hayata dair tecrübeler   

adana çık aradan

  1. lizbondayız. ben, lord andurien, artı bir. taa faro'dan bi araba kiralamışız. demişiz ki "olm hem özgür oluruz hem de arabada yatar hostel parasından kurtuluruz" daha ilk geceden bi pansiyona girmişiz yorgunluktan: pansiyoncu kadına soruyorum: "yaw bacı duş alıcak sabun mabun var mı? güvelik kontrolünde aldılar herşeyi?" "valla yiğidim bu el sabunu var idare edin." duşu alıyoruz ama deli gönül sırma, belime kadar gelen saçlarıma* el sabunu sürmeye kıyamıyor. sabah erkenden kalkıyorum. gidiyorum bi bakkala alıyorum şampuanımı oohh misler gibi yıkanıyorum.

    altıyüzüncü kilometreyi devirmişiz, lizbonda ertesi sabah arabayı vericez, "gidelim içelim lan" dedik. lizbon gecelerine akalım, portekizli kızlara kot pantolonlarının kaç lira olduğunu soralım "feridun ehehhe karılara bak lan" tribine girelim istedik. arabayı park ettik. araba dediğim de, kıçı kırık bi peugeot 107 bagajında yer kalmadı da hani benim çantayı arka koltuğa koydum. neyse uzatmayalım, arabayı bıraktık etrafta dolaşıyoruz, lizbonun alengirli mekanlarını arıyoruz, bi saat falan oldu etrafta 3 sap geziyoruz hala, derken küçük bi kız yalaştı yanımıza benle lord'un. elinde bi şampuan şişesi bize uzatıyor. çingene yahut evsiz barksız tayfadan. zaten portekizde zengin adam görmedik allah için. (hakketten lan bu arada. zengin modeli bi adam görmedik yani. şöyle façası düzgün falan. hmm. güzel kızda yok zaten.) lizbonda geçirdiğimiz iki gün boyunca yolda yürüyen adamlar bize önce güneş gözlüğü, kalem, disko topu falan gösterip ardından "marijuana" (bildiğin esrar lan marijuana ne göt!), haşhaş efendim kokaindi, ispirtoydu, nükleer füze başlığıydı satmaya çalıştıklarından, lord'un tepkisini ekstrem bulmadım. "bu ne lan? şampuan satıyo kız" ben de çenesi yerlerde sürünen bi türlü susmak bilmeyen bi öküz olduğumdan bi yorumlar yaptım. geçtik gittik.

    gittik bi jazz bara. üç kişi bara oturduk. aynen bizim gibi bara oturacak olan üç mükemmel hatun ile portekizce-italyanca-almanca konuşacak, amman sabahlar olmasın diye çatır çatır çok affedersiniz skişecektik. alkoller geliyo, paralar gidiyo kadınlar yok lan? neyse abi, tokuşturduk bardakları, "en kötü günümüz böyle olsun" çektik. arabamıza biricik yuvamıza döndük.

    "lan çanta yok?" "ananıssikiii...." "olm kapıyı açık mı bıraktınız?" "yok abi kontrol ediyorum sürekli." "dinini imanını siktiklerim ya!" "abi mayom gitti bilabonk." "oohh aypodum bu çantadaydı." "abi? pasaport, ohş burdaymış." "lan iki tane don bıraksaydınız. " "naapsak abi? polise gitsek mi? " "mını sikiim nasıl girdiler lan?" "artı bir senin çanta niye burda abi?" "ne biliyim lan beğenmemişler mi?" "senin de amına koyum oldu mu?"

    allahın avrupasının en siktirettiği ülkesinde üstümüze giyecek bi eşyamız kalmamış bi şekilde polise gittik. artı bir'in çok pahalı elbiseleri, ayakkabıları falan hepsi duruyodu, o bizim kadar şokta değildi. şimdi sen bu hikayeyi bitti sanıyorsun di mi ey sözlük sevdalısı?..sana burdan bir nah! çekiyorum. devam ediyorum. oku! (ben okuma bilmem diyenin kafasını kırarım, komik değil kutsal değerlerinen dalga geçmek)

    polise gittik abi, rapor falan tutuldu, işte kilide demir sokmuşlar falandır filandır.
    -neleri kaybettiniz çocuklar?
    ucurtma: ah abi neleri kaybetmedik ki mk, donlarım, çoraplarım, havlum, ipod şarjım, telefon şarjım, kot pantolonum, 4 tane tişörtüm, 2 tane gömleğim, uyuma şortlarım, kot şortum, yüzme gözlüğüm, terliklerim, kitabım, gitti hepsi gitti...
    -bu kadar mı?
    ucurtma: bu kadar. (nah bu kadar)*

    vazgeçilmez polisle kanka olan türk insanı ritüeli yaşandı tabii ki: "bak abi istanbul'a gelirsen beni buluyosun..."
    neyse abi, arabaya bindik, tuvalet, duş, oturma odası, mutfak olarak kullandığımız alışveriş merkezinin oraya arabayı parkettiğimiz yere gidiyoruz. allah söyletti derler ya şöyle bi cümle çıktı ağzımdan: "abi kız şampuan satıyodu"

    /stop/ şimdi ben bunu niye dedim? çünkü ben şebeğim. komiklik yapıcam, havayı yumuşatıcam ya. bunun meali şuydu: "lan şampuanımız da yok keşke ondan alsaydık. yıkanırdık" /stop/

    ben bu cümleyi söyleyince, lord ile artı bir çığlıklar atmaya, lord daha önce duymadığım bir ağza oturuşla "annnaaaannıı sikkeyiimmm" demeye başladı. noluyo lan falan derken aklıma yukarıda anlatmadığım iki şey geldi:

    1)kıza verdiğim tepki: "aynısı var lan bende"(garnier frutis)
    2)polise kaybolduğunun söylenmesinin abes olduğunu düşündüğüm son item : şampuanım.

    amına kodumun bacaksızı bana benim şampuanı satıyodu. 1 küsür milyonluk şehirin ortasında, git bi araba soy, sonra o arabayı kullanan dallamaları bul, taşşak geç.

    ey hayat! senin espri anlayışını sikeyim!
    (ucurtma, 08.06.2007 14:02 ~ 10.06.2007 15:40)
... toplu gösterim ...