ne kadar parası olursa olsun ne kadar adam alırsa alsın biz zavallı taraftar kendimizi ne kadar paralarsak paralayalım fenerbahçe'nin bir türlü yüzümüzü güldürmek bilmemesi.
otobüste dar bi açıdan kestiğiniz,sokakta yağmur yağarken şemsiyenizin altından şartları zorlayıpta kafanızı kaldırarak bi bakış attığınız,ya da metro da uyur iken seyredilen güzel kızı bir daha göremeyecek olmanız.
"çirkinler hep kaybeder" gibi bir gerçektir . örneğin; erkekler içgüdüsel olarak sağlıklı ve güzel görünen, iyi genlere sahip olduklarını dolayısıyla kendilerine sağlıklı çocuklar verebileceğini düşündükleri kadınlara yönelirler (ilişki yaşamak gibi bir hedefleri olmasa da...)onlara saygı duyarlar, onların yanında heyecanlanırlar, kendilerine itiraf etmeseler bile onların gözünde güzel kadınlar hep daha değerlidir. sadece erkekler mi, kadınlar da güzelliğin önünde saygıyla eğilir nedense... çirkin hemcinslere de karşı cinslere de acımasız davranılır bir yerde. onun için istediği kadar fedakar, sevgi dolu, zeki vs vs... olsun çirkin bir insan tırnaklarıyla kazıya kazıya bir yerlere ulaşmak zorundadır,sevdiği erkeğin/kadının hayatında hep en yakın arkadaş, sırdaş olmak zorundadır. çirkin biri konuşmaya başlamadığı sürece fark edilmeyen olmaya dolayısıyla ilk izlenimde asla dikkati üzerine toplayamayan olmaya mecburdur...
işte tüm bu gerçekler ve yazıya dökemediğim daha fazlası benim içimi acıtmaktadır. sanki güzel veya çirkin olmak insanın seçimiymiş gibi... sanki sağlıksız doğmayı biz seçiyormuşuz gibi... sanki güzellik sonradan kişinin kendi iradesi ve çabası ile elde edilen bir şeymiş ve bunun için takdir edilmeye değermiş gibi... insanlar öyle acımasız ki... sanki kendileri insan değilmiş ve hep aynı muhteşemlikte kalabileceklermiş gibi...
genelde istemediğiniz şeyler hayatınızda ısrarla yer alırken, istedikleriniz olabildiğince erişilemez olurlar. bazen hayat küçük kıyaklar geçer ama onları da sonradan elinizden oyuncağınızı alır gibi söker alır.
terkeden kişi hiçbir zaman pişman olmaz ve loser olan hep terkedilendir.
türk filmlerindeki 'bak işte o kalbini kırdığın çirkin kız değişti ve güzelleşti ama ayaklarına kapansanda sana geri dönmeyecek' repliğinin gerçek hayatta yeri yoktur.
annem her zaman "sizin hayatınız benimkine çekmez inşallah" demiştir.ama gelin görün ki ailenin içinde siz de varsınız ve ne olup bitiyorsa siz de onun direkt parçasısınızdır.hayat her zaman güzel yanlarını göstersin diye ister insan ama hiç bir şey bu şekilde umutlarla olmuyor malesef.şu gerçeği daha iyi anladım artık,kimsenin kimseye faydası yok sadece kendisinden başka.
insan biyolojik yapısı gereği osurur. gürültülü veya derinden bir şekilde bayan ya da erkek her insan bunu yapar ve genellikle kötü kokar. ayrıca güzel kızların kakası pembe değildir.
hayat akıp giderken, çiçekler açıp, güneş her gün yeniden doğarken ve siz tüm bunlarla mutluyken, bir gün acı bir haber alırsınız.. babanız ölümcül bir hastalığa yakalanmıştır. doktorlar hiç olumlu konuşmazlar.. her şeyin en ama en sonunu söyler en başından. çare yok, metanetli olun derler.. tüm bunlar olurken babanız bi'haberdir olanlardan.. hayata duruşu ve bakışıyla size örnek olmuş;, delikanlı, adam gibi adam karşınızda iki dudağınız arasından çıkacakları sabırsızlıkla beklemektedir sizden..
siz alırsınız yaradandan aldığınız kuvveti ve metaneti babanıza en güzel gülümsemenizle, en olumlu konuşmalarınızı; umutlar saçarak verirsiniz. ancak bilirsiniz ki son baştan bellidir. araştırmalar yaparsınız, arşivler oluşturursunuz, çareler ararsınız.. her şey küçük bir mucize içindir.. tedaviler daha da yorgun düşürmeye başlar babanızın bedenini.. daha da daha da zayıflamaya, daha da ufalmaya başlar o dünyalar yakışıklısı gencecik babanız. ama inatla siz gülümser, sevginizle sarıp sarmalarsınız o'nu ve hayatı...
o; ellerinizden kayıp giderken, yine çiçekler açar, yine güneş her gün doğar.. siz canın içinde size can vermişken, babanıza çare olamamaktan, her sabah hıçkırıklarla uyanarak kalkıp, koşarsınız onun yanına ve yine yüzünüzde o gülümseme maskenizle, içiniz busburuk... elinizden hiçbir şey gelmeyeceğini bilerek..
artık babam yanımda yok, burnumun sızısı özlemi.. ancak hala sevgisi yüreğimi ısıtmakta..
insanoğlunun pireye kızıp yorganı yakabilme kudreti. ne kudreti, şapşallık aslında. ama sonradan farkediyorsun bunu, çoktan geçip gitmiş oluyorsun oralardan. e zamanı da alamazsın geri, haydi otur yan.