güzeldir çünkü bu gerçekten müstesna olmak dünyanın yok oluş zamanlarında yaşamak anlamına gelir. bir ömür yeryüzü üzerinde canlanabilecek en kötü, en iğrenç anlarla örülüyor, öldürülüyor yani.
kişinin eskiden kurtulup yeniye yüzünü döndüğünün işaretidir.
hayat sen olmasan da devam edecek martılar yine başımın üzerinde uçacak, yine bir adamın gözlerinde heyecanı hissedeceğim, yine bir el heyecanıma ortak olacak, belki bir oğlum olacak iisminde yaşattığım, hepsinden farklı olacaksın diğerleri gibi eski olmayacaksın ama hiç yeni de kalamayacaksın, ben yine senin sokaklarından kaçıp, kadehlerde avuntuma devam edeceğim, rüyalarımda seninle uyuyup, başka bir adamla uyanacağım, her erkekte seni arayacağım, her parümünün kokusunda seni koklayacağım, gözlerim dolacak fakat bu sefer ağlamayacağım, uzunca bir zaman alsa da seni unutacağım, ben bunları eskisi gibi değil kendi içimde yaşatacağım, yine de kırık gülümseme bile olsa eskisinden iyi olacak, acıtacak, yıpratacak, belki beni değiştirecek ama beni üzen varlığın olmayacak.
belki " hep biraz eksik olacak artık her şey " lakin hayat devam edecek bir şekilde. " vazgeçilmezlerim " dediklerinden bir bir vazgeçmek zorunda kalmıyor mu zaten insan hayatı boyunca? yine de bir şekilde devam ediyor yaşamaya işte. o yüzden bağlanmayacaksın diyorum ve konuyu bağlıyorum. bir şekilde...
gittiğin zaman, tüm dünyam yıkılmıştı resmen, herşey kararmıştı, depremden geriye kalan bir enkaz kadar karmaşıktım.. ayakta duramıyor, önümü göremiyordum..
hani aynaya baktığında göremez ya kendini hayaletler... ben de öyleydim işte.. tıpkı bir hayalet gibi.. herşey bitmişti benim için sanki.. tüm inancım yıkılmıştı.. herşey yerle bir olmuş, yaptığım, diktiğim tüm kaleler, sanki iskambil kartları gibi dağılmıştı bir anda..
ama şimdi...
ama şimdi biliyorum ki
hayat sen olmasan da devam edecek.. ediyor da.. hem de eskisinden çok daha güzel belki de..
hayat şüphesiz ki devam edecek.. belki de en önemli şeyler eksik kalacak. mutluluk olmayacak, huzur olmayacak.. yalnız kalınacak ama bu yalnızlığa şikayet edilmeyecek, çünkü kendi tercihi olacak kişinin bu yalnızlığı.. sonra yalnızlık yoracak. mutluluk huzur aranacak. hayatta ki eksiklikleri doldurmak isteyecek. yeni bir sen olacak hayatta.. ve hayat dolu dolu tekrar devam edecek.
bilincindeyim. bilincideyiz bunun.
lakin ölmeyi bayılmak gibi bir şey sanma anlarımızdan kalsa gerek, öleceğiz sanıyoruz. böyle ayaklarımızı yerden kesen nefesimizi de kesiverecek sanıyoruz.
başlıyor bir kanama. ünitelerce kan istiyoruz.
uzun süre kanıyoruz. canımız yanıyor, canım dediğimizden habersiz.
ama yaşıyoruz. öpüyoruz gözlerimizden yaşıyoruz.
hayattayız. devam edecek, etmek zorunda.
kimse için bitmemeli. birisi için bitebilecek kadar değil çünkü. o kadar değil!
neleri kaybettirdi sana, yaşam aralığında hayat denilen kavram? kazandırdıkları mı çoktu, kaybettirdikleri mi? savruk düzende, kavruk yaşam mıydı seçtiğin? yoksa zorunluluklar mı?
kendini katlediyor zaman geçerek ve biz onun hakkını vermeyerek her an öldürüyoruz. herkes kendi derdinde, birbirine çelme takarak yoluna devam etme çabasında. ya sen neresindesin bu kargaşanın? bırakan, sinenlerden mi, sadece yoluna devam edenlerden mi, mücadele edenlerden mi, her şeye kafa sallayanlardan mı, umutla bekleyenlerden mi, her olumsuzluğu tanrı'ya mal edenlerden mi, uğruna yaşanılanlardan mı, uğruna yaşadığın insanlar ve gayeler olanlardan mı, kıymet bilenlerden mi, nankörlerden mi? yoksa savaşanlardan mı hayatla?bilmiyor musun yoksa? savaşlar, savaş meydanlarında orduların çarpışmasıyla olmuyor artık. orantısız güç kullanıyor hayat. kullanılması yasak olan o silahları kullanmaktan çekinmeden hem de.
"sen kimsin ki hayatla başedecek?" diye soranların çokluğunda, çıkmaz sokaklarda, buz gibi terkedilmişlikler içinde kalmanın acısıyla kaldığında, hayat kazanmış olacak.
umut etmeyi bırakmadıysan, nefesin hala girip çıkıyorsa bedenine, hissediyorsan yağmuru, güneşi görebiliyorsan eğer, bil ki, hayat devam ediyor kendisinin ve onu yaşayanların iki yüzlülüğüne rağmen.
ve, sen benliğinle bezesen de, olmasan da devam edecek arsızlığına.
dayak yemişten beter eden sözlerdir. bu sözleri duyan insan için bir iki saniyeliğine hayat durur, dünya dönmez olur. her şey bitmiş olsa bile, tınısı yankılanır beyinde uzun bir süre.. ağır bir elveda, bir hoşçakal gibidir. bir daha görmeyecek olunsa bile, "bitmesin bu an"ının ağırlığı gibidir.
ilişki noktalanırken sevgilinin kafasında soru işareti bırakmak yahut bırakmamak için, ses tonu ayarlanarak söylenebilen güdümlü bir cümledir. yeri gelir acıtır, yeri gelir yüreklere su serper fakat bu cümlede güvenilir bir kaynaktan alınmış bilgi havası ve kesinlik vardır.
o şey her ne ya da her kim olursa olsun sahip olduğun şeylerle yetinmen gerektiğini anladığın anda,sahipliğini yitirdiklerine geçmişinin ya da geleceğinin değil sadece şimdinin gözünden bakmaktır...
seni dondurup bırakacak olan söylem... bak şimdi şunu düşünelim... öldün... düşün öldün... seni öğle namazına mütakiben gömdüler aile mezarlığına... senin namazını kılan arkadaşların helal ettiler sana haklarını... sen toprak altındasın şu an... soğuk buz gibi... sen henüz toprağa gireli üç ya da dört saat oldu ki, arkadaşların yemeğe gitti... anam... öldüm lan ben ne yemeği... yemek yiyorlar bildiğin... hatta o gece çatır çatır sevişecekler bile... sen ölüsün... canın ciğerin arkadaşın o gece hayatta... sen ölüsün... çok acayip... öldüğünü düşünsene bir...