mor ve ötesi şarkısı.gül kendine albümünde 4.sıradadır.
uğraş didin farklı şeyler yapmak için
3 kişi ya da 5 kişi anlar
ve zaman ve zaman farklı yüzlerle
bazen yanında bazen arkanda
yalan diye birşey yok
gördük ama konuşmadık
ve hayat herşey yolundayken dur dedi artık
ve hayat herkes evindeyken dur dedi artık
ve hayat ki canına tak etmişti
sus dedi artık
ve hayat
kırık düşler aynı yalnızlık
öyle azaldık ve yıprandık ki
kafamız karışık değişmek zor
dünya yıkılsa anlamazlar
ve hayat herkes evindeyken dur dedi artık
ve hayat herşey yolundayken dur dedi artık
ve hayat ki canına tak etmişti
sus dedi artık
ve hayat
(yer kaplamasın şarkı sözü serverda diye kısalttım valla)
hayat bir ürpertidir kuytularımda
hayat ayak sesleri uykularımda
hayat bir özleyiştir umutlarınla
sırları gizleyiştir kuşkularınla
...
hayat yanılgıdır duygularında
...
hayat bir aksi seda uçurumlarda
dağılır paramparça karşı yarlarda
bir üçüncü göz gerek hayat sevgidir
çöz artık gözlerini oyun bitmiştir.
içinde yaşadığımızı iddia ettiğimiz,bizi kendine tatlı bir tebessümle bağlamış,son kullanma tarihi herkese ayrı verilmiş,tek kullanımlık zaman zarfı.''zaten hayat 3 yalnışın götürdüğü bir doğru ya da en doğrudan daha gerçek bir yalan değil mi?''demiş şahsım..
hayatın tanımı yoktur. ne kadar farklı beyin, yürek varsa o denli çeşitlidir. kim nasıl anlıyorsa odur yaşam ama 'doğru mudur, yanlış mıdır?' bunun cevabını da yaşamın kendisi verir. sorunun kendisi de o cevabı da.
bazen düşersiniz üzerinden..bazen de atlarsınız..sonra,pişman olup "hayatı yakalayalım" diyerek elinizi uzatırsınız,bir de bakarsınız ki,elinize hayatın en olmadık yeri gelmiş..
bir türlü optimum derinliğini bulduramadığım, gözyaşı, ter, sperm, kadın kokusu, yeşil elma tadı ve yanmış mısır patlağı, az emek, çokça acı, çokça da mutluluk birikintisi.
derinden gitmek, derin olmak, derini bulmak için kastıkça yukarı iten, bu sayede aslında dipteki huzurdan defedilişi, yükselmek, güneşe kavuşmakmışcasına satmaya çalışan, hadiseyi idrak edip sığ olmaya çalıştıkça derinlerin sakinliğini arzulatan, dibe çeken garip bir şey. her yanı sağlama almak için duvarları ördüren, sonra kendi elleriyle insana bu duvarları yıktıran, mutluluğu hep kiralayan ama satmayan, insanı hiç olmadığı kadar mutluyken, kendisi hakkında konuşturabilen, kızdırabilen, çok tatlı bir çocuk havuzu. çırpındıkça biriktirdiklerimiz havuzun dışına sıçrayıp tükeniyor zaten. biz de hem çırpınıp hem de yeniden dolduruyoruz onu.
özetle şahane bir hadise şu ana kadar, hayattan mutsuz olanın hayat hakkında yorum yapacak vakti olmaması gerektiğine inanıyorum, gözlerinizi kapattığınızda aklınıza gelmeyen her şeyi yapın diyorum.
içinde batmamak için çırpınıp durduğumuz iğrenç bir bataklıktır hayat.ve birgün yorgun düştüğümüzde boşu boşuna çırpınmaktan,bırakırız kendimizi o iğrenç bataklığın içine öylece.