup, kafamı kendi gözlerine kitleneceğim şekilde çevirdi.
"bu bilgisayarı aldığından beri benimle ilgilenmedin. çok özledim uyumadığımız geceleri" dedi.
kafa salladım, ve içimden "öyle deme ama bebeğim yaa, iş güç vs." dedim. sanırım wireless ayarlarını yapmamış olacak, mesajımı almadı. bir iki baştan çıkarma hareketi, ve bir süre benimle öpüştükten sonra, duvarların benden daha iyi dillerini kullandığını düşünmüş olacak, yatağa gidip, arkasını bana dönüp, oldukça erotizyen bir ifade ile duvara dayandı.
ve oradan, hayatımın en ağır cümlesini yedim.
"hayata artık farklı bir pencereden bakman lazım".
durdum ve düşündüm, gotiksu haklı idi. hayata yeni bir pencereden bakmam lazım idi.
işte o anda, herşeyi bir kenara attım ve hayatımı değiştirecek hareketi yaptım.
firefox'u indirdim...
ve hemen boş bir pencere açtım.
artık hayata, üzerinde tabları ve oldukça başarılı bir kullanıcı arayüzü olan bir penceren bakıyordum.(huma, 27.08.2006 02:27 ~ 02:32)
|